1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÖLMEMEYİ DEĞİL, YAŞAMIŞ OLMAYI DİLEYİN...
ÖLMEMEYİ DEĞİL, YAŞAMIŞ OLMAYI DİLEYİN...

ÖLMEMEYİ DEĞİL, YAŞAMIŞ OLMAYI DİLEYİN...

Bir illüzyon şovu izlemek çok gariptir. Gördüğünüz şeyin illüzyon olduğunu bilseniz bile o anda her şey gerçek görünmektedir. Şovdaki her unsur, sizin algınızı bozup “imkansızın” mümkün olduğuna sizi inandırır. Arkasında bir numara olduğunu bi

A+A-

 

 

 

Bir illüzyon şovu izlemek çok gariptir. Gördüğünüz şeyin illüzyon olduğunu bilseniz bile o anda her şey gerçek görünmektedir. Şovdaki her unsur, sizin algınızı bozup “imkansızın” mümkün olduğuna sizi inandırır. Arkasında bir numara olduğunu bilmeniz, etkilenmemenizi sağlamaz. Etkilenmemenizi sağlayan tek bir şey vardır o da numaranın ne olduğunu fark etmektir.

Havada uçan kişinin beline bağlı ipi gördüğünüz anda etkilenme biter. Dikkattiniz başka bir şey üzerindeyken yapılan oyunu fark ettiğiniz anda etkilenmezsiniz. O “kötü” bir şova dönüşür.

Filmler de böyledir. Gerçek olmadığını bilirsiniz fakat yine de hikaye sizi etkiler. Aslında sinemaya girerken; “gerçeği bir süreliğine bir kenara bırakarak” etkilenmeye izin verirsiniz. Böyle olmazsa filmden keyif de alamazsınız. Fakat biri öldüğünde, bir kaza olduğunda, dünya yok olduğunda kendinizi yerden yere vurmaz, sadece bir süreliğine heyecanlanır sonra normale dönersiniz. Gerçek her zaman zihninizin bir kenarında işlevini gösterir. Eğer göstermeseydi o anda yıkılırdınız ve en fazla bir veya iki film dayanabilirdiniz. Yoksa sisteminiz büyük etkilere dayanamazdı, yıpranırdı. Fakat beş dakika önce dünyanın patladığını izleyip, ölüm, savaş ve yıkımla karşılaşıp beş dakika sonra neşe içerisinde film hakkında yorumlar yapabiliyoruz.

Dünya bir illüzyondur. Siz ise illüzyonist.  Dünya bir filmdir, siz ise filmin içindeki karakter, filmin yönetmeni ve filmin seyircisisiniz. Bunu herkes biliyor ve dünyada yaşadığımız anlamsız boşluk duygusunun temelinde bu var. Anlamlı olan her şey, bizim yüklediğimiz anlamlarla hayat buluyor. Eğer biz anlam yüklemezsek gördüğümüz her şey kendi içinde anlamsız. Görüntüler var fakat onların üzerine senaryoyu yazan biziz.

Eğer aynı sinemada olduğu gibi zihninizin bir köşesinde, bu dünyada gördüğünüz, olduğunuz, sahip olduğunuz her şeyin geçici olduğunu bilen bir yan olsaydı nasıl olurdu? Aynı sinemadaki gibi; hem rolünüzü iyi oynayıp, etkileyici ve keyifli bir film izlemek hem de film bittiğinde neşe içerisinde olabilmek ve izlediğimiz her şeyden “gerçekmişçesine” etkilenmemek. Nasıl olurdu?

Yaşamınızdaki olaylara bakın. Ne gördüğünüz önemli değil. Etkilenmeden sadece yüzleşmeye açık olun ve kendi kendinize şunu söyleyin; “Endişelenme! Geçecek!”. Hatta kendi omuzunuzu okşayıp, kendinize sarılabilirsiniz.

Kesine olan bir şey var; “bu geçecek”. Bu kesindir çünkü bu filmin bir sonu var. İyi yada kötü, etkileyici veya sıkıcı. Hiç fark etmez çünkü hepsi geçecek. Gerçeği kabul edin. Yaşamınız boyunca biriktirdiğiniz, anlam yükleyip saklamaya çalıştığınız, herkesten saklayıp içinizde sürekli uğraştığınız, insanlara kabul ettirmeye çalıştığınız ne varsa hepsini gitmeden önce iade edeceksiniz.

Bu genelde insanları üzebilir, boşluk ve anlamsızlık duygusuna sokabilir. Önemli değil çünkü bunlar da geçecek. Bu boşluk duygusu bir anda ortaya çıkan bir şey değildir. Bu dünyanın çeşitli aptalca işleri ve uğraşları ile gizlediğimiz bir duygudur. Ondan korkmayın çünkü o sizin hakikatiniz ve beslenme kaynağınızdır. Onunla yüzleşmemiz gerekiyor ama geçeceğini bilerek.

Biz; birçok şeyin gizli oldukları için orada olmadıklarını sanıyoruz. Aslında hiçbiri yeni değildir. Yaşadığınız her şey eskidir. Sadece gizlemeye çalıştınız veya gizlediğinizi düşündünüz. Şimdi ise ortaya çıkıyorlar ve yine kaçınma, gizleme veya tedavilerle onu iyileştirme çabalarına girmek istiyorsunuz. Bunlar gereksizdir çünkü hepsi geçicidir. Yaşamınızın sonuna yaklaştığımızda, eğer zamanımız olursa düşünmeye başlarız. Eğer zamanımız olmazsa son nefesimizi vermediğimiz anın içerisinde bu muhasebeyi yaparız.

 

Peki kalıcı olan nedir? Bir çok insan bu soruya farklı cevaplar verir. Bazıları, insanların arkalarında bıraktıkları işler ve hikayelerin anlamlı olduğunu ve bunların kalıcı olduklarını düşünür. Kalıcı, ölümsüz olmanın yolunu sanatta, edebiyatta ve muhteşem yapı veya yapıtlar inşa etmekte bulmaya çalışır. Onlara bir haberim var ve bu haber onlar açısından kötü ama gerçekte iyi haber. Arkalarında ne bırakırlarsa bıraksınlar hepsi “arkada” kalacak, yani geçecek ve gidecektir. En iyi ihtimalle kalacak ve kalanların elinde yeni şekillere dönüşüp yeni kullanış amaçlarına hizmet edecektir. Fakat giden için hepsi geride kalacaktır.

Ölümden sonra neyin kalıcı olduğunu objektif olarak bilemeyiz fakat bildiğimiz bir şey var ki ruh hiç değişmeden durur ve ruhumuzla kurduğumuz bağlantı, en azından yaşamın içerisinde bize eşlik eder. Ruhunuzla bağlantı içerisinde yapılan her iş kalıcıdır çünkü yapıldığı anda insanlığa ulaşır ve herkese ilham verir. Aynı zamanda filmimizin etkili ve güçlü olmasını sağlar. Ruhunuzla bağlantı içinde geçirdiğiniz her an, size yıllar süren huzur ve rahatlık olarak geri döner. Siz o bağlantı içerisine girdiğinizde, zamanı aşarsınız. Nerede ve hangi zamanda olduğunuz önemini yitirir. Daha önce ne olduğu ve daha sonra ne olacağı önemsizleşir. Sadece içerisinde bulunduğunuz derin varoluş hali kalır. Sadece siz ve tüm yaratım bir arada huzur içinde kalırsınız.

         Bunun dışındaki tüm işler geçicidir fakat bu belki bir an sürer ama kalıcıdır ve hem yaşamınızı değiştirebilir, hem de yaşamınızın ötesinde birçok kişinin yaşamını değiştirebilir. Her yaptığınızı bu ruh ile yapabilirsiniz. Bunu yapmak için farklı absürt uygulamalar yapmanıza gerek yoktur. Yaptığınız her işte derin bir sorgulama ve sevgi haline girer, geçmişi tamamen geride bırakırsanız bir anda bu hale ulaşır, çok keyif alabilirsiniz. Yaptığınız ne olursa olsun, önemli değildir çünkü yaptığınız her şey geçicidir fakat ruhunuzla bağlantı halinde olmak sonsuzdur.

         Kim olduğunuz, geçmişte neler yaptığınız, gelecekle ilgili büyük veya küçük planlarınız bu ana ulaşmanız açısından önemsizdir. Kim olursanız olun, ne yapmış olursanız olun bunu yapabilirsiniz. Sadece istemek yeterlidir.

         Bunu istediğiniz kadar çok deneyebilirsiniz çünkü denemeniz için hiçbir koşul, yer veya gereklilik yoktur. Zihninizin geçmişe, geleceğe veya diğer çeşitli düşüncelere gitmesine engel olun. Bir şey yapın ama ne olursa olsun ve sadece yaptığınız şey olmaya çalışın. Tamamen ona odaklanın ve sadece yapın. İyi veya kötü yapmaya çalışmayın sadece yapın ve yapma eyleminin içine girin. Biraz çalışma gerektirse de sonuçlarının ödülleri büyük olacaktır ve denemek ücretsizdir. Kaybedebileceğiniz tek şey acılarınızdır. Bu bedeli ödemeye hazırsanız yaşamınızın tüm gayreti bunun üzerine olmalı çünkü böylece illüzyon gösteriniz daha inandırıcı ve gerçekçi olur ve vereceği keyif sonsuz olacak.

         Böylece, filminiz, izlemeye değer olacak ve film bittiğinde bir sonraki aşamaya geçmeye hazır olacaksınız. Mucizeler, acıların ve kederlerin yerini alacak ve bozulduğunu, kirlendiğini düşündüğünüz her şey yıkanıp temizlenerek yepyeni bir dünya gözlerinizin önüne serilecek. Belki ölümden sonra kalıcı olan bir şey olmayacak ama şu anda, zamanın ötesinde, sonuz bir düzlemde deneyimlediğiniz bu huzur sizin için kalıcı olacak. Ölümsüzlük budur çünkü beden, tıpkı ağaçlar ve yapraklar gibi ölümlüdür. Onlardan tek farkı zamansal aralığıdır.

Bu yüzden önemli olan ölmemek değil yaşamamış olmaktır. Kalıcı olan, sonsuz olan yaşamın, içinde bulunduğunuz ‘anın’ kendisidir. Tek gerçek budur ve bunu her zaman korumalısınız.

Mucizelerle Kalın...


 

 

HAFTANIN ÖNERİLERİ

OSHO – Provokatör Mistik

Elif Şafak - Aşk

Paulo Coelho - Elif

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1830 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler