1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'POLİS SUÇ İŞLİYOR'
POLİS SUÇ İŞLİYOR

'POLİS SUÇ İŞLİYOR'

FİKRİN VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ HAREKETİ Başkanı Av. Barış Mamalı, önceki gün yaşanan ‘polis şiddet’ olayları ile ilgili açıklama yaptı, “Polis örgütü, hukuk tanımaz eylemleri alışkanlık haline getirerek zıvanadan çıkmış, antidemokratik b

A+A-

FİKRİN VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ HAREKETİ Başkanı Av. Barış Mamalı, önceki gün yaşanan ‘polis şiddet’ olayları ile ilgili açıklama yaptı, “Polis örgütü, hukuk tanımaz eylemleri alışkanlık haline getirerek zıvanadan çıkmış, antidemokratik bir kurum görüntüsü vermektedir”

 

 

 

- BASIN AÇIKLAMASININ TAM METNİ -

 

 

 

Polis Örgütü, KKTC Anayasası ile kurulmuş idari anlamda bir devlet organıdır. “Yetki”, bir idari makamın belirli bir işlemi yapabilme ehliyetidir. Diğer bir ifadeyle, yetki, idari makamı işgal eden kişi veya kişilerin kamu tüzel kişisi adına hukuki işlemler yapabilme ehliyetidir. KKTC Anayasası’nın 4. maddesinin (4). fıkrasında “Hiçbir organ, makam veya merci, kaynağını bu Anayasadan almayan bir yetki kullanamaz” denmektedir. Yine Anayasa’nın 118. maddesinde “Polis, demokratik hukuk devleti ilkelerine ve yurttaşların temel haklarına saygılı olarak Anayasa ve yasalar çerçevesinde görev yapmakla yükümlüdür.” denmek suretiyle polisin ancak ve ancak yasalar çerçevesinde görev yapabileceğini açıkça dile getirmektedir.

 

İdare hukukunda yetkiler “verilmiş yetki” niteliğindedirler. Bir kişiye anayasa veya kanunla yetki verilmemiş ise, o kişi yetkisizdir; idare adına herhangi bir işlem yapamaz.

 

Polis mensuplarının kullanabileceği “Yetkiler” 51/84 sayılı Polis Örgütü Yasası’nda sayılarak ve somut olarak belirlenmiştir. Yasanın muhtelif maddeleri yanında özellikle 8. ve 85. maddeleri görev yapan polis mensuplarının yetki alanını ana çerçevesiyle göstermektedir.

 

Son günlerde yapılan vatandaşın anayasal haklarını kullanarak gerçekleştirdiği toplu gösteriler esnasında polisin bazı şahıslara karşı ellerindeki pankart veya bayraklara el koymak amacıyla müdahalelerde bulunduğunu ve hatta eylemcilere karşı aşırı güç kullanarak şiddet uyguladıklarını görmüştük. Ancak geçen gün protestoda bulunma haklarını kullanmak isteyen yurttaşlara yapılan engellemeler, uygulanan polis şiddeti ve pankartlara el koyma fiilleri polis örgütünün yasa tanımazlığını zirveye taşımıştır.

 

Polisin bu şekilde müdahale ve el koyma noktasında yasal bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Yasa gereği toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde polisin görevi, düzeni ve asayişi korumaktan ibarettir. Polis Örgütü Yasası’nın 8. ve 85. maddelerini incelediğimiz zaman polisin topluluk içerisine girerek müdahalede bulunma yetkisi ancak suç teşkil eden bir eylemin varlığı halinde sözkonusudur. Yani polisin gözü önünde işlenmekte olan bir suç olmadığı taktirde polisin müdahale etme yetkisi yoktur.

 

Toplantı veya gösteri yürüyüşü esnasında veya protesto amacıyla pankart taşımak, asmak kanunlarımızca suç teşkil etmediği için polisin bunlara fiziki yolla müdahale etmesinin hiçbir yasal dayanağı bulunmamaktadır. Bu bağlamda protesto içerikli pankartlara zorla el koyma işleminde bulunan ve sırf protesto etme amacıyla toplanan insanlara şiddet uygulayıp onları darp eden polis mensupları bizzat kendileri suç işlemişlerdir. Sırf belli makamları memnun ve tatmin etmek amacıyla hukuk çiğnenemez, insan hak ve özgürlükleri ile anayasal hakların üzerine basılarak keyfi işlemler yapılamaz.

 

KKTC Devletinin Anayasası’nı ve yasalarını hiçe sayan bir kurumun aslında KKTC Devletini de tanımaz bir pozisyon içerisinde olduğu aşikardır. Keza siz bir devleti kuran anayasayı ve onun çıkardığı kanunları bertaraf eder ve kendi bildiğinizi okursanız bunun adı “devleti tanımamazlıktır”.

 

Son yıllarda hukuk dışı uygulamaları nedeniyle Yüksek İdare Mahkemesinde aleyhine karar verilerek mahkum edilen kurumların başında Polis Örgütü gelmektedir. Hukuk dışı davranışları, keyfi uygulamaları ve en tehlikelisi olan yasadışı şiddeti sıklıkla uygulama şekline dönüştüren Polis Örgütünü birileri durduramadığı taktirde bu ülkede insan hak ve özgürlükleri yerle bir olmaya ve korumasız kalmaya mahkumdur. Ancak mevcut sistem içerisinde bunu yapabilecek, polisi denetleyip dizginleyebilecek bir idari yapı bulunmamaktadır. Çünkü polis örgütü fiilen KKTC’deki sivil otoritenin kontrolünde değildir. KTOEÖS Başkanı Tahir Gökçebel’in bizzat polis makamlarınca yanıltılarak hileli bir şekilde tutuklanması, eylemlerde vatandaşın darp edilmesi, coplanması, sendikacıların ve eylemcilerin ağır darba maruz kalması, yasal bir pankart sebebiyle tutuklama yapılması ve pankartlara el koyma girişimleri olmasına rağmen bunu yapan polisler aleyhine hiçbir soruşturmanın yapılmaması polisin idari açıdan denetimsizliğinin en güzel örneklerini teşkil etmektedir. Bugüne değin polis örgütünde yasadışı emri veren kişi ya da bu emri uygulayanın ceza aldığı da görülmemiştir. Bu tür uygulamalar Totaliter Devlet yapılarına özgü bir durumdur ve demokrasiyle hiçbir alakası bulunmamaktadır. 

 

Yasadışı emirleri veren ve körü körüne uygulayan her polis mensubu bundan şahsen sorumluluk taşımaktadır. Kaldı ki verilen emir suç içeriyorsa bu emri icra eden polisin şahsen cezai sorumluluğu da doğmaktadır.

 

Peki ama her demokratik eylemde, toplantı ve gösteri yürüyüşünde halkın karşısına dikilerek birçok yasadışı harekette bulunan, özellikle de pankartlara el koyma ve orantısız güç kullanarak acımasızca vatandaşı darp eden, vatandaşa karşı suç işleyen polis mensuplarına ve bağlı amirlerine kim dur diyecektir?

 

Suç işleyen polislere karşı madem ki hiçbir devlet organı bir şey yapamamaktadır, onları denetleyememektedir, o zaman bunları kim durduracaktır?

 

Artık suç işleyen polisleri bizzat vatandaşın durdurma zamanı gelmiştir. KKTC vatandaşlarının Anayasa ve yasal zeminde sahip oldukları “TUTUKLAMA YAPMA YETKİLERİ” bulunmaktadır. Ülkede yaşayan herkesin suçüstü halinde yani suç işlenirken o suçu işleyen kişiyi tutuklama hak ve yetkisi vardır. Eğer insanların gözü önünde bir polis mensubu suç işliyorsa, yani orantısız güç kullanarak birilerini darp ediyorsa, pankartları almaya çalışıyorsa, vatandaşın bunu yapan polisi derhal tutuklayarak en yakın karakola teslim etme hakkı olduğunu buradan tüm kamuoyuna duyurmak isteriz.

 

“Yurttaşın Tutuklama Yapma Yetkisi” hakkında daha teferruatlı ve aydınlatıcı bilgileri bilahare kamuoyuna açıklayacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 3046 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler