1. YAZARLAR

  2. Sevgül Uludağ

  3. “Ölmeden konuşunuz…”
Sevgül Uludağ

Sevgül Uludağ

0090 542853 8436/00357 99 966518
Yazarın Tüm Yazıları >

“Ölmeden konuşunuz…”

A+A-

Halen yaşamını Londra’da sürdürmekte olan YENİDÜZEN gazetesinin eski muhabirlerinden Derman Saraçoğlu, bu sayfalarda yayımladığımız Kıbrıslırum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis’in Kıbrıslıtürk ve Kıbrıslırum “kayıplar”ın yerlerini bilenlere konuşmaları için yaptığı tarihi çağrıya atfen kaleme aldığı yazıyı bize gönderdi. Derman Saraçoğlu arkadaşımız “Konuş” başlıklı bu yazısında şöyle diyor:

“Kıbrıslılar;
Karanlık yüzümüzü aydınlatmadan…
Vicdanlarımızı yıkayıp arındırmadan…
Kıbrıs’ta yeni…
Mutlu ve tam aydınlık bir gelecek kuramayacağız…
Bilesiniz.
Ölmeden konuşunuz.
Ölmeden konuşunuz ki
Tanrı’dan önce,
Kıbrıs’ın toprağı… Ağaçları… Mağraları…
Bu yurdun kör kuyuları,
Yıldızlı geceleri,
Kurbağaları,
Kızboğanları affetsin sizleri…
Günahınızı bir papazdan, bir imamdan önce,
Nankör ve zalimi olduğumuz bu topraklara çıkarınız…
Şunu iyi biliniz ki…
Konuşmazsanız,
Dağı… Taşı… İnsan ölülerine…
Çocuk ölülerine bulaşmış bu toprak,
Kendi çocuklarımıza da bereketini sunamayacak utancından…
Konuş!
Tüm yaşamını karanlık bir vicdan azabıyla geçirdin.
Torununu öperken bile huzur duymadın.
Her ağlayışına farklı bahaneler uydurdun ömründe…
Karını… Kızını öperken, ellerinden iğrendin.
Oğullarının gözlerinde, başka çocukların…
Gençlerin soğumuş gözlerini gördün hep…
Konuş… Konuş kardeşim…
Konuş ve her dindirilen acıda…
O tutsak ruhunu
Kanatlı bir küheylanla uçur.
Kendin özgür olamadın,
Bari ruhunu özgürlüğe sal.
Yüzün…
Yüzümüz aydınlansın…
Özgür bir ruhla okşa yaşamı son deminde…
Henüz okşayamadın
Biliyorum.

Konuş.
Konuş canım kardeşim.
Konuş dede.
Konuş baba.
Konuş abi.
Konuş amca.
Konuş…”

*****************


“Her iki taraftan savaş suçluları mahkemeye çıkarılıp cezalandırılmalıdır…”

Bir Kıbrıslırum okurumuz bize gönderdiği elektronik postada şöyle dedi:
“Sevgili Sevgül,
Hem tarihsel araştırma bakımından, hem de kayıp şahısların akibetini araştırma bakımından yapmakta olduğun harika görev nedeniyle öncelikle seni kutlamak isterim. Keşke senin gibi pek çok kişi daha olsaydı!
Benim adım Yannis’tir, 49 yaşındayım ve Kitrea (Değirmenlik) köyündenim. 1974’ün trajik olaylarını o zamanlar bir çocuk olarak yaşamıştım.
Benim kişisel görüşüm odur ki her iki taraftan savaş suçluları mahkeme önüne çıkarılarak cezalandırılmalıdır. Özellikle tecavüze girişenler ve sivil insanları öldürenler mahkeme önüne çıkarılıp cezaya çarptırılmalıdır.
Bana göre Kıbrıslıtürk tarafı 63-74 dönemi için Kıbrıslırumlar’ı suçluyorlar. Bu suçlamanın nedeni Kıbrıslırum tarafının Kıbrıslıtürk tarafına saygı göstermeyerek onlara karşı bir dizi suç işlemiş olmasıdır. Kıbrıslıtürk tarafı bu suçlamayı yaparken, azınlık olduklarını fark etmeden eşitlik talep etmekteydiler ve Türkiye de onları bir bütün olarak Kıbrıs’a karşı yönlendirmekteydi.
Bana göre 1974, Kıbrıslıtürkler’in ve Türkler’in Kıbrıslırumlar’a karşı kin ve intikamının ortaya çıktığı dönüm noktası oldu. Eğer Kıbrıslırumlar 1963-74 döneminde Kıbrıslıtürkler’e karşı beş suç işlemişlerse, 1974’te Kıbrıslıtürkler ve Türkler, Kıbrıslırumlar’a karşı 25 suç işlemişlerdi…
Biz Kıbrıslırumlar 1974’te 2,500 insan kaybettik, savaşta ölenlerin yanı sıra bir de kayıplar vardır. Eğer biliyorsan lütfen şu sorularıma cevap vermeni istiyorum:
1) Bir zamanlar Denktaş’ın iddia ettiği gibi Kıbrıslıtürkler’in 1963-74 dönemindeki kayıpları 2,500 insan mıydı?
2) Eğer biliyorsan, Türk ordusunun kayıpları nelerdi?
Bir kez daha yapmakta olduğun çok iyi işler için seni kutlarım.
Teşekkürlerle yanıtını bekliyorum.
Yannis E.”
Bu okurumuza gönderdiğimiz yanıtta şöyle dedik:
“Sevgili Yannis,
Göndermiş olduğun e-mail’deki nazik sözcüklerin için çok teşekkürler.
Rakamlara gelince, ben Kıbrıs sorunuyla ilgili hiçbir tarafın verdiği rakamlara güvenmiyorum.  İnsanların çektiği acıları rakamlarla değil, ancak çekilen acıların boyutuyla düşünebiliyorum…”
Okurumuz da bize gönderdiği yanıtta şöyle dedi:
“Sevgili Sevgül,
İnsanların çektiği acıların rakamlarla değil, ancak acıların boyutlarıyla ölçülebileceği konusunda gerçekten haklısın.
En iyi dileklerimle,  tarihsel araştırmalarına ve kayıplarla ilgili çalışmalarına devam etmeni diliyorum.”

Bu yazı toplam 1563 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar