1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DİSİPLİNİ VE SİYASAL PARTİLER
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DİSİPLİNİ VE SİYASAL PARTİLER

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DİSİPLİNİ VE SİYASAL PARTİLER

ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DİSİPLİNİ Örgütsel davranış disiplini, örgütü oluşturan bireyler arasındaki ilişkilerin kural ve ilkelerini tanıtarak, kendimizi ve birlikte çalıştığımız insan ve grupları anlamamıza yardımcı olan içsel ama dışsal yaptırım gücü de olan

A+A-

 

 

   

         
ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ DİSİPLİNİ


Örgütsel davranış disiplini, örgütü oluşturan bireyler arasındaki ilişkilerin kural ve ilkelerini tanıtarak, kendimizi ve birlikte çalıştığımız insan ve grupları anlamamıza yardımcı olan içsel ama dışsal yaptırım gücü de olan bir yapılanıştır. Bu nedenle, örgütsel davranış örgüt içindeki insanlara yönelik bir disiplindir.

 

Örgütsel davranış sadece yönetici ve liderlere yönelik değil, örgüt içinde çalışan herkes için geçerli ve faydalıdır çünkü birey ve grupların hareket ve etkileşimlerinden oluşur. Yaşamın büyük bir kısmı kişilerin çevresini saran, kuşatan örgütler içinde geçmektedir. Bu nedenle içinde yer aldığımız, çalıştığımız örgütleri; bu örgütlerde yaşanan olayları anlamak, olacakları yordamak ve çalıştığımız insanları etkilemek zorundalığıyla karşı karşıya kalırız.

 

DİSİPLİNLER ARASI YAKLAŞIM

Örgütsel davranış bir tek disiplinin altında odaklaşan bir bilim değildir. Bu bakımdan disiplinler arası bir yaklaşım amacına daha uygundur. Davranış, sosyal bilimler içinde üç temel disiplin çerçevesinde ele alınmaktadır. Bunlar; psikoloji, sosyoloji ve antropolojidir. Bu bakımdan her üç disiplinin de örgütsel davranışın anlaşılmasında katkıları vardır. Ancak, politik bilimler, ekonomi, yönetim ve sosyal psikolojinin de çeşitli konuların anlaşılmasında önemli yardımları bulunmaktadır.

 

SİYASAL PARTİLER


Siyasal partileri bir organizasyona benzetmek mümkündür. Bu organizasyonun üyeleri vardır; bu insanları bir araya getiren ortak amaçlar söz konusudur. Bu amaçlara ulaşmak için seçimlere girmek gibi meşru araçlar kullanılır. Meşru araçları kullanarak iktidara gelmeyi amaçlayan siyasal partiler, ülke yönetiminde etkili olmak isterler. Siyasal partiler, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsurlarından birisidir.

 

Kamuoyunun siyasal sistemle bağlantısını kurmada önemli bir rol oynayan siyasal partiler, bu önemli işlevlerinden dolayı da siyasal sistemin işleyişindeki problemlerden, ekonomik ve sosyal sorunlara kadar pek çok konuda sorumlu tutulmaktadır. Toplumu sıkıntıya sokan tüm sorunların çözümü siyasal partilerden beklenmekte, onlara çok büyük sorumluluk yüklenmektedir. (1)


Siyasal partiler, ulusal parlamentoların ve seçme hakkının yaygınlaşmasına paralel bir gelişme göstermektedirler. Siyasal sürecin işleyebilmesi için gerekli bilgilerin etkin bir biçimde sağlanabilmesi ancak örgütlenme ile mümkün olunca, siyasal partiler bu örgütlenme sorununu çözmek amacıyla ortaya çıkmışlardır.

 

 

İÇSEL VE DIŞSAL ÖRGÜTLENME

Siyasal partiler hem “içsel” hem de “dışsal” örgütlenme modeli geliştirmişler; parlamentoya seçilmiş kişiler bu durumlarını sürdürebilmek için gerekli ilişkileri kurumsallaştırırken, parlamentoda temsil edilmeyenler de kendi seslerini duyurabilmek için örgütlenme yolunu seçmişlerdir.

 

İçsel örgütlenme yoluyla oluşan partilerde yerel seçim komiteleri öne çıkarken, dışsal örgütlenmeyle kurulan partilerde bu işlevi sivil toplum örgütleri üstlenmektedir. İçsel örgütlenme yoluyla kurulan partiler genellikle kadro partisi niteliği taşımakta, üyelerini tanınmış kişiler oluşturmakta, parti faaliyetlerinin finansmanını da partiyi destekleyenler sağlamaktadır.

 

Dışsal örgütlenme yoluyla kurulan partiler ise zamanla “kitle partisi” niteliği kazanarak yaygın bir üyelik profiline sahip olmakta, partinin finansmanı ise üyelerin küçük katkıları ile sağlanmaya çalışılmaktadır (2).

 

SİYASAL PARTİ ÖRGÜTLENMELERİ


Tek bir siyasal parti örgütlenmesinden söz etmek mümkün değildir. Bir amaç etrafında toplanıp siyasal parti kimliği ile bu amaçlarını gerçekleştirmek isteyen her topluluğun izlediği yol ve yöntem, aynı zamanda partinin özelliği hakkında da bize bilgi vermektedir. Siyasal partileri özelliklerine göre dörde ayırmak mümkündür(3):


1. Homojen Partiler: Aynı siyasal görüşü paylaşan üyelerin oluşturduğu bu tür partilerde istikrar ön plandadır ve programlarında pek değişiklik görülmez. Parti içinde fraksiyonlara pek rastlanmaz, farklı görüş ortaya çıktığında ise, çoğunlukla o görüşü savunanlar partiden ayrılmak zorunda kalırlar. Çevreci partiler, etnik temelli partiler ve komünist partileri homojen parti yapılanmasına örnek olarak gösterebiliriz.


2. Homojen olmayan partiler: Başka grupların katılımına açık olan parti türüdür. Homojen parti yapılanmasına göre daha esnektir ve birebir aynı görüşü savunmasalar da diğer partilerden kişiler bu tür partilere rahatlıkla katılabilirler.


3. Fraksiyon Partileri: Bu tür partiler her konuda hemfikir olmayan grupların bir araya gelmesiyle oluşurlar. Bu tür partiler, sanki küçük partilerin bir araya gelmesiyle kurulmuş görüntüsü verirler. Bu partiler fraksiyonların liderlerinden oluşan bir komite tarafından yönetilir.


4. Yerel örgüt partileri: Yerel örgütlerin bir araya gelmesiyle oluşturulan parti türüdür. Bu tür partilerin temsilcilerinin davranışlarında önemli farklılıklar görülebilir. Partilerin kendi kimliklerini yitirmeden belirli bir amaç uğruna bir süreliğine birlikte hareket etmeleri sıkça rastlanan bir durumdur. Seçim zamanı yapılan ittifaklar, bunun en güzel örneğidir.

 

 

 

 

 

 

 

PARTİLİ OLMAK


Bu genel verilerden hareketle rahatlıkla diyebiliriz ki, kaliteli siyasal mücadelenin yeri nasıl ki meclisler ise, bu bağlamda kaliteli örgütlenmeler de fikir mücadelelerini tabandan yukarı doğru yaymayı hedefleyen siyasal partilerdir.

 

Ancak maalesef ki günümüzde partili olmak, bir parti içerisinde politik fikir mücadelesi vermek ile örgütlü diktatörlük kurmak, partizanlık, yurttaş işini partililikle özdeşleştirerek halletmek kavramları yer değiştirmiş görünmektedir. Bu ise toplumun her kesimini “ondan”, “bundan”, “bizden”, “ötekilerden” diye ayırıp bölmeye hizmet ederken aslında insanlar arasındaki bu ayrımların derinleşmesini besin kaynağı olarak seçen yapıları, yani diğer örgütlenmeleri semirtip büyütmektedir.

 

SİYASAL ETİK

 

Duruma sadece bugün ve bu yıl için kendini kurtarmak olarak bakılırsa, zaten sorun yoktur. Ama eğer bir halkın geleceği, bir işleyiş mekanizması, devlet işlerinin sürdürülebilirliği bağlamında değerlendirmeler yapılacaksa, ne büyük bir yanlışın el birliği ile yapıldığı ve desteklendiği de görülecektir. Siyasal etik içinde seçim vaatleri (olabilirlikler dâhilinde, makul ve mantıklı) bulunmakla beraber bu vaatlerin taahhüt altına alınması diye bir şey söz konusu değildir; olmamalıdır. Oysaki son dönemde hem gazete haberlerinde hem de ortam sohbetlerinde, yerine getirilmeyen vaatler çerçevesinde, yurttaş azarlayan bakanları, gerilimleri duyuyoruz sıkça. Bu ise siyasal örgütlenmeler içindeki kirlenmelerle ilgilidir. Deformasyonun aleniyet kazanması, her örgütü iç hesaplaşmalar bazında da derinden etkiler.

 

Düşünülmesi gereken, siyasal örgütlenmelerdeki kalitenin ve öz saygının, özelden genele doğru yayılarak genele ulaştığında ülkeyi sarıp sarmalayacak barış yelpazesi olabilme gücünün kazanılmasıdır.

 

Hangi fikrin temsilcisi, hangi ideolojinin savunucusu olunursa olunsun, siyasal partiler içinde yer alan veya almak isteyen herkesin düsturu, halkın insan hakları kapsamında azami yaşam standardı sahibi olması için çalışacağının yeminiyle yola çıkıldığı olmalıdır.

 

İnsan hakları dediğimiz evrensel yasa, bazı insanların hakları anlamına gelmemektedir. İnsan hakları denince, payı da paydası da insan olan; kimliği, kökeni, etnik yapısı, dini inancı, ten rengi, cinsiyeti veya cinsel tercihi vb. hiçbir ayrımcı, kışkırtıcı, öznel ayrımlara sapmadan, insan demek gerektiğinden söz edilmelidir. Bir ülkedeki siyasal partilerin duruşu, söylemleri, kendilerini ürettikleriyle, olaylara ve durumlara verdileri tepkilerle tanımlayışları, o ülkenin yürüdüğü yol anlamında varmayı umduğu hedefi/hedefleri de işaret etmez mi?



Kaynakça
1- Süheyl Batum, Türkiye’de Demokratikleşme Perspektifleri Ve AB Kopenhag Siyasal Kriterleri / Siyasal Partiler, TÜSİAD Yayınları, İstanbul,2001, s. 7


2- Fuad Aleskerov, Hasan Ersel, Yavuz Sabuncu, Seçimden Koalisyona: Siyasal Karar Alma, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul,1999, s.112


3- A.g.e, s. 114

  

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1095 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler