1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Plastik, Kağıt, Cam, Vs...
Plastik, Kağıt, Cam, Vs...

Plastik, Kağıt, Cam, Vs...

- Yok da yere! - Ya nere? - Biraz ilerde çöp tenekesi var, oraya atsan. - Kusura bakma ama dünya zaten çöplüğe dönmüş, ben mi kurtaracam? - Dediğin gibiyse, dünya çöplüğe döndüyse eğer senin gibiler yüzünden..!!! ..... Yukardaki bu diyalog benimle s

A+A-

 

 

 

 

- Yok da yere!

- Ya nere?

- Biraz ilerde çöp tenekesi var, oraya atsan.

- Kusura bakma ama dünya zaten çöplüğe dönmüş, ben mi kurtaracam?

- Dediğin gibiyse, dünya çöplüğe döndüyse eğer senin gibiler yüzünden..!!!

.....

Yukardaki bu diyalog benimle sokakta yürüyen birisi (cinsiyet belirtmeye gerek yok) arasında geçti bir süre önce. Gün içinde gerek yaya gerekse araçlarıyla dolaşan bir sürü insanın yere çöp attığını görüyoruz. Alıştık buna(!), kanıksadık...

Bunlar görünenler. Bir de görünmeyenler, kamyon kamyon, gemi gemi taşınanlar var, ki en korkuncu da bu.

Ee, bu kadar tüketim varsa, deli gibi tüketiyorsak tabii ki çıkacak bu kadar çöp! İsraf israf israf, nereye kadar? ‘Anal Toplum’ haline geldik. Yiyip yiyip çıkarıyoruz. Eski uygarlıklar (İnka, vbg) dışkılarını da değerlendiriyorlardı bahçe ve tarlalarına gübre yaparak. Biz biriktiriyor, arındırmaya çalışıyor, başa çıkamayınca da derelere denizlere veya gözden uzak yerlere döküyoruz.

Hade dışkılarımız ‘organik atık’ sayılır, fakat bundan çok çok çok daha kötüsü, en kötüsü tehlikeli atıklar (kimyasallar, vs.) meselesi var. Katı, sıvı, gaz her şekilde atıyoruz. Attıkça atıyoruz. Attıklarımıza ne oluyor düşünmüyor, umursamıyoruz. Küçük ölçekte ülkemizin, büyük ölçekte dünyamızın geldiği durum ortada. Herkes kirlilikten yakınıyor, ama kimse kendini kirleten olarak görmüyor. Sorumluluk almıyor. Yapan hep ‘başka’sı, ‘öteki’...

 ......

Böylesi genellemeler yaparken, bu genellemelerin kafalar üstünden geçip gideceğinin,  adreslerine ulaşmayacağının farkındayım. Bu nedenle de, ‘anal’dan kanal değiştiriyorum. Kendi yaşamımın içinden konuşayım o zaman. Ve gündelik yaşantımda en çok karşılaştığım ve en fazla çöpe atılan üç madde hakkında konuşayım biraz.

Kağıt → Çöpe gidişine tanık olduğum zaman en çok üzüldüğüm madde. Kaynağını biliyorum çünkü. Biz evde maksimum şekilde geridönüştürüyor, yeniden kullanıyoruz. Ama özellikle de gazetelerle ilgili bir şey yapamıyoruz, arşivimiz için alıkoyunmayanlar çöpe gidiyor. Recycle atelye veya fabrikaları yok. Başka şansımız yok... Ah, ne büyük bir servet gidiyor çöpe. Ne büyük bir israf...

Cam → Nerdeyse yüzde yüzü dönüştürülebilir, geri kazanılabilir camın, ama hani nerde, kim yapıyor? Biz çocukken, ‘bakkallar zamanı’nda cam şişeler bakkallara geri giderdi. Boşunu verip dolusunu alırdınız. Ne güzeldi bu alış-veriş...

Plastik → Plastik, en sevmediğim madde. Hiçbir şekli sevdiremez bana plastiği. Plastik sinirimi bozuyor! Kırsal ve ilkel olanı, aslında her şeyi bozuyor. Doğayı, köyü, kırı bozan şey plastik!!! Doğayı, köyü, kırı her yeri bozan şey plastik! Plastik ve türevleri. Belki de çöpe en fazla atılan ve çoğunlukla geridönüşümü olmayan madde...

Plastik her yerde. Plastik ele geçirmiş bizi. Evimize hiç sokmamaya çalışıyoruz ama her yandan akın ediyor. Doğum günlerinde çocuklara alınan plastik oyuncakla, marketten alışveriş yaptıktan sonra ambalaj ve plastik poşet olarak – tamam, bir kısmına engel oluyoruz, ama yine de giriyor eve. Bari tamamen engel olamıyoruz, en azından minimumda tutalım diyoruz, bunun için çabalıyoruz, ama çocuklar küçükken o kadar zor ki... Kişi başına düşen yıllık plastik tüketimi o kadar yüksek ki...

......

Evet, kısacası sanki bu dünyadaki işimiz gücümüz tüketmek. Her birimiz müsrifiz. Her memleket müsrifler ordusu. Asya ve Afrika kıtalarındaki çoğu ülkeler için söyleyemeyiz bunu. Ama en başta ABD ve Avrupa’da çok tehlikeli boyutlara ulaştı artık bu tüketim deliliği.

Yine uzaklara bakmayı bir kenara bırakıp da bizim toplumumuz üzerine zoom yapacak olursak (ki başka konularda olmasa da çöp çıkarma konusunda tam bir Batılıyız. Eminim bunu duyacak olsa sevinenler bile vardır  aranızda...)    

Bu yazıyı kirletenler için yazdım. Onlar ki sayıları çok fazladır, biliyorum. Ama yine biliyorum ki onlar bu yazıyı okumayacak. Okusalar bile, öyle bir savunma mekanizması geliştirdiler ki, kendilerini kirleten olarak görmedikleri için hiçbir şeyi değiştirmeyecek maalesef. Oysa, her birimiz kendi yaşamımızda küçük değişikler ve fedakarlıklar yaparak büyük bir fark yaratabiliriz.

Lefkoşa’da süren çöp sorunu nedeniyle herkes belediyeyi suçluyor. Evet suçlu olabilir ama kapımızın önündeki çöp tepesine bakarken hiç mi düşünmez insan, bu kadar çok çöpü nasıl çıkardım ben? Bunu azaltamanın bir yolu yok mu?

Herkes herkesi eleştiriyor, ama özeleştirisini yapan yok....

Biri, ‘devlet’ mi dedi..?

Devlet veya devletler. En büyük kirliliği yaratan onlar zaten, kurtuluşu onlardan beklersek daha çooooook bekleriz... 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 723 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler