1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. OLUR İŞ DEĞİL... OLUYORMUŞ AMA...
OLUR İŞ DEĞİL... OLUYORMUŞ AMA...

OLUR İŞ DEĞİL... OLUYORMUŞ AMA...

Ülkede bir kargaşadır gidiyor, yöneten bir organ yok, herkes kafasına göre takılıyor. Kıb-Tek çalışanlarının sendikası El-Sen, borçlarını ödemediği için BRTK’nın elektriğini kesmeye gitti… Olacak iş değil?!. Ama Kıb-Tek’te yönetim erki

A+A-

 

 

Ülkede bir kargaşadır gidiyor, yöneten bir organ yok, herkes kafasına göre takılıyor.

Kıb-Tek çalışanlarının sendikası El-Sen, borçlarını ödemediği için BRTK’nın elektriğini kesmeye gitti… Olacak iş değil?!. Ama Kıb-Tek’te yönetim erki kendini partisinin hükümetine ‘pazarlama’yla meşgulse, olur tabii… Bu arada Akdoğan Belediyesi’nin borçlarından dolayı elektriği kesilir, ama bir söz üzerine yeniden bağlanır… Niye kesildi o zaman veya niye bağlandı?!.

LTB’de Belediye Başkanı, hükümet temsilcisi ve yetkili sendika protokol imzalar, Başkan uymayacağını ilan eder, LTB’de süresiz grev gene başlar… Uygulamayacağı protokolu ne imzaladı, imzanın şahitcisi Bakan nerde?!. Olacak iş değil ama oluyor işte…

Başbakan, devletin Kamu Hizmeti Komisyonu ile kavgalı, yurttaşı Komisyon aleyhine kışkırtıyor… Bu nasıl iş?!. 

Dış Türkler Birimi adı altında siyasi rüşvet verildiği söyleniyor; söyleyenlerin iddiaları tutarlı, muhatap saçmalıyor… Para gene de ödeniyor, devlet denen yapının yargı ve denetim organları ‘bissi kedi’.

Milletvekili kural dışı olarak gümrüksüz araba kullanıyor, eşinin de varmış… Başkası yapsa başına neler gelmez, olur iş değil… Petrol dolum tesisini adanın kuzey coğrafyasında yerden yere taşıyorlar, ‘bu iş bu adaya göre değil’ derler, Başbakan illa ki yapacak… Bu petrol dolum tesisinin ‘kokusu’ ve ‘çevre kirliliği’ daha şimdiden çıktı, olur iş değil…

Ekonomi kırık – dökük, pazar faaliyetleri ağır – aksak, çalışanlar fakirleştiriliyor… Ekonomi Bakanı ekonomik büyümeden bahseder, Maliye Bakanı ‘uçtu’ğundan. Uçuk kaçık yorumlar, şaka gibi…

Özelleştirme dolu dizgin, Türkiye hükümetinin hormonladığı sermayeye Kıbrıs Türk varlıklarını devreteme dolu dizgin, Kıbrıslı Türklerin kendi yurdunda yabancıların rehinesi olması dolu dizgin… İmam Hatip liseleri açılıyor; camiler yapılır ve daha büyükleri ve külliyelileri de planlanır… Ülke insanı camiye de gitmiyor pek… Depremde yıkılan okullar için Van’a para yardımı toplanır, bir GSM operatörü ‘Beş Liran varsa?!’ diye kampanya yapıp para toparlamaya çalışır, o ülkenin ‘yardımseverler’i Van’a değil de Kuzey Kıbrıs’a yirmi milyon Euro’luk cami – külliye – okul projesi uygulayacağını söyler… Göz göre göre bir şeyler götürülüyor, yutulacak gibi değil… 

Devlet sağlık hizmetlerinden para sızdırıyor, açıkcası bu… Hasta ve hastane yönetimi kafa kafaya geliyor… Devlet böyle şey yapar mı hiç; bu devlet yaparmış… Bu devlet, devlet olacak gibi değil…

Mecliste kavgalar, küfürler… Politika maçolaşmış… Yasalar, öyle ya da böyle geçiyor, hükümet partisinin milletvekillerinin beyni tatilde, parmakları başbakanda rehin… 

Ve ansızın bir karar, sınır kapılarından Güney’e geçerken herkes, muamele yapan memura görünecek… Ve her hafta tekrarlanan bir icraat: Akaryakıta zam… Olmaz sanılırdı, oluyormuş… Olacak iş değil…

Maraş’ı açma dedikodu mu, birşeyleri sınama mı, belirsiz ama belirli olan durum görüşmelerin çıkmaz sokağın duvarına tosladığı… Halbuki Eroğlu, Talat’ın bıraktığı yerden devam edecekti, Hristofias da federal çözüm isterdi?! Niye ilerleme olmadı, hiç anlaşılır gibi değil… Ama B-planı varmış, hem de Kuzey Kıbrıs’ı Türkiye’ye ilhak bile varmış… Söylenecek laf değil, yapılabilecek iş değil… Ama muhalefete gore, Türkiye’nin görüşleri kendileri ile örtüşüyormuş?!. Kulaklara inanmak zor; gözler okumasa keşke…

Kıbrıslı Türklere ‘besleme’ derler, ‘kimsin be adam’ diye sorarlar, ‘yeterince Türk, yeterince müslüman değil’ diye nitelerler, ‘heceleyerek oku’ diye akıl verirler… Kimler?!. Kıbrıslı Türkler üzerinden kendi stratejik çıkarlarını besleyenler, ‘alt kimlik – üst kimlik’ diye kendi ülkesinde kimlik tanımlamaya çalışanlar, kendi coğrafyasındaki etnik mozaiği ‘yeterince sunni müslüman Türk’ yapacak diye iç çatışmalar içinde kanla boğuşanlar, hecelemeyi söktüklerini sanıp kibirle konuşurken Doğu Akdeniz hido-karbon araştırmalarında nutku tutulanlar…     

Uyuşturucu ticareti kesintisiz devam ediyor. Hırsızların çalmayacağı bir şey yok, ne iç çamaşırı kurtulur ne hurda… Trafik Allah’a bile emanet değil… İntiharlar medya reytingine malzeme olmuş… Nasıl olur, olur işte…

Esnaf örgütü esnaf örgütüne karşı kurulur… İlerici örgütler birbirine sataşır… Demeçler gırla gider, eylemler göstermelik kalır… UBP’nin içi kaynar, eski lider kepçe elinde karıştırır da karıştırır…

Ve Dünya Tiyatro Gününde Kıbrıslı Türk tiyatro sanatcıları, iktidara ‘utanın’ der… Söylenecek söz değil, ne yenir ne yutulur… Yiyip yuttular… Böyle mide olacak gibi değil; oluyormuş ama…

Neden, nasıl, niçin?!.

Politikada çapsızlık, omurgasızlık ve vizyonsuzluk iktidar… Daha başka ne olabilirdi ki?!.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1149 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler