Erdinç Gündüz

Erdinç Gündüz

Yazarın Tüm Yazıları >

PAZARLIK

A+A-

 

İki sihirli sözcük: Evet / Hayır

Rum olsun Türk olsun,  eminim, ‘çözüm’  yolunun taşsız olacağını düşünen olmamıştır şimdiye kadar. Bırakın taşı, kayalar bile çıkacak veya çıkarılacaktır  ‘çözüm’ yoluna.  Önemli olan,  Kıbrıs halkının çoğunluğun ne istediğidir.  O  ‘sihirli formül’ bulunduğunda, insanlar sandık başına gidecektir.
Bu  taşlık yolda, Kilise’den de çatlak sesler çıkacaktır, iki taraftaki bazı uç’lardan da... Ganimet zenginlerinden de çıkacaktır,  kendini ‘milliyetçi’  ve ‘vatansever’ olarak isimlendirenlerden de,  şöyle veya böyle eline geçirdiklerini kaybetme korkusu duyanlardan da...
Sonucun sırrı, o iki sihirli sözcüktedir: Evet veya Hayır

Şarkılardan korkmak

Kendi kendilerinden korkanlar bunun farkında değildirler. Paranoyaklık ile  megalomanyaklıklarının bile farkında değildirler.  ‘Korku’yu başka yerlerde, başka başka şeylerde ararlar. Şarkılardan da korkarlar , şiirlerden de... Bazıları şarkıların sözlerinden korkarlar, bazıları şarkıların dilinden... Bazıları gazetecilerden korkarlar, bazıları akademisyenlerden... Mantıkları basittir:  ‘Gör, duy, konuşma... Susss...’ ;  ‘Sen bilmezsin ben bilirim...’ ;  ‘Sen düşünemezsin; senin yerine ben düşüneceğim...’ ;  ‘Sen konuşamazsın; senin yerine ben konuşacağım...’ (...)

Gitti-Gidiyor

Özel radyo ve televizyonlarımız,  yaşamak için ellerinden gelen her şeyi ama her şeyi  yaptılar ve hala yapıyorlar.  Şu da bir gerçek ki, acımasız rekabet savaşında sürekli ‘gerileme’ durumundalar.  İşin teorisine göre, beş kişinin yapması gereken görevleri bile  iki bilemedin üç kişi ile sürdürmekteler.  İşin gereği ‘giderler’ bir yana, yöneticiler, maaşların ödenmesi gerekeceği için,  ay başının gelmemesi için dua eder durumda.
Peki  sonuçta ne olacak ? Radyolar, en az masrafla,  ‘personelsiz’ yayınlara devam edecektir büyük bir olasıklıkla. Zaten uzun süredir durum da bu.
Bu gidişle, televizyon kanallarımızın kaçı direnmeye devam eder, bilemiyorum. Malesef,  televizyonlarımızın bazıları kapanacak. Kalanlar ise,  Haber, Haber-Programları, sohbet-konuşma programlarıyla edebildiği kadar devam etmeye çalışacak.
BRT ? . Orada durum farklı.  Merak etmeyin  (!!!)  BRT Kurumumuz yaşamaya devam edecek.  Nasıl, ne şekilde diye sormayın ? Ama devam edecek.  
‘Devlet Radyo-Televizyonu’ ismi altına sığınaraktan;   gerekli gereksiz  Kuruma doldurulmuş yüzlerce personelin maaşlarını  ödemeyi Devlet üstlenerekten; ikide birde Müdür değiştirerekten; elektrik borcunu bile sıkıntılar çekerek ödeyerekten; TC Büyükelçiliğini, hatta Türk-Sat’ı vurmaya çalışaraktan; kendi içinde de fokur fokur kaynayaraktan devam edecektir.


Türkan
TV-8, diğer tüm özel televizyonlar gibi,  ticari bir kuruluş.  Yayınlarını herkesin kara kaşı kara gözü için yapmaz. İki büyük hedefi var: (1) Rating’de en üst sırada veya sıralarda yer almak (2) Bunu kullanarak bol para kazanmak...
TV-8’in ‘O Ses Türkiye’ ismi altında yaptığı-yayınladığı yarışmanın orijinal adı ‘The Voice’ .  Orijinali Amerikan olan bir müzik-yarışma-eğlence programı.  Dünyadaki çok sayıda ülkede, aynı formatta yayınlanmakta.
TV-8’in ‘O Ses Türkiye’sine, bizim buralardan da katılanlar olmakta her yıl. Ön  elemelere girip başarılı olamayanlar da var, elemeleri geçip TV’de görünenler,  birkaç tur atlayanlar da. 
Türkan, finale kadar yükselmeyi başaran gencecik bir yeteneğimiz.  Gerçekten önemli bir yeteneğimiz. Katıldı, şarkılarını mükemmel bir şekilde seslendirdi ve son noktaya kadar da gelmeyi başardı. Kıbrıslıların çok büyük bir bölümünü ekrana kilitlemeyi de başardı.  Kabul edelim ki,  izleyicilerin çok büyük bir bölümü, Türkan’la,  “Nelerimiz var ama farkında bile değiliz” bile dedi.  Dilerim dedi.  Ve ‘Kıbrıslı’ ,  -sosyal medyadaki yorumlardan anlaşıldığı kadarıyla-  daha Pazartesi gecesi onu, nerdeyse  ‘Şampiyon’ ilan etti. Salı gecesi yapılan finalde ise hayal kırıklığına uğradı ve  Acun’a da TV-8’e de veryansın etmeye başladı.
Henüz 16 yaşındaki Türkan, kendini kanıtlamış durumda. Sadece Türkiye’de değil, Kıbrısta da onu bilmeyen kalmadı nerdeyse. Bu güzel bir haber de,  - üzülerek farkettim -  birkaç soru takıldı kafama.
• Türkan bir yana,  “Beş tane çok başarılı solistimizin ismi ?” diye sorsak, kaç kişi doğru düzgün yanıt verebilecek ?
• “Hanım seslerimizden hangilerini biliyorsunuz ?” sorusunu sorsak, kaç kişi, kaç isim verebilecek ?
• Solistlerden geçtik....  Üçer tane, (Kıbrıslı) gitarist, basçı, baterist, klavyeci ismi istesek, kim nasıl cevap verebilecek ? (Konu pop müzik. Bu nedenle Klasik Müziği de bir kenara ittim şimdilik.)
 

Sözün özü şu: Eyy Kıbrıslı Türk... Keşke, kendi yeteneklerine-sanatçılarına sahip çıkmak  keşke sadece ‘O Ses Türkiye’ ve benzeri yarışmalara saplanıp kalmasan...

Bu yazı toplam 1586 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar