1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Özür Diliyorum
Özür Diliyorum

Özür Diliyorum

Kıbrıs Türk spor yazarlarının örgütü olan ve 1983 yılında kurulan KTSYD bugün, ülkenin en saygın sivil toplum örgütlerinden biridir kuşkusuz. Bu gözbebeği örgütümüzün yüzü aşkın üyesi ve son yıllarda yarattığı vizyon ile bunu kanıtlamaktadır zaten. Bu ö

A+A-

Kıbrıs Türk spor yazarlarının örgütü olan ve 1983 yılında kurulan KTSYD bugün, ülkenin en saygın sivil toplum örgütlerinden biridir kuşkusuz. Bu gözbebeği örgütümüzün yüzü aşkın üyesi ve son yıllarda yarattığı vizyon ile bunu kanıtlamaktadır zaten.

Bu örgüte intisabım 15 yılına doğru giderken, her örgütte olduğu gibi kişisel çekişmeler, kurumsallaşamayan örgütlerin hastalığı olan ahbap-çavuş ilişkileri, söz konusu yönetimlerin kendilerine yakın olan üyeler dışında diğer üyeleri adeta birer figüran gibi kullanmaları uzun yıllar KTSYD’de yaşandı.

Örneğin, derneğin üyelerine sağladığı olanakların başta yönetim kurulu üyeleri olmak üzere kendilerine yakın üyeler arasında paylaşımları ve figüran üyelerin bu haksız paylaşımlarına baş kaldırması durumunda bu üyelerin sindirilmesi operasyonu dernek yönetiminin hala daha uyguladığı bir yöntem olarak ortada duruyor.

Aslında, bundan üç yıl önce KTSYD yönetimini tüm üyelere eşit mesafede yaklaşılacağı sözü ile göreve gelen Ogün Genç Kaçmaz yönetimi ilk iki yılında eşit yaklaşım konusunda sınıfı geçememişse de, bunu deneyimsizliklerine vermişti üyeler.

Ne var ki, bu tek taraflı yaklaşıma tepki koyan bir kısım üyeler, sevgili Raif Özgüren başkanlığında seçimlere katılmış ancak, üyelerin büyük ölçüde desteğine sahip olmasına rağmen, Genç Kaçmaz yönetiminin son dakika sözleri ve vaatleri Genç Kaçmaz’ı yeniden başkan yapmıştı.

O seçim günü, oyumun kesin olarak Raif Özgüren’e vereceğimi deklare etmeme rağmen, Genç Kaçmaz’a yakın kıramayacağım üyelerin ricası ve bundan sonra böyle olmayacak sözü ile oyumu Ogün Genç Kaçmaz’a verdim.

Genç Kaçmaz yönetimimin son icraatları olan Antalya seminerindeki kontenjanda ahbap-çavuş ilişkilerinin devam ettiğini gördükten sonra, sevgili Raif Özgüren’den özür diliyorum. Yanlış yapmışım.

Halbuki, son Cratos seminerinden sonra, KTSYD’nin kurumsallaştığını düşünerek, bir de övgü yazısı yazmıştım. Cratos ile olan duyumlarda başka ya.

O gün yapılan, seçimden sonra yapılan konuşmalarda bu vaatlerin yerine getirileceği sözü Genç Kaçmaz’a yakın üyeler ve kendisi tarafından tekrarlanırken, Genç Kaçmaz’a oy vermeyen üyeler ise, denetleme görevini yapacaklarını yinelemişlerdi.

Ogün Genç Kaçmaz yönetimine yapılan eleştirilerin en ağırı, dış temaslarda üyenin niteliğine bakılmaksızın, ahbap-çavuş ilişkisi sonucunda verilen sözlere rağmen, yönetime en yakın görünen veya ısrarla yönetim kurulu içerisinde yer alan üyelerin adeta diğer üyelerin eleştirilerini takmadan gönderilmedeki oyunun devam etmeleridir diye düşünüyorum.

Hele hele, aynı üyelerin ısrarla sürekli bir şekilde ve bazılarının da ödül şeklinde gönderilmelerine ne demeli? Bir de çok önemli bir tehlike,  tüm gazetelere eşit mesafede olması gereken yönetimin gazeteler arasında ayırıma gitmesidir.

Diğer bir eleştiri de, KTSYD üyelerine yapılan saldırılarda, söz konusu saldırı yönetime yakın üyelere yapıldığında tepki konurken, figüran üyelere yapılan saldırılar da “sin de gulle geçsin” siyaseti uygulanmasıydı.

Sonuç olarak, KTSYD bazı şeyleri aşmasına rağmen, ahbap-çavuş ilişkilerinin kırılamaması, KTSYD’nin objektifliğine ve üyelerine karşı tarafsızlığına gölge düşürüyor diye düşünüyorum.

 


Neden şikayet ediyorsunuz?

 

Geçtiğimiz Perşembe günü gazetelerde Kıbrıs Türk Futbolcular Derneği başkanı Salih Işık’ın istifası yayınlandı.Sevgili Salih istifa gerekçesinde  futbolcuların bir köle gibi alınıp, satıldığını iddia etti. Başkan Işık, “Kıbrıs Türk Futbolcular Derneği başkanı olarak her platformda ülkemiz futbolcularının da haklarının olması gerektiğini savundum. Maalesef kulüp başkanları ile görüştüğüm zaman her seferinde sözleşmeler konusunda olumsuz cevaplar aldım. Ekonomik krizi öne sürerek futbolcuların sadece asgari ücretle sınırlandırıldığı sözleşmelerinin kaldırılması ve sonrasında ise her transfer dönemi geldiğinde yüz milyarlarca para harcayarak yerli ve yabancı futbolcu transferleri yapılması, bunlarda yetmezmiş gibi dün (geçtiğimiz gün) Futbol Federasyonu’nda, futbolcuların köle gibi satılıp alınmaya çalışılması benim için bardağı taşıran son damla olmuştur. Ülke futbolcusunu mal olarak gören zihniyetlerle aynı düşünceler içerisinde yer alamayacağımı ve bu şekilde ülke futboluna hizmet edemeyeceğimi belirtmek isterim. Bugüne kadar benim ile birlikte çalışan yönetim kurulu arkadaşlarıma teşekkür eder, ülkemiz futbolunun ve futbolcusunun adil olmayan bu düzenden kurtulmasını dilerim.”

Evet, sözleşmelerin kaldırılmasından sonra, bu ülkede futbolcunun şeref ve haysiyetleri adeta yerlerde sürünmektedir.

Transfer dönemlerinde, bazı futbolcular gizli anlaşmalarla parsayı götürürken,  sözleşmeleri olmadığından diğer futbolcuların kaderi kulüp başkanlarının iki dudağı arasında kalmakta ve bu futbolcular sindirilmektedirler.

Salih Işık’ın istifası yeterli değildir. Futbolcuların bu derneği harekete geçmeli ve futbolcuların çıkarları için bir kavga vermelidirler. Bu kavgada, sözleşmelerin yeniden uygulanmaya konması talep edilmelidir. Yoksa sinen futbolcuların şikayet etme hakkı yoktur.

 


Belge Nostalji

 

 

 

Yıl 1961 yani 51 sene önce. Yer: Yeni Saha. Bugünkü ismi ile Yusuf Kaptan Stadı. Bugün, Birinci Lig’de yer alan Hamitköy’ün nüvesini teşkil eden Şafak Haydarpaşa Spor, bir pazar günü A ve Genç takımıyla bir turnuvaya katılmış. Benim şahsi arşivimden alınan bu resimde Şafak Haydarpaşa Spor takımında ben de futbolcu olarak yer alıyorum ama bu takımda kimler yok ki.

Bu resimde ben, 20 Temmuz 1974’de şehit olan Yaşar Bayram, merhum hakemlerimizden Atilla Topaloğlu, ünlü kaleci Safa ve niceleri. İşte, bu tarihi ve duygusal resmi okuyucularım ile paylaşmak istedim. Yaşayanlara sağlık, aramızdan ayrılanlara rahmet dilerim.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 899 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler