1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ON ADIM ÖTEDE BİR BAŞKA DÜNYA
ON ADIM ÖTEDE BİR BAŞKA DÜNYA

ON ADIM ÖTEDE BİR BAŞKA DÜNYA

Bazen bu küçücük adada sadece iki ayrı ülkede değil, iki ayrı dünyada yaşadığımızı görmek ürkütüyor beni. Gelecek adına daha da endişelendiriyor. Bu adada bir şehrin on adım öteki tarafı, Avrupa gündemini belirlerken, diğer tarafı Avrupa’ya kendin

A+A-

 

Bazen bu küçücük adada sadece iki ayrı ülkede değil, iki ayrı dünyada yaşadığımızı görmek ürkütüyor beni.

Gelecek adına daha da endişelendiriyor.

Bu adada bir şehrin on adım öteki tarafı, Avrupa gündemini belirlerken, diğer tarafı Avrupa’ya kendince tepkili.

Küskün ve beklenti içinde…

 Kıbrıs’ın AB Dönem Başkanlığı için Avrupa’nın önde gelen medya kuruluşlarının Brüksel temsilcileri geçtiğimiz hafta Güney Kıbrıs’taydı.

Rum Enformasyon Bakanlığı’nın davetiyle, Cuma günü, adaya gelen gazetecilerle bir araya geldik. Cumartesi de bu gazetecilerin bir bölümüyle Kuzey’de AB Koordinasyon Merkezi Başkanı Erhan Erçin’in davetiyle bir öğle yemeği yedik.

Güney Lefkoşa’da sohbet ettiğimiz meslektaşlar, her şeyden önce son derece profesyonel bir organizasyonla karşılandıklarını anlatıyor.

Kıbrıs Cumhuriyeti son iki yıldır oldukça yoğun şekilde hazırlandığı dönem başkanlığında, kutlamalardan toplantılara kadar bu hazırlıkların sonucunu ortaya koyuyor.

Eğlence’de birkaç yıl önce tamamlanan medya merkezi, son derece yüksek donanımlı bir alt yapıyla gazetecilere çalışmak için mükemmel bir ortam sunuyor.

Konferansta sorularını yanıtladığımız gazeteciler, Kıbrıs’ın Kuzey’ini anlamaya çalışıyorlar. Kıbrıs sorununun neden çözülemediğini sorguluyorlar.

Ancak temel konu, Avrupa’nın içinde bulunduğu ekonomik kriz.

Kıbrıslı Türkler’in ve Kuzey’in pozisyonu da tamamen Türkiye üzerinden okunup algılanmaya çalışılıyor.

Kuzey’de buluştuğumuz gazeteci arkadaşlardan biri örneğin, gördükleri ile önceden düşündükleri arasındaki muazzam farkı büyük bir şaşkınlıkla anlatıyor.

Şalvarlı ve türbanlı kadınlarla, daha dini bir toplum yapısı göreceğini düşündüğünü söyleyen Jim, Kıbrıs’ın Kuzey’inde Türkiye’den de farklı bir yapı olduğunu keşfettiğini söylüyor.

James, özellikle adadaki hidrokarbon çalışmalarına odaklanıyor. Bunun Türkiye’nin politikalarıyla Avrupa’yı nasıl etkileyeceğini anlamaya çalışıyor.

Avrupa’nın ajandasında Kıbrıs sorunu çok uzun zamandır yer almıyor. Kıbrıs sorunu çok uzun zamandır hiçbir şey için bir motivasyon ya da engel değil.

Kıbrıs Rum tarafı da çok uzun zamandır Avrupalı bir üye ülke olarak, aslında bizim oldukça uzağında kaldığımız Avrupa’nın gündemiyle birlikte anılıyor.

Kıbrıs dönem başkanlığı belki yeniden Kıbrıs sorunun hatırlanması için bir vesile olabilir. Adaya gelen siyasetçiler ve gazeteciler için sorunun çözüm gerekliliğini anlatıp ilgi çekilebilir.

Ancak bunu da yapmak için öncelikle kendimizin Kıbrıs sorununun çözüm gerekliliğini hatırlamamız gerekiyor.

Sorun sadece Kıbrıslıların sorunu olmayabilir. Ancak öncelikle Kıbrıslıların sorunu sahiplenmesi gerekir.

Biz adanın her iki tarafında da çok uzun zamandır normalleştirdiğimiz çözümsüzlük koşullarında yaşıyoruz.

Kıbrıs Rum tarafının artık kısa vadede çözümün gerekliliğini kavraması şart. Yoksa, bir süre sonra karşısında Kıbrıslı Türkleri değil, beklediği gibi Türkiye’yi bulacak.

Ancak sermayesi ve reel varlığıyla, adada çok daha güçlü koşullarda bir Türkiye’yi.

Ekonomik kriz koşulları korkuyu besler derler. Korku da milliyetçiliği ve muhafazakar yapıyı.

Bir süre önce adada Kıbrıslı Türkler ile Rumlar’ın Türkiye algısını ölçen bir çalışmaya imza atan ODTU Uluslar arası İlişkiler Bölüm Başkanı Rebecca Bryant, Kıbrıslı Rumlar arasında artan milliyetçilik koşullarına dikkat çekerek,, bu durumun da Kıbrıslı Rumları çözümden uzaklaştırabileceğini söylüyor.

İyimser ya da kötümser koşullar, bu koşulları nasıl kullanıp şekillendirdiğinizle ilgilidir, biraz da.

Bizim adada koşullarımızı belirlemeye ihtiyacımız var.

Eğer Avrupa’nın dikkatini çekmek istiyorsak, her şeyden önce Avrupalı düşünüp bunun koşullarını yaratmalıyız.

Daha çok ilişki daha çok lobi ve siyaset üretimine ihtiyacımız var.

Dünyanın ilgisini çekmek istiyorsak, dünyalı olabilmeli etrafımızda yaşananları iyi tahlil edebilmeliyiz.

Siyaset, Lefkoşa Belediyesi ve Kurultay hesapları üzerinden değil, dünya gerçekleri üzerinden üretilir.

Bizim artık Türkiye’nin baskısından, dünyanın ilgisizlik ve izolasyonundan şikayet etmek yerine, gerçekten siyaset üretmeye ihtiyacımız var.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 817 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler