1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Pamuk Prenses dünyayı kurtarabilir mi?
Pamuk Prenses dünyayı kurtarabilir mi?

Pamuk Prenses dünyayı kurtarabilir mi?

Bu soruyu erkek-kadın eşitliği açısından sormuyorum. Soru “Ne yani bir kadın dünya mı kurtaracakmış?” olarak anlaşılmasın. Dünyayı kurtarmakta son derece başarılı olan hanımlar mevcut. ( Bkz: Batgirl, Sheera, Ateş Yıldızı, Dişi Hulk, Supergirl

A+A-

 

 

Bu soruyu erkek-kadın eşitliği açısından sormuyorum. Soru “Ne yani bir kadın dünya mı kurtaracakmış?” olarak anlaşılmasın. Dünyayı kurtarmakta son derece başarılı olan hanımlar mevcut. ( Bkz: Batgirl, Sheera, Ateş Yıldızı, Dişi Hulk, Supergirl vs) Kurbağa Kermit ,ki kendisi bir erkektir, dünyayı kurtaracak desek hangi çocuk inanır? Burada söz konusu olan herhangi bir kadın değil. Pamuk Prenses ki adı geçtiği zaman otomatik olarak akla gelen eşantiyon karakterler: 7 adet cüce, bir adet kötü ve ayna fetişisti kraliçe, sıradan bir avcı. Eşantiyon objeler: 1 adet konuşan ayna, 1 adet zehirli elma. Hepimiz bu masalı defalarca dinledik ve hayalimizde canlandırdık. Peki Pamuk Prenses’i hiç üzerinde parlak bir zırhla ve büyükçe bir ordunun başında hayal ettiniz mi? Ya da böyle bir Pamuk Prenses hayal edip, ondan dünyayı kurtarmasını beklemek mümkün mü? Adamlar yapmış!

 

“PRENSES HANIM BIR DEFA SAÇLARIMIZI AÇIYORUZ...”

 

Pamuk Prensesin, “Savaşçı Prenses” imajı edinmek gibi bir dert edindiğini düşününce, ister istemez buna ilişkin yapılacak toplantılar ve mesai geliyor aklıma:

 

 “Prenses hanım bir defa saçlarımızı açıyoruz... Genelde açık ve nemli saç “mücadele eden kadın” algısı yaratması açısından tercihimiz... Saçlarınız sürekli yaptığınız şekilde toplu olunca çok hanım hanım bir imaj veriyorsunuz... Yüzünüzdeki fondoten iptal... Bize biraz “gara muza” ve kan lekesi lazım... Hani böyle yüzde küçük sıyrıklar imajı verecek şekilde... Cüce arkadaşlardan ricamız, kırmızı kukulettalardan ve yuvarlak uçlu ayakkabılardan kurtulalım lütfen... En azından toplantı esnasında... Sakalları biraz uzatmakta fayda var... Ayna kardeşim, bir şey ifade edeceğimiz zaman lütfen daha tok bir sesle... Kraliçe hanım “Ayna ayna...” diye başlayan sorular iptal... Ayna size kendi cevap verecek... Lütfen...”

 

Filmin yönetmeni Rupert Sanders filmin çekimi öncesi böyle bir toplantı yaptı mı bilinmez ancak filmin fragmanını izlediğiniz zaman yeni/savaşçı Pamuk Prenses’in böyle bir süzgeçten geçirildiğini anlıyorunuz. Sık sık bir çok film fragmanının, filmin kendisinden daha güzel olduğunu düşünürüm. Fragman dediğmiz şey aslında filmin en çarpıcı sahnelerinin, muhakkak ki etkileyici bir müzik eşliğinde sunulmasından ibaret. Hatta artık bir çok Türk sinema izleyicisinin, kendi fragmanlarını seslendirecek kadar fragman izlemişliği bulunmaktadır. Hareketli bir müziğin üstüne, karizmatik ve hafif çatlak bir sesle: “ This summer... A man will face his destiny”  dediğiniz zaman bir fragmanın temel öğrelerini barındırmış oluyorsunuz. Türkçe okursanız: “Bu yaz... Adamın biri kaderiyle yüzleşecek...” İkisi arasında fark mı? Olmaz mı! İngilizce okuduğumuzda fragman gibi duyulan metin, Türkçe okunduğu zaman fıkra başlangıcı gibi oluyor... “Adamın biri bu yaz...”  Yani anlayacağınız kurgu ve prodüksiyon farkı fragman kavramında bile son derece belirgin, ki biz burada Pamuk Prenses’in savaçı olacak şekilde yeniden kurgulanmasından bahsediyoruz.

 

SIRADA KIM VAR?

 

İşin enteresan tarafı Savaçı Pamuk Prenses, yönetmen Rupert Sanders’in aynı konseptteki ilk filmi değil. Benzer bir operasyon ( neredeyse ameliyat) Harikalar Diyarı ve Alice için de yapılmış. Bir tavşan deliğinden düşüp de boyut değiştiren kızımız Alice, o film bünyesinde bir ejderha ile kılıç kalkan kullanmak suretiyle kavgalara girişmişti. Pamuk Prenses’ten farklı olarak Alice Harikalar Diyarında’yı fragmanın ötesinde film düzeyinde de izlediğim için gerçekten başarılı bir çalışma olduğunu söyleyebilirim ancak Alice’in akabinde Pamuk Prenses’in de savaçı bir kimlikle karşımıza çıkarılmış olması insana ister istemez şu soru sorduruyor: Sırada kim var? Kırmızı Başlıklı Kız? Uyuyan Güzel? Prenses Yasemin? Düşünsenize çocukluğumuzdan beri büyükannesini yiyen kurt ile olan mücadelesini izlediğimiz Kırmızı Başlıklı Kız’ın aslında bir vampir olduğunu ve kurtlardan korkmadığını? Şimdi tuhaf duyulur, ama filmi çekilirse emin olun yadırgamazsınız.

“ Çocukluğumuzun masal kahramanlarına dokunmayın! Onlar hep bizim çocukluk hatıralarımızda olduğu gibi masum ve mağdur kalsın! ” gibi bir kampanya başlatmaya niyetim yok, hatta filmleri beğendiğimi de açık açık söyleyebilirim. Burada  ilgimi çeken hazırlanan kurgunun aslında düşünce yapımızı ne kadar çabuk ve etkili biçimde değiştirebildiği.

 

Ürkütücü olan, kurgu dediğimiz şeyin sadece film ve masallar için değil, hayatın kendisi için de uygulanabilir olduğu. Elma yediği zaman düşüp bayılan Pamuk Prenses, Barbar Conan’dan daha iyi bir savaçı olabiliyorsa artık herşey mümkündür. Bu durumda hiç tasvip etmediğiniz bir politikacının aniden size şirin gösterilmesi, aniden kendinizi aslında hiç katılmadığınız bir fikri alkışlarken bulmanız da son derece mümkün. Peki Pamuk Presnes dünyayı kuratabilir mi? Kurtarabilir tabi! Yeter ki arkada heyecanlı bir müzik çalsın!

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1185 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler