Özür

Özür

Ey halkım! Biliyorum, karşınıza çıkacak yüzüm yok. Ne benim, ne de arkadaşlarımın… Çünkü biz size yalanlar söyledik. Biliyorum, bizi affetmeyeceksiniz. Çünkü biz sizin, çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğinizi kararttık. Biliyorum, bir kaşı

A+A-

 

 

Ey halkım!

Biliyorum, karşınıza çıkacak yüzüm yok.

Ne benim, ne de arkadaşlarımın…

Çünkü biz size yalanlar söyledik.

Biliyorum, bizi affetmeyeceksiniz.

Çünkü biz sizin, çocuklarınızın, torunlarınızın geleceğinizi kararttık.

Biliyorum, bir kaşık suda bulsanız gereğini yaparsınız.

Çünkü biz sırf makam uğruna sizin çıkarınıza olmayan işlere imza attık.

Biliyorum, içinizdeki öfke ne yapsak dinmeyecek.

Çünkü biz sizin uyarılarınızı hiç kale almadık, hiç takmadık, bildiğimizi okuduk.

Zaten yarı-buçuk olan demokrasiyi katlettik, hukuk kurallarını hiçe saydık, el çabukluğu marifet işler yaptık.

--

Ey halkım!

Bunu bir ‘özür’ konuşması, bir ‘af dileme’ mektubu olarak kabul edin.

Ben ve arkadaşlarım, şu ölümlü dünyada ‘sevap’ olmayan işler yaptık.

İnsanları ‘benden’ ve ‘benden olmayan’ diye böldük, parçaladık, ötekileştirdik.

‘Bizden’ olanı ihya, olmayanı perişan ettik.

‘Devlet malı deniz, yemeyen domuz’ dedik. Yiyenler ‘domuz’ oldu, yemeyenler bir deri-bir kemik…

Halkın büyük bölümüne, yani sizlere ‘üvey evlat’ muamelesi yaptık, sizi bu ülkeden soğuttuk.

‘Devlet’ dedik yetmedi, ‘iki devlet’ dedik ama devletin dibine dinamiti biz koyduk.

“Adalet mülkün temelidir” deyişindeki ‘mülk’ü arsa-tarla zannettik!

Olanı biteni yedik, dağıttık, tükettik.

Meğer ‘mülk’ dedikleri ‘devlet’in, ‘ülke’nin kendisiymiş!

Bilemedik işte…

--

Ey halkım!

Ben ve arkadaşlarım o makama oturduğumuz andan itibaren hayatımızın değiştiğini hissettik.

O kadar ki, bir daha oradan kalkmayacakmışız zannettik.

Hayatımız o koltuktan ibaret hale geldi.

Oysa bilemedik, fark edemedik ki orası bir ‘han’dı ve bizler de birer ‘yolcu’…

O an, o kötü an, gitme vakti gelinceye kadar farkına varamadık hiç, oranın gerçek sahibinin sizler olduğunuza…

Sandık ki etrafımızda dolaşanlar, sırtımızı sıvazlayanlar, yüzümüze gülenler, bizi yere-göğe sığdıramayanlar hiç bitmeyecek. Kitaplarda yazan ‘dalkavuk’ların eski padişahlıklar zamanında kaldığını sanıyorduk. Meğer envayi çeşitlisi varmış bugün de…

Bilemedik.

--

Ey halkım!

Biliyorum, hakkınızı helal etmeyeceksiniz.

Ama yine de özür diliyorum kendim ve arkadaşlarım adına…

Affedin.

 

 

İmza:?

(Soru işaretinin yerine hangi ismin gireceğine siz karar verin lütfen)

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1047 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler