1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÖLÜ BÖLGEDEN FISILTILAR'
ÖLÜ BÖLGEDEN FISILTILAR

'ÖLÜ BÖLGEDEN FISILTILAR'

Kıbrıs’a ve Kıbrıslılığa âşık, idealist bir yönetmen olan Çağrı Beyaz ile ilk çocuğu diyebileceğimiz yeni filmi; ‘Ölü Bölgeden Fısıltılar’ı konuştuk.

A+A-

 

Tanju KONURALP

Kıbrıs’a ve Kıbrıslılığa âşık, idealist bir yönetmen olan Çağrı Beyaz ile ilk çocuğu diyebileceğimiz yeni filmi; ‘Ölü Bölgeden Fısıltılar’ı konuştuk. Yaklaşık on yıldır İstanbul’da yaşayan ve kendini tam anlamıyla sinema ve sinemacılığa adamış olan Beyaz; İstanbul Film Festivalinin, Yeni Türk Sineması bölümüne seçilen filmi ve filmin hayat bulma sürecini Adres Kıbrıs okuyucuları için anlattı.

Dilerseniz kısa bir öz geçmişinizden bahsedelim…

Kıbrıs doğumluyum. Girne Amerikan Üniversitesi Basın ve Yayın bölümünden zar zor mezun olduktan sonra, 2006 yılında İstanbul’a yerleştim. Plato film okulunda kısa bir dönem eğitim aldım. Bu eğitimin yeterli olmadığını düşündüğüm için Kadir Has Üniversitesi Film ve Drama bölümünün giriş sınavına katılarak, kazandım. Bu okuldan sinema endüstrisi, sinemada oyuncu yönetimi üzerine tez vererek mezun oldum. Daha sonra Paradoks Film Okulunda kısa film eğitimleri vermeye başladım. Bu okul bünyesinde hazırlanan birçok projede aktif görevlerde bulundum. Halen bu okulda eğitmenlik yapmaktayım.

 Basın ve yayın eğitiminden sonra, film sektörüne bir kayma söz konusu. Bu kafanızda nasıl oluştu?

 Sinemanın bir parçası olmak, benim geçmişten beri hayal ettiğim bir şeydi. İstanbul’a yerleştikten sonra bu hayalime nasıl ulaşabilirim, neler yapmam gerek diye uzun süre kafa patlattığım dönemler oldu. Sinema kanınıza bir kez bulaştı mı ondan kurtulmanız imkânsızdır. Sabah akşam onla yatıp kalkmaya başlarsınız sonra birde bakarsınız, sinema hakkında konuşmadan geçen bir gününüz yoktur artık. İşte o gün geriye dönüşün imkânsız olduğunu anlarsınız. Sinema yapmanın bendeki bir boşluğu doldurduğunu fark ettim o dönemde. Sanki bir şey kaybetmişim de sonradan bulmuşum gibi. İlk başlarda tüm filmleri izlemek amacıyla, ticari veya sanat filmi ayırt etmeden gidebildiğim kadar filme gittim. Sonra sinemayı okumayı öğrendikçe ticari yapımların sadece para kazanmak amacıyla yapıldığını diziden hiçbir farkları olmadığını keşfettim ve ‘’bu böyle olmayacak galiba’’ diyerek sanat sinemasına damga vuran birçok yönetmenin filmlerini, kitaplarını alarak; tekrar tekrar filmlerini izleyerek, okuyarak sinema yapmaya hazırlanmaya çalıştım. Sonra da bir şekilde şansım yaver gitti ve işte ilk filmimi yapmış oldum.

HALKIMIN BAŞINA GELENLERİ ANLATMAK İSTEDİM

Ölü Bölgeden Fısıltılar fikri ne zaman ve nasıl oluştu?

Doğup büyüdüğüm ülkemdeki halkımın başına gelenleri anlatma fikri uzunca bir süredir üzerinde çalıştığım bir projeydi. İstanbul’da yaşarken doğup büyüdüğüm topraklara uzaktan bakınca her şeyi daha net görebildiğimi fark ettim. Zamanının geldiğine inandım ve senaryoyu oluşturmaya başladım. Yaklaşık 1 yıl sürdü senaryo çalışması. Aslında 3 - 4 ayda biterdi normalde ama Kıbrıs benim için özel bir yer bu nedenle farklı bir film olsun istedim. Bu süreç her yönetmenin başına gelen çok sancılı bir süreçti. Sinemacılar arasında bir laf vardır ‘’Bir film yapmak insanın hayatından 3 senesini alır götürür” derler, benden beş sene almıştır herhalde.

Neden Ölü Bölgeden fısıltılar?

Kıbrıs Türk Tarafı tanınmayan ölü bir ülke, ölü bir toprak parçası, olmayan, yaşamayan bir vatan toprağı; bu ölü toprağın, bu sembolik olarak yasamayan ülkenin sözleri, duyguları ve fısıltıları filmde anlatılanlar; Bu yüzden filmin ismi ''Ölü bölgeden fısıltılar''. Kıbrıs doğumlu, 30 yaşlarında, İstanbul’da dizi yönetmenliği işiyle uğraşan bir gencin, on yıl önce göç ettiği topraklara belgesel bir film yapmak için geri dönüşünü anlatan bir hikâyesi var filmin. Filmden gişe elde etmek için seyirciyi asla kandırmak istemem. İzleyenler bu filmde alışık oldukları kalıbın dışında bir teknikle karşılaşacaklar. Film kurmaca ile belgeseli iç içe geçiren bir yapıya sahip. Çünkü şu an hâkim sınıfın yaptığı sinema, halkın sistemi eleştirmesine olanak vermeyen büyülü güzel bir dünya sunmakta seyirciye ve bizi pasifleştirmekte. Bu film seyirciyi birçok yönden şaşırtacak bir biçime sahip. Ölü bölgeden Fısıltılar Filmi geleneksel anlatım yapısına; politik içeriği, anlatıcı olması, karakterlerin ara sıra kameraya bakarak seyirciye doğrudan seslenmesi, özdeşleşmeyi sağlamaması özellikleri ile Brechtyen bir anlatıma sahiptir. Filmde yabancılaştırma efektleri ve tarihselleştirme efektleri gibi teknikler, seyirciyi zihinsel faaliyetlerde bulunmaya yönlendirmek amacıyla kullanılmıştır. Hollywood sinemasının üçüncü dünya ülkelerine pazarladığı filmler ve onların kötü Türk versiyonlarını yapanların tek amacı seyirciyi sömürmek ve bu sayede gişe elde etmektir. Bu filmlere giden seyirci, film boyunca karakterle özdeşleşme yaşar ve film bitene kadar hep pasif durumda kalır ve salondan o şekilde ayrılır. Ben de tabi ki, bir kez daha film yapabilmek için gişe elde etmek isterim ama bunun için seyirciyi asla sömüremem. Benim için ‘’Yaşadığımız çürüyen dünyaya en son direniş formudur sinema’’.

DESTEK VERENLERE TEŞEKKÜRLER

Projenin hazırlanması sürecinden bahsedelim dilersen.

Senaryoyu oluşturduktan sonra para bulma aşamaları başladı. Türkiye’de herkesin yastığının altında bir senaryo olduğu için tabii ki filme sponsor bulamadık. Bir de genç olduğum için güvenemediler de… Biliyorsun hep büyüklerin sözü geçer bu sistemde. Film süreci o kadar zorlu bir süreçtir ki filme başlayıp sonunu getirebilmek gerçekten çok zordur. Bir taraftan ekibi yönetirken, diğer taraftan yazdığınız senaryonun sağlıklı bir şekilde çekilmesinden sorumluyken, öte yandan oyuncuları yönetmek zorundasınızdır. O gün ışıkçınız eşiyle kavga etmiştir, o ruh durumuyla sete gelir ve sizin tüm konsantrasyonunuzu bozabilir. O yüzden ben senaryosunu hazırlamış, film çekimine girmeye hazır olan arkadaşlara çekim senaryosu öncesinde spora başlamalarını tavsiye ediyorum, çok ihtiyaçları olacak sette. Aksilikler konusuna gelince hiçbir yönetmen bir sorun yaşamadan filmini bitiremez. Bu parayla ilgili bir durum değildir. Siz istediğiniz kadar önceden planlı olun, muhteşem bir ekibiniz olsun yine de sorun çıkar. Şöyle bir laf vardır ‘’Filmle ilgili kurduğunuz hayalin yüzde 70’ni çıkarabilirseniz iyi bir yönetmensiniz. Filmle ilgili desteğe gelince Girne Belediye Başkanı Sayın Sümer Aygın ekibin Girne’deki yemek giderlerini karşıladı,  Karpaz Belediyesi konaklama imkânı sağladı. Oasis at Ayfilon Hotel, Karpaz’daki çekimlerde yemek giderlerimizi karşılarken aynı zamanda çekim aşamasında çıkan tüm sorunlara ellerinden geldiğince destek oldular. Bize destek olan herkese buradan çok teşekkür ediyorum bu arada. Filmimiz, tamamlandıktan sonra; TC Kültür Bakanlığı Sinema destekleme kurulu tarafından destek aldı. Başvuran yüzlerce projeden destek alan 8 film arasına girdik. Bu destek sanatsal değeri yüksek Avrupa’da festival yolu açık olan filmlere verilen karşılıksız bir fon.

Seçtiğin oyuncular ile ilişkilerin ve diyalogların nasıldı? Seçimlerinden memnun musun?

Ben karar verdiğim bir süreç sonrasında pişmanlık yaşayan bir karakter değilim açıkçası. Tabii ki ufak tartışmalarımız oldu ama ben tüm oyuncularımdan çok memnunum. Teknik ekibin aksine, oyuncular filmin çekim aşamasında telaşlanabilirler, bu gayet normal bir süreçtir. Filmi tamamen kafasında kuran ve nereye gideceğini bilen sadece yönetmendir. Eğer siz ne istediğinizi biliyorsanız ve bundan eminseniz oyuncularla sorun yaşamazsınız zaten. Tüm oyuncular çekim boyunca inanılmaz bir özveri gösterdiler. Bu nedenle onlara ne kadar teşekkür etsem azdır.

Festival ve sonrası ile ilgili düşüncelerin nelerdir?

Filmimiz bildiğiniz üzere İstanbul Film Festivalinin, Yeni Türk Sineması bölümüne seçildi. 12 Nisan Perşembe gecesi ilk gösterimizi İstanbul Beyoğlu sinemasında yapıyoruz. Avrupa’dan gelen birçok yapımcı bu bölümü takip ediyor ve filminizin haklarını kendi ülkesinde göstermek için satın alabiliyor. Bu satış süreci sizin Avrupa da’ki festivalleri dolaşmanızı ve tanıtımınızı en iyi şekilde yapmanızı da sağlıyor. Şu an internet ve TV satış anlaşmalarımızı yaptık. Avrupa’da birçok ülkenin festivallerinden davetler aldık. Oradaki yolculuklarımızın ardından Kıbrıs’ta vizyona gireceğiz. Filmimi halkımla buluşturacağım için şimdiden heyecan duyuyorum. Vizyonla ilgili net tarih şu an belli değil. Vizyon konusu açılmışken sözlerimi şu şekilde noktalamak istiyorum: Şu an Kıbrıs’ta vizyonda olan ‘Anahtar’ filmine tüm Kıbrıs halkının gideceğine ve sinemasına sonuna kadar sahip çıkacağına inanıyorum. Sinema sektörü gelişirse ülkemizde yüzlerce istihdam kaynağı sağlanacak. Bu konunun öneminin farkında olmalarını rica ediyorum ve Adres Kıbrıs’a; söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 936 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler