1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÖZELLEŞTİRME YASASI
ÖZELLEŞTİRME YASASI

ÖZELLEŞTİRME YASASI

İnanılmaz hatalar yapılmaktadır. Dön babam dön. İleriye gitme adına, hep eski tartışma konularını tartışıyoruz. Ya da yenilik adına, hep bizi, bu günlere taşıyan yapısal sorunların mantığı temelinde popülist, yeni sonuçları, onların üzerine ekleyecek işle

A+A-

 

'Fasulya'nın Yahnisi, Geldi, Gitti Aynisi'

İnanılmaz hatalar yapılmaktadır. Dön babam dön. İleriye gitme adına, hep eski tartışma konularını tartışıyoruz. Ya da yenilik adına, hep bizi, bu günlere taşıyan yapısal sorunların mantığı temelinde popülist, yeni sonuçları, onların üzerine ekleyecek işler yapıyoruz.. Bunlardan en yenisi , Özelleştirme Yasasıdır. Bu yasa,  sözde “yenilik” adına gündeme getirildi.

Şimdi bu sözde, “yeniye” bakmakta fayda vardır. Bu Özelleştirme Yasasına, hem UBP Hükümeti, hem de Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri büyük önem vermektedir. Sayın Beşir Atalay’ın geçmiş olmasından ötürü Meclisi kutladığı, bu yasa ile ilgili olarak, KKTC Hükümeti, UBP sözcüleri  ve T.C siyasi ve bürokratları birlikte, bir başka tanımlama daha yapmaktadırlar.

 SOSYAL YANI EN BÜYÜK YASA.

Söz konusu yasa ile ilgili yapılan tanımlama budur.  “Sosyal Yanı Büyük”.  Üstelik bu, “dünyada benzeri yasalar arasında, sosyal yanı en büyük yasa” diye de güçlendirilmektedir. Pek nedir bu? Bakalım.

a.    Özelleştirme ile ilgili atılacak adımlarda, özelleştirilecek olan alanlarda çalışan insanların yasalar ve toplu sözleşmelerle var olan tüm kıdem tazminatları, özlük haklarından kaynaklanan alacaklarını Devlet Ödeyecek.

b.    Özelleştirilecek alanlarda kalıp çalışmaya devam edecek olanların sosyal güvenlik primlerinin %40’ını devlet ödeyecek

c.    Özelleştirilecek alanlarda çalışamayacak ya da çıkartılacak olan insanlar, devlette istihdam edilecek

d.    Özelleştirilecek alanlarda örneğin kalıp çalışacak olanların içinde, emekliliğine 3 yıl kalanların maaşlarının %50’ sini devlet ödeyecek.

e.    Özelleştirilecek alanlarda çalışan ve emekliliğine 2 yıl ve daha az süre kalanların bir yerde çalışıp çalışmadığına bakılmaksızın, hem sosyal güvenlikleri, hem de maaşları devlet tarafından ödenecek

f.     Özelleştirilecek alanları, alanlara, vergi, haraç, pul v.s muafiyeti verilecek.. Eğer yatırım yapacaklarsa da hali ile vergi muafiyeti kapsamında olacak.

HANGİ SOSYAL YAN: Şimdi bunu, bu Sosyal yan meselesi temelinde ele alalım. KKTC Merkez Bankası raporuna göre, 2011 yılında, KKTC Bütçesinin en büyük gider kalemi olan Cari Transferler, 2010 yılına göre %12 artış göstermiştir.

 Personel Giderlerinin  2010’da % 35 olan Giderler içindeki payı, 2011’de %37,04 yükselmiştir. Burada okuyucu şunu da göz ardı etmemelidir. Bu artış, 2011 yılında çalışanlara hiç artış yapılmamasına, hatta Eşel Mobil verilmemesine karşın oluşmuştur! 

Böylece, Bütçe’nin en büyük Gider kalemini oluşturan unsur olan Personel Giderleri ile Cari Transferler Giderleri toplamının, Bütçe Toplamı içinde payı da artmıştır. Bu pay, 2010’da  %82.98  idi,, 2011 yılında ise bu payın oranı, %84.66’ya çıkmıştır.

Başka ifade biçimi ile söylersek, bu iki kalemin, yani Personel Giderleri ile Cari Transferlerin, toplam Bütçe Giderleri içinde, 2010 ‘da %75,82’i olan payı,  2011’de %80, 74’e yükselmiştir. Bu zaten, şimdi uygulanan,  “ekonomik tedbirlerin” gerekçesi idi. Yani devletin giderlerini azalma. Ama gördüğünüz gibi bu arttı. Hem de düşürüleceği hedefi olan bu  program döneminde.  Ancak, şimdi,  sözde “yenilik” adına getirilen bu özelleştirme yasası ile ” sosyal yanı” güçlü olduğu söylenen bu yasasının, yukarıda bahsettiğimiz yanları ile bu giderlerin daha da artması söz konusu olacaktır. Yani, “fasulyenin yahnisi, geldi gitti aynisi”. Devlet Bütçesinin en büyük giderleri olan Personel ve Cari Transfer kalemlerinin toplamı, bu uygulama ile daha da artacaktır.

Halbuki, bu Özelleştirme yasası  ile ilgili olarak sözde” yenilik” adına yapılan “dil pehlivanlığı “ne idi?  Ekonomiye kaynak sağlayacağı, kamu üzerindeki yükü hafifleteceği, Bütçe gelirlerini artırıp, giderlerini azaltacağı iddiaları ile bu Meclisten geçirildi.

Ancak, yukarıda yazdığımız bu hususlarla, şimdi KKTC Bütçesinin en büyük yapısal sorunu olan, Personel Giderleri ve Cari Transfer kalemlerini, bu sözde sosyal yasa, daha da artıracaktır. Bu Bütçe üzerindeki yükü daha da artıracaktır.

Bu nasıl karşılanacak?

Gelir artışı ile mi?  Şu anda KKTC Bütçe gelirlerinin, %38- 40’ı, daha ithalat aşamasında, “rıhtımdan” alınan dolaylı vergilerden oluşmaktadır. Geri kalanın da önemli bir kısmı, ekonomik yaşamda konan içteki diğer dolaylı vergilerden karşılanmaktadır. Eğer gelirler artırılarak bu karşılanacak deniyorsa, bu, daha fazla dolaylı vergi, yani pahalılık ve halkı soymak demektir.

Başka nasıl karşılanacak? Türkiye Cumhuriyeti Yardımları ile … Dün, “ne olacak canım sosyal politika izlensin ki Kıbrıs Türk halkı milli davada daha güçlü olsun” denerek, ne yapılmıştı? Memur alın, işçileri, köylüyü, esnafı, devlet işçisi yapın; devlette çalışan memurlara erken emeklilik verin, işçilerden, devlette çalışanları, hem çalışsın, hem emekli maaşı alsın, denerek alabildiğine Türkiye’den aktarılan kaynaklarla, bu politikalar izlenmişti. Böylece yapısal sorunlar arttırıldı.

Şimdi, sırf, Kıbrıs Türk halkının kurumsal varlığına darbe vurmak için yine “sosyal” denen bu Özelleştirme yasası ile alabildiğine, hem Cari Transferler, hem Personel Giderleri şişirilecek. Sonra ne olacak? Gelsin Türkiye’den paralar. Ondan sonra da yine ayni türküleri dinleyeceğiz.

” Size yolladığımız paralarla maaş alıyorsunuz, Beslemeler”, falan.  İşte bu Özelleştirme yasası  ayni zamanda, gerçekten dünyadaki liberal örneklerinden de farklıdır. Ama bu, öyle “sosyal” yan için böyle düzenlenmiyor. Burada siyasi niyet açıktır.  Kuzeyin Bağımlılığını daha da artırmak.  Kamu kaynakları ile Türkiye’den aktarılacak kaynaklarla önce sus payı vermek.

 Çünkü bir şeyin” sosyal” olması için önce, Toplumsal olarak üretilecek kaynaklara ve akıtılacak alın terine dayanması lazımdır. Bu resmen, taşıma su ile bu topraklarda yaşayan insanlara, geçici olarak, “himmet ve minnet” duyması sağlanarak, toplumsal dinamiğinden feragat etmesi için verilecek bir taşıma sudan, başka bir şey değildir. Bu, Toplumsal varlığı yok etmek amacı taşıyan bir hapın üzerine sürülmüş şekerdir. Evet, Ciğerci Ahmet’in sözü, bu sözde yeni modele uyar. “Fasulya’nın Yahnisi, Geldi Gitti Aynisi”. Yapısal sorunu daha da artırmaya kapıyı açıyor…..

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1341 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler