1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ONO’da neler tartışılıyor?
ONO’da neler tartışılıyor?

ONO’da neler tartışılıyor?

Üyesi olduğum Uluslararası Okur Temsilcileri Örgütü (ONO) e-posta grubundan zaman zaman bizi de doğrudan ilgilendiren konularda e-postalar alıyorum. Hollanda’da yayımlanan NRC Handelsblad gazetesi ombudsmanı (okur temsilcisi) Sjoerd de Jong, gazetec

A+A-

 

 

 

Üyesi olduğum Uluslararası Okur Temsilcileri Örgütü (ONO) e-posta grubundan zaman zaman bizi de doğrudan ilgilendiren konularda e-postalar alıyorum. Hollanda’da yayımlanan NRC Handelsblad gazetesi ombudsmanı (okur temsilcisi) Sjoerd de Jong, gazetecilerin yaptığı intihaller konusunda ne yapmak gerektiğini sordu.

Aslında bu soruyu sormasına neden olan bazı gelişmeler olmuştu Amerikan medyasında. İlk olarak, Time dergisi yazarlarından Fareed Zakaria’nın silah satışlarının kontrolü konusunda (ki bu konu ABD’de en çok tartışılan konulardan birisidir) yazdığı bir yazıda, New Yorker yazarı Jill Lepore’nin aynı konuda daha önce yayımladığı bir yazıdan intihal yaptığı açığa çıktı. Bunun üzerine, yazarın bir süreliğine yazı yazması yasaklandı. Ayrıca, grubun televizyonu olan CNN’de yaptığı program da durduruldu. Ancak, Perşembe günü (17 Ağustos) Time dergisinden yapılan açıklamada, Fareed Zakaria’nın yaptığının “istenmeden yapılan bir hata” olduğu, olayı “münferit bir vaka” olarak gördükleri belirtildi. Fareed Zakaria’nın yazmaya devam edeceği de ifade edildi.

İkinci olay, The New Yorker dergisi yazarlarından Jonah Lehrer’in, çok satanlar listesine girmiş, “Imagine: How Creativity Works” (Hayal Et: Yaratıcılık Nasıl İşler) isimli kitabında ünlü müzisyen Bob Dylan’a atfen yayımladığı bazı alıntıların fabrikasyon (uydurma) olduğunun açığa çıkması üzerine yaşandı. Jonah Lehrer, “içinde bulunduğum durumun vahametini anlıyorum. Hayal kırıklığına uğrattığım herkesten, özellikle editörümden ve okurlarımdan özür diliyorum” diyerek istifa etti.        

 


Yenidüzen muhabirlerinin haber karnesi

Geçen hafta (19-25 Ağustos) Yenidüzen muhabirlerinin imzasıyla 20 haber yayımlandı. Didem Menteş 7, Tanju Konuralp 5, Meltem Sonay 4, Osman Kalfaoğlu 1, haber müdürü Mert Özdağ da 3 habere imza attı. Bu haftanın en üretken muhabiri Didem Menteş. Yayımlanan haberler içinde; Meltem Sonay’ın “Koli yollama kağıdı yok, Bayram tebriği çok!” (19 Ağustos); Didem Menteş’in “Tavuk kuzeyde, et güneyde ucuz” (20 Ağustos); Tanju Konuralp’in “Boş kontenjanlar: Acil önlem şart” (21 Ağustos) ve “Ülkede eğitim politikası yok” (24 Ağustos) başlıklı haberlerini, geçen haftanın dikkat çeken haberleri olarak not ettim.

 


Röportaj güzel de, kaynak eksik

21 Ağustos tarihli Yenidüzen’de yayımlanan Candan Yıldız ve Adnan Gündoğan imzalı, “Kıbrıs’ta çözüm olmazsa Türkler, Rum Kesimi’ne geçebilir” başlıklı röportaj gayet bilgilendirici. Gazete bu röportajı yayımlamış ama kaynak unutulmuş. Röportaj, T24 internet gazetesinde yayımlanmış.  

 


“Vakıf arazisine genelev” haberi Milliyet’in değil, Hürriyet’in

Milliyet gazetesi Lefkoşa temsilcisi Sefa Karahasan, Yenidüzen’de 18 Ağustos tarihinde yayımlanan iktibas (ödünç) haberin Milliyet’te değil, Hürriyet’te yayımlandığını, hatanın düzeltilmesi gerektiğini yazdı. Haberin altında gazetenin kupürü de var. Haberde adı geçen Ömer Bilge, Hürriyet’in Lefkoşa temsilcisidir. Dolayısıyla hatalı olmuş.

Bu habere benim de bir eleştirim var. Başlıkta, “vakıf arazisine genelev” denmiş. Bildiğim kadarıyla KKTC’de genelev yok. Çok sayıda gece kulübü var. Haberde sözü edilen mekân da genelev değil, gece kulübü. Bazı Türkiye gazeteleri zaman zaman bu türden sansasyonel haberler yapıyorlar Kıbrıs’la ilgili. Yenidüzen gazetesinin bu haberi hiçbir düzeltme yapmadan alıp yayımlamasını da yadırgadım doğrusu. Gece kulüplerinde çalıştırılan konsomatrislerin “kadın ticareti” kapsamında cinsel sömürüye maruz kalmaları, üzerinde doğru dürüst durulması gereken bir habercilik konusudur. 

 


ALINTILAR

Bu sayfada zaman zaman, gazetecilikle ilgili köşe yazılarından yaptığım alıntılara yer vereceğim. Aslında bunu ilk yazımda belirtmiştim, ama bugüne kadar fırsat olmadı. Bugün iki değerli gazetecinin yazılarından yaptığım alıntılar var. İlkinde L. Doğan Tılıç, barış gazeteciliğinin ne olduğunu anlatıyor oldukça anlaşılır ifadelerle. İkinci yazıda ise, Umur Talu, gazetecilik dersi veriyor kısa ve öz biçimde.     

“Barış gazeteciliği, salt bir gazetecilik tarzı değil aynı zamanda bir yaklaşım ve akıl yürütme biçimidir. Yalnızca bu türden çatışma ve kriz anlarında değil, her zaman gereklidir. Bu yaklaşım tarzı; çatışma anına ve sonuca değil, sürece odaklanmayı, “biz” ve “onlar” kolaycı ayrımını reddetmeyi, “biz”i dinlediğimiz kadar “onlar”ı da dinlemeyi, sansasyonel ve duygulara hitap eden değil, akla hitap eden bir dil kullanmayı, bir görüş ya da iddiayı mutlak doğruymuş gibi kabul etmemeyi gerektiriyor.” L. Doğan Tılıç, “Savaş tamtamları ya da barış gazeteciliği,”  Birgün, 26 Haziran 2012.

Etik metik, buyursun, isteyenin olsun... Gazetecilik alçak olmama işidir...Fakat fazla yüksek olmama işidir hem de. Bağımsız olabilme işidir. Boyun eğmeme ve boyun eğdirmek isteyene nanik işidir. Yüreğini, aklını, bilgini, becerini, emeğini, imkânını, vicdanını rehin vermeme; ruhunu rezil etmeme işidir!
Haber öncelikleri, yorumlar farklılaşabilir, tartışabilir, kapışabilir; ama adilik varsa, hep aynıdır...
Hep GOG'dur: "Genetiğiyle Oynanmış Gazetecilik"tir!” Umur Talu, “
Alçak olmama işidir bu!” Habertürk, 1 Nisan 2012.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 784 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler