1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Özcan Özcanhan’ın 'Futbolumuza Bir Bakış' yazısına yanıt...
Özcan Özcanhan’ın Futbolumuza Bir Bakış yazısına yanıt...

Özcan Özcanhan’ın 'Futbolumuza Bir Bakış' yazısına yanıt...

DR. OKAN DAĞLI Çok değerli spor adamı, futbol hakemi ve yazar Özcan Özcanhan geçen gün yazdığı makalede Kıbrıs Türk Futbolu hakkında bu güne kadar derli toplu ve gerçekci bir yayın yapılmadığından ve kitap yazılmadığından bahsetmiştir. Doğrudur. Geç

A+A-

DR. OKAN DAĞLI

 

 

Çok değerli spor adamı, futbol hakemi ve yazar Özcan Özcanhan geçen gün yazdığı makalede Kıbrıs Türk Futbolu hakkında bu güne kadar derli toplu ve gerçekci bir yayın yapılmadığından ve kitap yazılmadığından bahsetmiştir. Doğrudur. Geçmişimizle ilgili bir çok olay hala karanlıktadır. Hem siyasi tarih açısından hem de spor tarihi açısından konuya yaklaşanlar milliyetçi bir gözle konuları değerlendirdiğinden gerçekci ve doğru tarih bilgisinden yoksun kalmaya devam ediyoruz.

1950’li yılların ortalarına kadar Kıbrıslı Türkler, futbolda Kıbrıslı Rumlarla eşit düzeyde mücadele ederken, 1955 yılından sonra Kıbrıs Futbol Federasyonu olan KOP’tan ayrı düşmeleri yine milliyetçi bir gözle değerlendirilmiş ve maalesef bu güne kadar devam eden yanlışların katlanarak yaşanmasına ve Kıbrıs Türk futbolunun tamamen dünyadan kopmasına neden olmuştur.

Özcan Özcanhan o günleri yazısında şöyle anlatmaktadır:

“...1955 de EOKA tedhiş örgütü kanlı saldırılar başlatınca, Kıbrıs Futbol Federasyonu- Kipriyaki Omospontiya Bodosferu- Çetin Kaya’ya, zaten Rumlara ait olan Stadlara girme yasağı koydu. Gerekçeleri “bizim özgürlük mücadelemize –ENOSİS’e, adanın Yunanistana ilhak edilmesine- karşı çıktınız ve İngiliz sömürgecilerin yanında yer aldınız” oldu. Bu çirkin ve Türk düşmanı yaklaşımlarını bizzat yaşayanlardanım.

Tesadüf bu ya, ben de o günkü Çetin Kaya kadrosunda futbolcu olarak, Ğasibi dedikleri Lefkoşa stadına gittik. Larnaka ekipi Pezoporikos ile maçımız vardı. Bizi sahaya almadılar, geri çevirdiler. O anı tesbit eden fotoğrafı kaç kez yayınladım ve herkese dağıttım...

İşte o melun olaydan sonra, Kıbrıs Türkleri kendi Futbol federasyonlarını kurdu...”

Bu satırlara katılmam mümkün değildir. O günleri bizzat yaşayan ve Kıbrıs Rum takımlarında forma giymiş ve KOP’ta futbol oynamış 16 futbolcumuzla yüz yüze konuşarak, geçmişi belgelerle tarayarak,  yıllarca Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu Başkanlığını yapmış Ahmet Sami Topcan’ın yazılarını ve araştırmacı yazar Yücel Hatay’ın “Futbolda Türk-Rum” kitabını okuyarak kaleme aldığım “İki Toplumlu Futbolcular” kitabımda da ayrıntılı bir şekilde yazdım. Özcan beyin iddialarına karşı o günlere ait edindiğim gerçekleri bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum.

1955 Öncesi Dönem:

Kıbrıslı Türk ve Rumlar arasında siyasi hiç bir sorun yaşanmadığı bu dönem, insanların sosyal ve kültürel yaşamları gibi sporsal aktivitelerine de yansımıştır. Kıbrıslılar, Türk, Rum ve Ermeni demeden beraber forma giymişler ayni takımlarda... Kıbrıs Milli Takımı da denmese adına ‘Kıbrıs Karması’nı beraber oluşturmuşlardır. 1950’de Lübnan ve 1954’te İsrail Milli takımı ile oynadıkları maçta Kıbrıslı Türkler ve Rumlar 5’er oyuncu vermişler karmaya. Bu maçlarda Kıbrıslı Türk futbolcular Ali ve Erdoğan da goller atmıştırlar. Bir oyuncu da Ermeni kökenli olarak Kıbrıs Karması’nın formasını giymiştir. Takımın antrenörü Yunanlı hoca Kavallaris bu durumla ilgili “Kıbrıs Karması’nda milliyetçiliğin değil futbolun” belirleyici olduğunu vurgulamış defalarca...

 Kıbrıs Karması aslında bugünün okumasıyle bir Kıbrıs “Milli” Takımıdır ayni zamanda. Aynen çok uluslu Alman, Hollanda, İngiltere, İtalya, Türkiye ve diğer milli takımlar gibi. Bizlerin 1950’li yılların ilk yarısında gerçekleştirdiğimiz ve üç toplumdan yani Kıbrıslı Türk, Rum ve Ermenilerden oluşturduğumuz Kıbrıs Karması modelini şimdi tüm dünya uyguluyor. 1950’lerde bu modelin Almanya, İtalya, Türkiye gibi milliyetçiliğin tepe yaptığı ülkelerde düşünülmesinin bile suç sayıldığı dönemlerde bunu Kıbrıslılar başarmıştı. Bugün saydığım bu ülkeler bizlerin yarım asır öncesi başardığımız çok uluslu/çok kültürlü yapılarını Milli takımlarına taşırken bununla elde ettikleri başarılarla tüm ülke halkı sokaklara da dökülmekte ve bu durumu içselleştirmektedirler.

İşte böyle bir dönem yani milliyetçiliğin henüz insanın dokularına ve toplumsal yaşama sirayet etmediği, belirleyici olmadığı “ulusötesi” bir Kıbrıs’ın olduğu ve yaşandığı günlerdi!

 Kıbrıs Türk futbolu da Kıbrıslı Rumların düzeyinde onlarla başabaş ve Kıbrıs Karmasında ise nüfusumuza göre de daha ağırlıkta idi.

 1955 sonrası:

Bu dönemde EOKA ile TMT’nin kurulmasıyla beraber her iki toplumun milliyetçi ideolojilerle tanıştığı günlere tanıklık ediyoruz. 1955 yılı, Kıbrıslı Türklerin EOKA’nın kurulması ile beraber Kıbrıs Futbol Federasyonu (KOP)’tan ayrıldığı ya da dışlandığı döneme rastlar. Bu konuda çeşitli iddialar vardı. Bu iddiaların bir tanesi yıllarca KTFF (Kıbrıs Türk Futbol Federasyonu) Başkanlığı da yapmış, o günleri bizzat yaşamış, Kıbrıs Türk Futbol tarihinde adından yönetici olarak söz ettiren şahsiyet Ahmet Sami Topcan’a aittir. Halkın Sesi gazetesinde 6,7,8 ve 9 Temmuz 1989 tarihlerinde spor sayfasında yazı dizisi yayınlanmıştır. KKTC MOK (Milli Olimpiyat Komitesi) Başkanı olarak 1989 yılında KTSYD (Kıbrıs Türk Spor Yazarları Derneği) ile Rum Spor Yazarları Birliği’nin Ledra Palas’ta düzenlediği “Dünden Bugüne Kıbrıs Sporunun Gelişmesi” konulu konferansta sunduğu 11 sayfalık İngilizce yazılı belgeden yapılan alıntıya göre Kıbrıslı Türklerin ve futbol takımlarımızın (Çetinkaya, DTB, Larnaka Demirspor, MTG, GG) KOP’tan ayrılması (veya atılması) üzerine yazdıkları aşağıdaki gibidir.

“...Maalesef, Nisan 1955’te EOKA’nın harekete geçmesiyle beraber, bütün sportif gelişmeler aniden sona erdirilmişti. 3 Nisan Pazar günü, Lefkoşa’da Gassipi stadyumunda oynanması beklenen Çetinkaya-Pezoporikos (POL) 1.Küme lig maçı, POL futbolcularından bazılarının güvenlik kuvvetlerince, EOKA faaliyetleri nedeniyel tutuklanmaları ve şampiyonluk yarışında AEL ile birlikte POL’un da bulunması nedeniyle, POL’un puanları kaybetmesini önlemek amacı ile daha önceden hiç bir duyuru yapılmadan, Rum kontrolunde bulunan ve kiliseye ait olan GSP Stadyumu, Çetinkaya maçına kapatılmış ve dolayısıyle de KOP bu maçı tehir etmek zorunda kalmıştı; ve de Ada’nın dört köşesinden gelen Türk seyircileri de geri bölgelerine geri dönmek mecburiyetinde bırakılmışlardı.

Bu ayni maçın 14 Nisan 1955 tarihinde oynatılmasıyle ilgili KOP kararı da ikinci defa daha GSP Stadyumu’nun kilise kontrolünde heyetçe yeniden kapatılması üzerine Çetinkaya-Pezoporikos lig maçı ancak ligin son haftası olan 9 Haziran 1955 tarihinde oynatılabilmişti. Tabii o tarihe kadar da AEL şampiyonluğu garantilemiş ve Pezoporikos’un da korunmasına gerek kalmamıştı!” (bkz:Futbolda Türk-Rum. Yücel Hatay)

Yani Ahmet Sami Topcan’ın bu sunumundan anlaşılacağı üzerine herkesin bizlere bugüne kadar konu ile ilgili olarak anlattıkları gerçek değildir. “Çetinkaya’ya Gassipi’nin kapıları kapandı ve KOP’tan atıldı” tekerlemesi Ahmet Sami’nin görüşlerine göre gerçeği yansıtmamaktadır. Gassipi’nin kapılarının 3 Nisan 1955’te kapatılmasından sonra Çetinkaya ligde 5 maç daha oynamıştır. Kaldı ki o gün oynayamadığı maçı da ligin son haftası oynamıştır. 3 Nisan günü Gassipi’nin kapılarının kapanması tam tersine Rumların kendi aralarında bir hesaplaşmanın sonucunda gerçekleştirilmiştir. Pezoporikos-AEL çekişmesi ve Pezoporikos’un futbolcularının EOKA faaliyetlerinden ötürü İngilizlerce tutuklanması neticesinde Gassipi 3 Nisanda kapıları aslında Çetinkaya için değil Pezoporikos için kapatmıştı! 1955 yılında ligi AEL 1., Pezoporikos 2. bitirirken, Çetinkaya ise 4. olmuş ve Omonia ile Anorthosisis’in önünde 1954-55 sezonunu tamamlamıştır. Yani sezon içinde Çetinkaya’ya stadlara girememe gibi bir yasak getirilmemiştir.

Türk Takımlarının KOP’tan ihracına 30 Ekim 1955’te yapılan KOP genel kurulunda karar verilmiştir. Bu tartışmayı sonuçlandıracak bilgi ancak ve ancak o günkü KOP genel kurul kararlarında saklıdır. KOP’ta Başkan Yardımcılığı ve Disiplin Komitesi temsilcileri her zaman Kıbrıslı Türk yöneticilerdi. Hatta Rauf Denktaş da uzun süren Disipli Komitesinde Kıbrıslı Türk temsilci olarak görev yapmıştır. Bu genel kurula KOP’un Kıbrıslı Türk yöneticileri katılmışlar mı, hangi gerekçelerle genel kurul bu kararı almıştır, bu karara KOP yönetiminde bulunan üst düzey Kıbrıslı Türk yöneticiler ve üyeler itiraz etmişler mi, hep bunlar benim aklımda kalan soru işaretleridir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 755 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler