1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Peristerona Piyi ve Galopsida’da olası gömü yerleri...
Peristerona Piyi ve Galopsida’da olası gömü yerleri...

Peristerona Piyi ve Galopsida’da olası gömü yerleri...

9 Ocak 2012 Pazartesi günü Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Ksenofon Kallis ve Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’la birlikte bazı “kayıp” yakınlarıyla buluşmaya gidiyoruz... “Kayıp” yakınları, yalnızca kendi “

A+A-

 

 

9 Ocak 2012 Pazartesi günü Kayıplar Komitesi yetkilileri Murat Soysal, Ksenofon Kallis ve Kazılar Koordinatörü Okan Oktay’la birlikte bazı “kayıp” yakınlarıyla buluşmaya gidiyoruz...

“Kayıp” yakınları, yalnızca kendi “kayıpları”nın değil, ister Kıbrıslıtürk, ister Kıbrıslırum olsunlar, başka “kayıplar”dan geride kalanların bulunması için de yoğun çaba gösteriyorlar.

Bir “kayıp” yakınının acısını en iyi bir başka “kayıp” yakını anlar çünkü...

İlk durağımız Peristerona Piyi yani şimdiki adıyla Alaniçi köyü...

“Peristerona Piyi” aslında iki ayrı köydü, Peristerona bir köydü, Piyi başka bir köy... İki ayrı muhtarlıkları, iki ayrı mezarlıkları vardı... Ancak çok yakın oldukları için “Peristerona Piyi” diye anılıyordu.

Peristerona Piyi’nin EOKA-B timleri, Kıbrıs tarihinin en karanlık sayfalarına imza atmışlardı 1974’te... Muratağa-Atlılar-Sandallar katliamını gerçekleştirmişlerdi. Geride korkunç bir miras bırakmışlardı... Bu yüzden bu köyden insanlar, hiçbir olaya karışmamış olsalar dahi, köyün bu korkunç ününden ötürü, barikatlar açıldıktan sonra köylerini ziyaret etmediler, edemediler... Bir avuç EOKA-B’cinin yaptıkları yüzünden köyleri bir kez damgalanmıştı ve barikatlar açıldıktan sonra ancak tek tük Peristerona Piyili, buraları ziyaret edebildi...

Peristerona’da 1958 yılına kadar Kıbrıslıtürkler de yaşamaktaydı. 1958’de köyden kaçmışlar, evleri yakılmıştı... Bu Kıbrıslıtürkler’in çoğu Mağusa’ya gitmiş... 1974’e kadar yanık-yıkık Kıbrıslıtürk evleri Peristerona’da öylece hayalet gibi duruyordu... 1974’ün Eylül ayında bu köye yerleşmeye gelenler, bu evlerin öylece durduğunu görmüşlerdi... Köyün camisi de olduğu gibi duruyordu talan olmuş vaziyetteydi – kapısı, penceresi yoktu, kiremitleri yoktu... Klavyalılar buraya 1974’te yerleştikten sonra cami tamir edilerek minare de yapılmıştı... Orijinal camide minare yoktu – zaten pek çok Kıbrıslıtürk yerleşiminde camilerde minare yoktu, pek az yerleşim yerinde camiler minareliydi...

Bu köye yerleşen Kıbrıslıtürkler, Peristerona Piyi’de tek tük Kıbrıslırum da bulmuşlardı. Bunlardan birisi 45-50 yaşlarında bir Kıbrıslırum’du, belinde bir nacak ya da bir bıçak taşıyordu... Onu alıp Akova’daki (Yipsu-Gypsou-İpsoz) esir kampına götürmüşlerdi sağ olarak...

Bazı ölüler de bulmuşlardı... Bir evin banyosunda çürümüş bir ceset vardı, köyün güneyinde bir mağaranın içinde ceset parçaları vardı. Bu ceset parçalarından birisi de askeri bot ayağında olan kopmuş bir bacaktı, başka ceset parçaları da vardı...  Bir samanlıkta bir kadın bulunmuştu... Bu kadın çırılçıplaktı, saçları henüz dökülmemişti, duruyordu, samanlığın içine gömülmüştü... Bunun Muratağa-Atlılar-Sandallar’dan kaçırılıp bu köye getirilmiş olan bir kadın olabileceği de akıllara gelmişti fakat bu köylerden birileri çağrılıp da bu ceset gösterilmemişti. Kimilerine göre bu kadın 22-23 yaşlarında genç bir kızdı, kimilerine göre bir kocakarıcıktı... Bu kadın Peristerona Piyili miydi yoksa Muratağa-Atlılar-Sandallar’dan kaçırılıp EOKA-B’ciler tarafından bu köye mi getirilmişti? Bu sorunun yanıtını bilemiyoruz... Samanlıktaki bu kadını bulanlar  durumu hemen polise haber vermişlerdi. Anlatılanlara göre Çatoz’dan geldiği sanılan bir şiro, askerlerin gözetiminde samanlıktaki kadın da dahil olmak üzere, köyde bulunan bazı cesetleri gömmüştü... Cesetler köyün bir yerine gömülmüştü ama nereye? Bunu ancak bu köyde o günlerde görev yapmış olanların bilebileceğini tahmin ediyoruz, eğer konuşurlarsa, bildiklerini, gördüklerini, duyduklarını paylaşırlarsa, belki bu köyde gömülmüş olan “kayıplar”ın gömü yerlerine ışık tutabilirler...

Peristerona Piyi’de görev yapan mücahitlerin Lapatozlu (Boğaziçi) mücahitler olduğu, Lapatoz’un da Çatoz (Serdarlı-Tsiaos) sancağına bağlı olduğu anlatılıyor. Klavyalılar, köyde Lapatozlu mücahitlerin nöbet tutmakta olduğunu görmüşlerdi... Hatta o dönem Klavya’dan Peristerona Piyi’ye yerleştirilen Klavyalı bazı Kıbrıslıtürkler arasında ev kavgası çıktığında, Çatoz’un sancaktarının köye gelip ortalığı sakinleştirdiği de anlatılıyor. Demek ki Peristerona Piyi, 1974’te Kıbrıslırumlar burayı terkettikten sonra Çatoz sancağına bağlı bir köydü ki Çatoz’un sancaktarı köye gelip duruma müdahale ediyordu... Ancak köyde bulunan ölülerin gömülmesine Lapatozlu mücahitlerin mi yoksa Çatoz’dan gönderilen başka mücahitlerin mi eşlik ettiği bilinmiyor...

Bu köyde 2008 yılında bir ev inşa edilirken, bazı kemikler bulunmuş. Ev sahibi hemen polisi aramış. Dörtyol (Prastyo) polisi gelerek bu kemikleri almış ve incelemiş... “Peristerona Piyi”nin Peristerona bölgesindeki bu evi ziyaret ediyoruz...

Burası, Peristerona Piyi’nin Kıbrıslıtürkler’e ait arazilerinden biri gibi duruyor... Biraz ileride Peristerona’nın  eski camisi görülebiliyor...

Bu evin inşa edildiği yer, bir evin arka avlusuymuş ve 1974’te boş bir avlu olarak, yol kenarında, “gömü yapmaya uygun” bir yer gibi duruyormuş... Çünkü köyün bu bölgesi tenhalıkmış... Avlunun nihayetinde samanlık-ambar gibi bir yer varmış, burası bir evin arka avlusuymuş...

Bu ev inşa edilirken bulunan kemiklere polisin el koyduğunu öğreniyoruz... Fakat polis bu kemikleri ne yapmış? Kayıplar Komitesi Kazılar Koordinatörü Okan Oktay, kemiklerin komiteye verildiği yönünde herhangi bir şey hatırlamıyor. Eğer kemikler Kayıplar Komitesi’ne verilmemişse, poliste mi tutuluyor yoksa Eski Eserler Dairesi’ne mi teslim edildi? Bu konuda Kayıplar Komitesi yetkililerinin araştırma yürütmesi gerekecek...

Bize bu alanı gösteren ve bilgi veren “kayıp” yakınına sonsuz teşekkürlerimizi sunarak Peristerona Piyi’den ayrılıyoruz...

Bundan sonraki buluşmamız, bir başka “kayıp” yakınıyla... Onunla birlikte Galopsida’ya (Çayönü) gidiyoruz...

Bu “kayıp” yakınına göre köyün dışında “Tavşanlık” denen bölgeye biri kadın, biri erkek bir çift gömülmüş... Ayharida (Ergenekon)-Mağusa yolundan köyü terketmeye ve güneye gitmeye çalışan bir kadın ve bir erkekmiş bu... 1974’te savaş günlerinde ya da savaştan hemen sonra meydana gelen bu olayla ilgili başka herhangi bir ayrıntı yok...

“Tavşanlık” denen bu bölgede geçmişte tavşan yetiştiren bir çiftlik olduğu için bölge bu isimle anılıyormuş...

Bu Kıbrıslırum “kayıp” kadın ve erkeğin, “Tavşanlık” bölgesindeki çiftliğin bulunduğu yamaçlara gömüldüğü ileri sürülüyor...

Bu konuda da okurlarımızdan bildiklerini, gördüklerini, hatırladıklarını paylaşmalarını rica ediyorum... Kayıplar Komitesi de, bize bu alanı gösteren “kayıp” yakını da bu konuyla ilgili araştırmalarını sürdürecekler...

Ona da teşekkür ederek Lefkoşa’ya dönüyoruz...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1410 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler