1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. OLMAYAN PARAYI SATIP, TOPLUMUN SERVETİNE EL KOYAMAZSINIZ...!
OLMAYAN PARAYI SATIP, TOPLUMUN SERVETİNE EL KOYAMAZSINIZ...!

OLMAYAN PARAYI SATIP, TOPLUMUN SERVETİNE EL KOYAMAZSINIZ...!

Çifte standartlı insanların yükselişine sessiz kaldık; haklı suçlular, yasal yağmacılar yarattık!...Ve bu yağmacılar, toplumun savunma mekanizmalarını yok edecek yasaları getir(t)erek, insanları rastgele kriterler koyanların kaypak gücüne teslim etmiştir.

A+A-

 

 

 

Çifte standartlı insanların yükselişine sessiz kaldık; haklı suçlular, yasal yağmacılar yarattık!...Ve bu yağmacılar, toplumun savunma mekanizmalarını yok edecek yasaları getir(t)erek, insanları rastgele kriterler koyanların kaypak gücüne teslim etmiştir.

 

 

PARA BAROMETREDİR

 

Kuvvetin standart hâline geldiği yerde, medeniyetin kendisi ortadan kalkar; yerini harabelere bırakır.

O günün yaklaşıp yaklaşmadığını bilmek mi istiyorsunuz?

Öyleyse Paraya bakın...

Paraya bakın, çünkü Para toplumsal değerin barometresidir.

 

Üretebilmek için hiçbir şey üretemeyen insanlardan izin almanız gerektiğini görürseniz, paranın mal alıp satanlara değil de, ikramlar, iltimaslar alıp verenlere doğru aktığını görürseniz, insanların çalışmayla değil de nüfuzla zenginleştiğini gözlemlerseniz, ve yasalarınız da sizi bütün bunlardan korumuyorsa; tam tersine ,o insanları size karşı koruyorsa, yolsuzluğun ödüllendirildiğini, dürüstlüğün kendini feda etme anlamına geldiğini anlarsanız; toplumun yazgısının yok olmak olduğunu anlarsınız.

 

 

HESAPTA PARA YOK !

 

Yokediciler altınları toplayıp, sahibine kalp (karşılığı olmayan) bir kâğıt yığını bırakana kadar; para soylu bir araçtır .

Silahla rekabet etmez, gaddarlıkla anlaşmaz.

Bir ülkenin, yarı hak, yarı yağma ortamında yaşamını sürdürmesine de izin vermez.

Ama kağıt; var olmayan bir servetin üzerine konmuş ipotektir; silahı da faizdir; serveti üretimi yaratması beklenen kişilere çevirir.

 

Kâğıt; yasal yağmacıların, kendilerine ait olmayan bir hesaptan kestiği çektir,  ve kurbanların değeriyle ödenecektir.

O çekin karşılıksız çıktığı, üzerinde "hesapta para yok" damgasıyla geri döndüğü günden kaçının.

 

EKONOMİYİ KİM MAHVEDİYOR ?

 

Kötülüğü var olmanın aracı hâline getirdiğinizde, insanların iyi insanlar olarak kalmasını sakın beklemeyin.

Siz onları ahlâksızların yemi haline getirmişsiniz, üretimi cezalandırıp, yağmaları ödüllendirmişsiniz.

"Ekonomiyi kim mahvediyor?" diye de sormayın.

Siz mahvediyorsunuz!..Bu sistemin sürmesine göz yumdukça, hepimiz mahvediyoruz...!

 

 

KISMİ REZERV BANKACILIK

 

Öncelikle bu toplum neden batıyor sorusuna, Kısmi Rezerv Bankacılık hakkında detaylı bilgi vererek, bazı açıklamalar yapalım.

 

Bakın ne diyor, muhafazakâr çevrelere yakınlığı ile bilinen Prof. Dr. B. Gültekin Çetiner:

 

"Pek çok ekonomi hocası, ilgili derslerde, “Aynı şeyi çok müşteriye sattığınız halde tutuklanmayacağınız tek meslek bankacılıktır” derken, Kısmi Rezerv Bankacılığını (fractional reserve banking) kastetmektedir.

Kısmi Rezerv diye isimlendirilen olayı, teknik terimlere boğmadan, basitçe anlatmaya çalışalım.

 

 

PARA HAVUZU

 

Tüm bankacılık sistemini bir para havuzuna benzetmek mümkündür. Olayı basitleştirmek için döviz gibi diğer para/malı hariç tutarsak, bu havuza kaynak olarak iki yerden para akmaktadır.

 

Birisi, üzerinde “Türkiye Cumhuriyeti” yazan ve devletçe basılan az miktardaki madeni paralar. Bunlar çerez mesabesinde olup, piyasadaki mevcut fiziksel paranın çok azını teşkil etmektedir. Bu devlet kaynaklı madeni para çeşmesi, havuza bir şekilde para sağlamaktadır.

 

Fiziksel paranın diğer kısmı ise, Merkez Bankaları denen, yarı devlet veya özel/özerk bankalar tarafından basılmaktadır. Türkiye’de de, “Cumhuriyet Merkez Bankası AŞ” olarak anılan, farklı ortaklardan oluşan bu özerk kurum, kâğıt parayı basan ana kaynak olarak havuzun ortasında bulunmaktadır.

 

Şimdi, piyasadaki tüm parayı toplasanız, toplam “yaratılan” paranın %10’u eder!...

 

Paranın kalan %90’lık kısmı ise, diğer bankalar tarafından, kaydi (hayali) olarak “yaratılmakta” ve yok edilmektedir.

Pek iyi de,  bu nasıl gerçekleşmektedir?

 

Havuz sistemindeki tüm bankalar, bu havuzdan güçleri (zorunlu karşılıkları) oranında yararlanabilmektedir. Kısmi Rezerv denen bu yöntemde, diyelim 10 lira paraya sahip bir banka, 90 liralık parayı havadan üretme gücüne sahiptir. Yani olmayan 90 lira, kredi kullandırma sürecinde havadan üretilmektedir.

 

 

OLMAYAN PARAYA İKİ ÖRNEK

 

1. Örneğin, bir bankanın toplam 1000 lirası var olsun.

Bu durumda, 10 000 lirası varmış gibi para üretmektedir.

Birisi gelip bankadan 9 000 lira kredi istediğinde, kendisinin bir şeyleri ipotek göstermesine ve borçlanma senedine karşılık, kendisine ya bir yazı verilir ya da fiziksel para.

Yazıyla olduğunda kolay. Kredi isteyene 9 000 liralık kredi yazısı verilir. Kişi de gider o kâğıdı paraymış gibi, örneğin ödeme yapmak istediği galericiye verir. Galericinin de, o havuz içindeki diğer bankada hesabı olduğundan, yazıyı bankasına götürdüğünde; galericinin hesabına alacak, sizin hesabınıza borç kaydedilir. Dikkat ederseniz ortada fiziksel para filan yok!..

 

2. Diğer bir durum şöyle:

Diyelim bir kişi, ev için, 100 bin liralık fiziksel para şeklinde kredi almak istedi. Banka, elinde yoksa diğer şubelerden temin edecektir.

Oralarda da bulamazsa, havuzdaki diğer bankalardan, veya en son Merkez Bankasından karşılayacaktır.

Neticede, parayı aldıktan sonra, parayı verdiğiniz kişinin de havuz dahilindeki bir başka bankada hesabı olacağından, götürüp oraya yatırdığında, para yine havuza dönmüş olacaktır...

 

Katılım Bankaları ise, krediyi direk verme yerine, kâr payı denilen mekanizmayla havadan para “yaratmaktadırlar”...

 

ZEYTİNYAĞI BANKACISININ SONU !

 

Kısmi Rezerv sistemi, fiziksel olarak sürdürülebilir değildir. Ancak, kâğıt para ve günümüzde de sayısal bilgiden ibaret elektronik para sayesinde mümkün olabilmektedir. 1971 yılında, Nixon’un altın penceresini kapatmasıyla, bugünkü devasa boyutuna ulaşmıştır. Fiziksel olarak sürdürülemez olduğunu göstermek için yaşanmış bir örneği hatırlatalım.

 

1960′lı yıllarda, Yemeklik Sıvıyağ Kralı (Salad Oil King) olarak bilinen Anthony DeAngelis, Kısmi Rezerv Bankacılığını model alarak, bunu sıvıyağ stoklarında uygulamış.

DeAngelis, bankacılardan esinlenerek, sıvıyağın da para gibi mübadele edilebilirlik ve herkesin aynı anda çekmek istememesi gibi özelliklerinden dolayı, çok büyük depolar inşa eder. Kendisi, “Allied Crude Vegetable Oil Company” adıyla, dev ambarlara sahip işletmesinde, çok miktarda yağ tankına sahiptir. Önce, milyonlarca litreye yakın yağı satın alarak tanklarında toplayan DeAngelis, depolarında yağ olduğunu kanıtlamak için bu faturaları kullanır. Bunlarla çeşitli bankalardan bol miktarda kredi de alır.

 

Daha sonra, bu yağın %90’ını sattığı halde, çok sayıda müşterinin yağını, onlar adına depolamaya ve depo ücreti de almaya başlar. Bazı müşteriler yağlarını almaya gelirse diye, %10 yağı yerinde bırakan uyanık tacir, deponun kalan %90 kısmına su basar. Yağın su üzerine çıkma gibi bir fiziksel özelliği olması nedeniyle, gelen teftişlerde de kimse tankların altındaki suyu fark etmez!..

 

Bu şekilde, piyasadaki yağ fiyatlarını kısa sürede kontrol etmeye ve yurt dışıyla da aynı işi yapmaya başlar. Sonunda, sahip olduğu yağ rezervlerinin, tüm Amerika’dakinden fazla olduğu gözükünce, ciddi bir denetimde hilesi sona erer. 7 sene hapse mahkûm olur.

 

Ancak, fiziksel şekilde sürdürülemeyecek olan bu sistem, günümüzde bankacılıkta rahatlıkla sürdürülebilmektedir.

 

Kısaca, ekonomide gözüken bu kadar paranın, hayali olan %90’lık kısmı, bankaların Kısmi Rezerv sayesinde havadan “yarattığı” miktardır.

 

KISMİ REZERVİN SONUÇLARI

 

Yukarıdaki verdiğimiz örneklere dönersek, siz kredi aldığınızda, aslında sizin ödeme sözlerinize ipotek ettiğiniz değerlere mukabil para, otomatik olarak havadan “yaratılmaktadır”. Para geri ödendiğinde de yok edilmektedir. Ancak, bu sistem içerisinde, Merkez Bankası dahil hiç bir bankanın üretmediği bir şey var: o da faiz/kâr payı.

 

O yüzden, Kısmi Rezerv Bankacılığı dediğimiz bu sistemde, servetler sürekli bankalara akmaktadır.

 

Yani, bizim sıvıyağ kralının deposunda %10 zeytinyağı tutup kalanı satması ve yerine su doldurması gibi.

Tek farkı şu...

Bankacının su doldurmasına gerek yok..!

Bilgisayarlarında tuttuğu elektronik kayıt yeterli.

Kalan %90 parayı tekrar tekrar ödünç verebiliyor."

 

 

TOPLUMA YAZIK EDİYORLAR

 

KKTC'de Tebliğ Mazbatalarının, ulaştığı boyuta bakın!!!

 

CTP, borç mevduatlarını baz almayan başka bir ölçü birimiyle, cesurca bir mali anayasa yapıp, toplumu borca dayalı bankacılık sisteminden kurtarmalıdır...

 

Özgürlükçü Sosyalist bir partiye yakışan budur...

 

Biliyoruz ki yaratılan Servetler yok olmaz, ancak el değiştirir!

KKTC'de de olan durum budur...

Hem insanların birey birey, hem de toplumsal anlamda değer, servet ve varlıklar el değiştiriyor..!

 

Olmayan parayı satıp, toplumun servetine el koyamazsınız...

YAZIKTIR, GÜNAHTIR...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 822 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler