1. HABERLER

  2. RÖPORTAJ

  3. “Peşkeşler, devlete saldırıdır”
“Peşkeşler, devlete saldırıdır”

“Peşkeşler, devlete saldırıdır”

“Stratejik kurumlarımızı AKP sermayesine bölüp, parçalayıp peşkeş çekmeden bahsederler. Bu devlete de yapılan bir saldırıdır. Biz bu peşkeşlere karşıyız.”

A+A-

Fayka ARSEVEN KİŞİ

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası (KTAMS) Başkanı Güven Bengihan, Türkiye Cumhuriyeti ile UBP-HP Hükümeti arasında imzalanan İktisadi ve Mali Protokol ile stratejik kurumların peşkeş çekilmeye çalışıldığını vurguladı, “bu devlete yapılan bir saldırıdır” dedi.

“Bu ülkede elinizi taşın altına koyma noktasında çalışanlar, özellikle özel sektör çalışanları çok fazla bedel ödedi” şeklinde konuşan Bengihan, “Biz bedel ödeme noktasında acı reçetede değil elimizi, bütün vücudumuzu soktuk. Ama Cumhurbaşkanından, bakanlara, siyasi partilere hepsi parmağının ucunu dahi koymadı” ifadesinde bulundu.

Maliye Bakanı’nın protokol masası için çağrı yapmadığını da belirten Güven Bengihan, “Birçok yasal düzenleme isteyen konu var. Bunlar para pul istemez. Olgun Amcaoğlu, fırsat bulursa her şeyi ben bilirim mantığıyla hareket etmekten çağıracak herhalde bizi” açıklamasında bulundu.

Bu hafta KTAMS Başkanı Güven Bengihan ile ülke sorunlarını konuştuk

 

“Stratejik kurumlarımızı AKP sermayesine bölüp, parçalayıp peşkeş çekmeden bahsederler. Bu devlete de yapılan bir saldırıdır. Biz bu peşkeşlere karşıyız.”

“Kültürümüz, dokumuz bozuldu, kendi ülkemizde azınlık durumuna düştük”

  • YENİDÜZEN: Türkiye ile imzalanan protokol var, sizin karşı duruşunuz var.
  • Güven BENGİHAN: UBP-DP hükümeti AKP hükümeti tarafından kurulan biat eden bir hükümettir. Varlık nedeni de bu protokollere imza koyup bu imza karşılığında da AKP yetkililerinden para kopartarak, ülkede hükümetçilik oynamak, kendi yandaşlarını nemalandırmaktır. Kıbrıs Türkü’nün geleceği, kültürü, demografik yapısının bozulmasını önleyici yönde hiçbir önlemleri yoktur. Daha da Türkiye yetkililerine ekonomik ve siyasi yönden Kıbrıs Türkü’nü bağımlı kılıyorlar. Ekonomik yönden, yapılan protokollerle, siyasi yönden de bu dayatma paketlere emir eri gibi uyarak. Ayrıca bu ülkeye yapılan taşıma nüfus nedeniyle Kıbrıs Türk toplumunun seçme ve seçilme hakkı da elinden alınıyor. Siyasi irademiz yok oluyor. Çok kısa bir süre sonra bu koltuklarda Kıbrıs Türk kimliğini taşıyan birini bulamayacaksınız. Protokolle karşı çıkmamızın en önemli nedeni protokoller Kıbrıs Türk toplumunu yok oluşa doğru sürüklüyor. Kıbrıslı Türklerin varlığını sürdürebilmesi, geleceğini sağlam temellere kurabilmesi, kendi kendini yönetebilme hakkını Türkiye’deki yetkililer vermiyor. Çünkü 1974’ten sonra kurdurulan bu statüko, patronaj sistem bizi hep TC’ye bağımlı kılmıştır. Onların taleplerini yerine getirdiğimiz sürece bize katkı yapmayı sağlamaktadırlar. Ayrıca bizi üretimden de kopardılar. Kıbrıs Türk toplumunu 1974’ten sonra ‘merak etmeyin sizin üretimdir, tarımdır, hayvancılıktır, sanayidir bunlarla uğraşmanıza gerek yok, siz bizim İstanbul’un küçük mahallesinin nüfusu kadarsınız’ denildi ve Kıbrıslı Türklerine burada memur olma zihniyetini aşılandı. Erken emeklilik sistemi yaratıldı, bunu da bu zihniyet, UBP yapmıştır. Bu ülkedeki önemli stratejik kurumların başına hiçbir bilgi, beceri, likayatı göz önünde tutmadan atamalar yapıldı. Amaçları partililerini ve yandaşlarını mutlu etmek, o koltuklarda ne kadar uzun süre otururlarsa bu statükodan beslenmek. UBP, bu statükonun, bu sürdürülemeyen yapının da hem kurucusu hem de bekçisidir ve bunun bozulmasını da istemez.

  “Kültürümüz, dokumuz bozuldu, kendi ülkemizde azınlık durumuna düştük ve yok olup gidiyoruz.

Yeni bir düzene karşı hiçbir düşünceleri yoktur. Kıbrıs Türk toplumunun yok olmasına yönelik aldıkları önlem de yok. ‘Gelen Türk, giden Türk’ mantığı geçerlidir. Bir dönem yaklaşık 14 bin kişiye kriterlere uyup, uyulmadığına bakılmaksızın golifa gibi vatandaşlık dağıttılar. Dünyanın hiçbir yerinde özellikle ada ülkelerinde ada toplumunun kültürü, dokusu bozulmaz. 10 tane mührü vardır diye onu vatandaş yapmazlar. Emeğini burada  çıkarmaya gelenler de ‘kendi gelen’ olmaz. Kapıdan, kontrol ve denetimlerden geçirilir. İhtiyaç analizi çerçevesinde belli plan, programa göre bu ülkeye kalifiye elemanlar gelmesi gerekir. Gelmesinde sıkıntı yok, sıkıntı ihtiyaçtan fazla nüfus akışının kontrolsüz bir şekilde burada olmasıdır. Kültürümüz, dokumuz bozuldu, kendi ülkemizde azınlık durumuna düştük ve yok olup gidiyoruz. Bizim gailemiz kültürümüze, dokumuza, insanımıza sahip çıkan ve o alanda hizmet veren partilerin iktidara gelmesidir.

“Temmuz ve Ağustos maaşları için her iki aydaki yüzde 2’lik kesinti halen daha iade edilmedi. Bu da hukuk tanımaz, emek düşmanı zihniyette olduklarının göstergesidir.”

Protokolün içerisinde bizi bekleyen tehlikeler var; toplu sözleşme düzeni ortadan kaldırılıyor. Kamu çalışanlarının maaş dışında tüm ödeneklerinden yüzde 10 kesinti yapılıyor. Yeni istihdamlara kota konuldu. HP’nin durdurulması ya da kesilmesi ile ilgili adımlar atıldı. Bu zihniyet 2011’de de bizim üzerimizdeydi. Yüzde 14.72 çalışan ve emeklilerden UBP zihniyeti gasp etti. Aynı zihniyet yine hükümete geldi, yüzde 2 çalışanlardan gasp etti. Ancak Yüksek Mahkeme bunu durdurdu. Bu karar 29 Temmuz’da alındı ve buna rağmen çalışanlara Temmuz, Ağustos maaşlarına verilmedi, Eylül’de başlandı. Geriye dönük Temmuz ve Ağustos maaşları için her iki aydaki yüzde 2’lik kesinti halen daha iade edilmedi. Bu da hukuk tanımaz, emek düşmanı zihniyette olduklarının göstergesidir.
Kooperatif Merkez Bankası iştiraklerinin elden çıkarılması konusunda da bazı girişimler var. Kooperatifler bugün köy halkının, çiftçinin, emekçinin özellikle dayanışma evidir. Ülkedeki ticari bankacılık zihniyeti ile hareket etmez. Yönetimlerinde bazı sıkıntılar varsa yanlış yönetilenlerle ilgili cezalar uygulansın. Ama bunu bahane gösterip, kooperatifleri kapatıp halk ticari bankalara mecbur bırakılmasın. Timsahlara atılmasın.
Bir de stratejik kurumlarımızı AKP sermayesine bölüp, parçalayıp peşkeş çekmeden bahsederler. Bu devlete de yapılan bir saldırıdır. Biz bu peşkeşlere karşıyız.

  • YENİDÜZEN: Bağımlı yaşıyoruz. Bu bağımlıktan çıkmak için sizin acı reçete önerileriniz nedir?
  • Güven BENGİHAN: Sendikalar acı reçete ile ilgili bir önceki hükümet döneminde uzmanlarla birlikte ekonomik platform toplantısı yaptı. Ülkemizin içinde bulunduğu bu krizin içinden nasıl çıkabiliriz ile ilgili kafa patlattık. O çalıştaydan çıkan sonuçları dönemin Başbakanı Tufan Erhürman’a verdik. ‘Biz sendikalar olarak ekonomik krize çözüm üretme anlamında çalışma yaptık. Gelin birlikte bunu tartışalım, uygulayabileceklerimizi görüşelim’ dedik. Elimizi taşın altına koymak gerekirse hep birlikte koyalım. 60 maddeden oluşan önerileri verdik. Ancak bu acı reçete ile ilgili verdiğimiz önerilerimizle ilgili tek bir toplantı yapılabildi. Doğrudur bir önceki hükümet döneminin şansızlığı da vardır. Türkiye’deki hem ekonomik hem siyasi gelişmelere bağlı olarak döviz karşısında TL değer kaybetti. Bu değer kaybetmesiyle çalışanların, toplumun alım gücü düştü. Özellikle Kıbrıs’ın kuzeyinde daha da çok hissedildi. Şuan ki hükümetin böyle bir sıkıntısı yok. Ekonomik yönden TL, döviz karşısında gerileme noktasında değil. Daha stabildir.

 “Ülkede vergi adaleti yok. Sermaye ve büyük işadamlarından vergi alınmıyor. Özellikle dünya zenginler listesinde olan üniversite patronları var. Bir kuruş vergi ödemez. Ancak dünya zenginler listesindedir.” 

 “Vergi almada adaletsizlik”

  • YENİDÜZEN: Acı reçetenizin içerisinde neler vardı?
  • Güven BENGİHAN: Vergi adaleti noktasında, vergi toplamada bugün ‘bordo mahkumu’ diye nitelendirdiğimiz kamu görevlilerinden vergi her ay düzenli olarak maaşlarından alınıyor. Ancak ülkede vergi adaleti yok. Sermaye ve büyük işadamlarından alınmıyor. Özellikle dünya zenginler listesinde olan üniversite patronları var. Onlar bu ülkenin hükümetinin çıkardığı teşvik yasası adı altında bir kuruş vergi ödemez. Ancak dünya zenginler listesindedir.  Bu ülkenin otellerinin patronları bazıları medyaya da girdi şuan en büyük güç olan basın alanında bu patronlar yerini aldı ve bu patronlar da bir kuruş vergi vermez. Bu konuda bir adım yok.

  “Biz bedel ödeme noktasında acı reçetede değil elimizi, bütün vücudumuzu soktuk. Ama bunlar parmağının ucunu dahi koymadı.”

Biz çalışanlar olarak acı reçete konusunda elimizi taşın altına koyduk. Geçen Ağustos-Eylül-Ekim Kasım-Aralık maaşlarımızdan ek mesai ödeneklerinde yüzde 10 kesinti yaptık. O dönem sayın Olgun Amcaoğlu, ‘benim milletvekilli tahsisatıma dokunamazsınız’ dedi. Yasa değişikliği ile milletvekillerinden de kesinti oldu. Ancak onun dışında siyasi partilerin aldığı 11 milyonluk katkı payında hiçbir kesinti olmadı. HP ise o dönem popülist tavırlarda bulunmuştu.

 “Bu ülkede elinizi taşın altına koyma noktasında çalışanlar, özellikle özel sektör çalışanları çok fazla bedel ödedi. Çünkü onların hayat pahalılık uygulamaları da yok. Esas en çok mağdur olan onlar.”

 

Bu ülkede elinizi taşın altına koyma noktasında çalışanların özellikle özel sektör çalışanları çok fazla bedel ödedi. Çünkü onların HP’leri de yok. Esas en çok mağdur olan onlar. Onlara yönelik de bir şey yapılmadı. Cumhurbaşkanından, bakanlarından aşağı doğru bir önceki hükümet döneminde bir kesinti gördük mü? Cumhurbaşkanın örtülü ödeneği var. Çıkıp dedi mi ‘ben örtülü ödenekten bu kadar kesinti yaptırıyorum.’ Bakanlar fedakarlık yaptı mı? Ya da siyasi partilerden?
Kamu ve özeli kutuplaştırıp birbirine düşman göstermeye çalışırlar. Biz KTAMS olarak üretmeyen, çalışmayan, zamanında gelmeyen kamu görevlilerini kesinlikle savunmayız. Bunun gereklerini uygulamada da varız. Ama disiplin soruşturmasını başlatacak bakanlar sadece bakıyor. Soruşturma açmıyorlar. O yüzden biz bedel ödeme noktasında acı reçetede değil elimizi, bütün vücudumuzu soktuk. Ama bunlar parmağının ucunu dahi koymadı.

“15 aylık hükümetleri döneminde TDP ve CTP’nin emekten yana politikalar ve Kıbrıs Türk toplumunun yok oluşunu engelleyen ya da durduran muhaceret yasasını ortaya koyması gerekirdi. Bunları yapmadılar, her geldiklerinde de bunlarla ilgili adım atılacağı söyleniyor ama yapılmıyor.”

 

“TDP ve CTP emekten yana politika ortaya koymadı”

  • YENİDÜZEN: Sizce Kıbrıs Türk toplunun varlığını sürdürebilmek için en önde alması gereken kararlar nelerdir?
  • Güven BENGİHAN: Yurttaşlık ve muhaceret yasası ile ilgili gerekli adımlar atılmalıdır.  Bu topluma özellikle sol partilerin yurttaşlık ve muhaceret yasasında Kıbrıs Türk toplumunu koruyan yönde bir düzenleme getirmelerini beklerdik. Bu yapılmadı. Bunu ben UBP’den, HP’den beklemem. Ama bunu CTP’den, TDP’den beklerim. İkincisi; toplu iş sözleşme yapılabilmesiyle ilgili Zeki Çeler bir tüzük ortaya çıkardı. Bu tüzüğü gündeme getirip, tartıştırmadılar. Yasal bir boyut kazandırmadılar. Bugün özel sektör çalışanlarının mağduriyetinin önlenmesiyle ilgili en önemli konulardan biriydi. Eğer emek en yüce değer ise ve biz de emekçi halkın kitle partisi isek emekçileri iktidara geldiğiniz de koruyan ve üreten emeği sahiplenmemiz onları sermaye kesimine ve UBP zihniyetindeki hükümetlere karşı koruyan politikalar geliştirmemiz gerekir. Bunları yapmadılar. Bu konuda onlar da suçludur. Bugün UBP-HP hükümetinin kurulmasında her ne kadar HP koltuk değneği oldu, çok komik gerekçelerle hükümetten ayrıldıysa da Türkiye’den böyle bir talimat geldiydi, UBP ile kurulsun diye. Ancak 15 aylık hükümetleri döneminde TDP ve CTP’nin emekten yana politikalar ve Kıbrıs Türk toplumunun yok oluşunu engelleyen ya da durduran muhaceret yasasını ortaya koyması gerekirdi. Bunları yapmadılar, her geldiklerinde de bunlarla ilgili adım atılacağı söyleniyor ama yapılmıyor. Demek ki ekonomik ve siyasi yönden TC’ye bağımlı bırakıldığımız için bir dayatma vardır. Hükümete geldiklerinde muhaceret ve yurttaşlık yasası ile ilgili ne gerekçeleri vardı ki yapmadılar? Şimdi  İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars 23 Ekim’de yürürlüğe girecek olan tüzük hazırladı. Bu tüzükle ülkeye giriş ve çıkışların daha kontrollü olabilmesi yurttaşlıkla ilgili müracaatlarda da bazı kriterler getirdi. Bazı kesimler buna karşı çıkabilir bence bu yapılan bir adımdır bizi en azından bulunduğumuz durumdan kontrol noktasından 10 adım ileriye götürmüştür. O yüzden bu yönde atılan adıma destek veririm. Bu büyüyecek.

 “Protokol masası için çağrılmadık. Birçok yasal düzenleme isteyen konu var. Bunlar para pul istemez. Maliye Bakanı fırsat bulursa her şeyi ben bilirim mantığıyla hareket etmeden çağıracak herhalde bizi.”

 

  • YENİDÜZEN: Maliye Bakanlığı ile sendikalar arasında ‘protokol masası’ ne zaman kuruluyor? Sizin talepleriniz ne olacak?
  • Güven BENGİHAN: Kamu Görevlileri Yasası’nın 135’nci maddesi kamu görevlilerinin ekonomik ve sosyal durumlarını korumak, geliştirmek ve çalışma esaslarını düzenlemek amacıyla her yıl görüşme olur der. Uyuşmaya varıldığı takdirde bir sözleşme ile bağlanan konular ilgili yılda uygulanmak üzere hayata geçirilir. Yasal düzenleme gerektiren de Meclis’e gönderilir. Ancak bunlar bütçe görüşmelerinden önce yapılmalıdır. Çünkü sizin talepleriniz bütçe ile alakalıdır. X bir daire için talebiniz olabilir. Bu sadece çalışanların ek mesai ya da maaşlarıyla ilgili değil. Örneğin; Şehir Planlama Dairesi’nin binası aspest. Şehrin planlamasını ve onayını veren merciinin kendi dairesi onaydan geçmez. Ne inşaat izni anlamında, ne sağlık anlamında, ne imar anlamında… Aziz Nesinlik bir konudur bu. 3 kere grev yaptık, bina değişikliği gerekir. Benzeri konular çok var. Kamu reformu sadece çalışana yasa yapmak değildir. Bina da isten, alt yapı isten. Çağrılmadık, sorunu söyleyince, ‘bütçeye koymadık nasıl yapacağız’ denilecek.  Niçin çağırmadın? Bütçeye koymadın? Yasa değişikliği isteyen maddeler var.  Bunlar da ekonomik değil. Çok basit; göç yasasından işe girenler var. Bunların terfilerde sınav geçme notu 70’dir. Diğerlerinin 50’dir. Böyle bir adaletsizlik ve eşitsizlik var. Bu para pul ister mi? İstemez. Yasa değişikliği ister.
    Kadınların doğum ve emzirme izinlerinde de aynı şey geçerli. Sosyal Güvenlik Yasası ile Kamu Çalışanları Yasası çelişir. 8 hafta önce 8 hafta sonra der biri diğeri 40 gün önce 40 gün sonra denir. Yani bunlar gibi düzenlemeler çok var. Ama Olgun Amcaoğlu, fırsat buluşa her şeyi ben bilirim mantığıyla hareket etmekten çağıracak herhalde bizi.
    Çalışanların HP ödeneğini durdurulması, ücretlerin korunmasını istiyoruz. HP ödeneği ile ilgili yasa gücünde kararname yaptılar biliyorsunuz, o kararnameyi Yüksek Mahkeme durdurdu. Meclis açılınca ‘yasallaştıracağız’ dediler. Bizim için önemli olan çalışan ve emeklilerin yanında yasal değişikliği yapacaklarsa özel sektör çalışanlarının da HP oranında ücretlerine artış olması yönündedir. Sosyal devlet ilkesi budur.  Ben alacağım ama özel sektör çalışanı almayacak, üvey evlat mı o?
     
  • YENİDÜZEN: Sendikalarla, Maliye Bakanları hep karşı karşıya… Bu kez diyalog ortamı var mı?
  • Güven BENGİHAN: Konuları şahsileştiriyor, kendisi ile ilgili yapmış olduğumuz eleştirilerden rahatsız oluyor. Kendisi hiçbir eleştiriye açık değil. Siyasetçi eleştiriye açık olur. Bizim amacımız kişisel bir eleştiri değildir. Eleştirimiz uygulanan politikalaradır.

 

yeniduzen-satin-aliniz-20191014112842.jpg 

Bu haber toplam 2232 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler