1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. OKU, GEL, BEKLE: 'KADRO YOK, İŞ YOK'
OKU, GEL, BEKLE: KADRO YOK, İŞ YOK

OKU, GEL, BEKLE: 'KADRO YOK, İŞ YOK'

Laden Yalman… Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki psikoloji eğitimi sonrasında, önce Oxford Brookes University, ardından da University of Surrey’de yüksek lisans yapmış. Şu anki uzmanlığı, aslında ülkemizi de çok yakından ilgilendiren bir başl

A+A-




Laden Yalman… Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki psikoloji eğitimi sonrasında, önce Oxford Brookes University, ardından da University of Surrey’de yüksek lisans yapmış.
Şu anki uzmanlığı, aslında ülkemizi de çok yakından ilgilendiren bir başlık:
Kriminal yargı, kriminoloji ve sosyal araştırmalar…





Cenk MUTLUYAKALI

Gençlerle zaman zaman bir araya gelmek, konuşmak, onların dünyalarını size açmak hem umutlandırır insanı, hem de düşündürür çok fazla…
Çünkü, Avrupa’da eğitim gören, birkaç yabancı dile hakim, farklı alanlarda uzmanlaşmış yüzlerce gencimiz var artık…
Ancak…
Pek çoğu adaya döndüğü zaman işsiz!..
Bu nedenle, önemli bir bölümü eğitimi sonrasında Avrupa’da kalıyor, çalışmaya devam ediyor …
“Beyin göçü” veriyoruz…
Bunun karşılığında, yine de sürekli göç alıyoruz, “kol gücü”ne yönelik işler için…
Bu durum sadece gençlerde değil, aynı zamanda ana babalar üzerinde de ciddi travmalara neden oluyor.

SUÇUN SOSYOLOJİSİ NE KADAR ARAŞTIRILDI?

Laden Yalman…
Yakın Doğu Üniversitesi’ndeki psikoloji eğitimi sonrasında, önce Oxford Brookes University, ardından da University of Surrey’de yüksek lisans yapmış.
Şu anki uzmanlığı, aslında ülkemizi de çok yakından ilgilendiren bir başlık:
Kriminal yargı, kriminoloji ve sosyal araştırmalar…
Ülkemizi çok ilgilendiren bir uzmanlık desek de, kamusal alanda paylaşılan çok fazla araştırma yok.
Örneğin, sürekli artan bir suç oranı var…
Cezaevi’ne “sığışamaz” olduk…
Yurttaş, bu suçları en fazla da “ülkeye kontrolsüz nüfus akışı”na bağlıyor...
Her yeni suçta, Kıbrıs’ın kuzeyine “kimlikle giriş” sorgulanırken, özellikle Türkiye’den gelen “göçmen nüfus” sürekli “potansiyel suçlu” muamelesi görüyor.
Peki, suçun sosyolojisi ne kadar araştırıldı?
Cezaevi’nde yapılan bir bilimsel araştırma, toplumla paylaşılan ve sorgulanan sonuçlarını duydunuz mu?
Bu sadece “hükümet”e dair bir eksiklik değil kanımca, eğer ülkede 5 üniversitemiz varsa ve böylesi bir “toplumsal tartışma” yaşanıyorsa, biraz daha fazla bilimsel sonuca ihtiyaç var demektir.

“EĞER DÖNERSEK İŞ VAR MI?”

Gelelim Laden’e…
- “Okurken, aslında ülkeye döndüğümde iş bulamayacağımı biliyordum, endişeliydim, yurt dışında eğitim gören tüm gençler aynı psikoloji yaşıyor” diyor…
Oysa, en fazla da “cezaevi”nde çalışmayı hayal ediyormuş.
“Suçun sosyolojik boyutu üzerinde bir eğitim aldım ve bu süreç psikoloji eğitimimle de birleşti. Cezaevi’nde böylesi bir alanda çalışmayı çok isterdim. Yazdığım tez de bunun üzerineydi…  Çeşitli Avrupa ülkeleri ile Kıbrıs’ın güney ve kuzeyindeki cezaevlerini karşılaştırmıştım, özellikle eksik yönlerimizi ortaya çıkardım.”
“Nedir eksikliklerimiz” diye soruyorum, “O kadar çok var ki” diyor…
Lefkoşa’daki hapishaneyi incelemiş, müdürle ve oradaki tek psikologla görüşmüş Laden…
Avrupa standartlarında olması gereken cezaevi kriterlerini sıralıyor tezinde…
Ne yazık ki, bu standartların çok fazla gerisinde olduğumuzu görüyoruz.
Bu tez, belki bir başka yazının konusu…

PEKİ, LADEN YALMAN’IN HAYALLERİ NEYDİ…

Sözü Laden’e bırakalım:
“Elbette hayallerim vardı… Özellikle kriminoloji ve sosyal araştırmalara ülkemizde çok ihtiyaç duyulacağını düşünmüştüm. Evet, işsiz kalırım endişe vardı, hangi gencimizde yok ki!.. Ama yine de ülkenin ihtiyaçlarına yönelik bu kadar kayıtsızlık beklemiyordum. Her girişim yaptığımda “kadro yok” diyorlar; poliste, cezaevinde… Oku, gel, bekle… Sürekli iş yok, kadro yok, imkan yok!. Ama öte yandan, kaynakların nasıl başka ilgisiz yerlerde heba edildiğini de izle… Bir eğitim alıyorsunuz ama onu pratiğe dökme şansınız, ülkenize katkı sağlama şansınız yok… Avrupa’da eğitim alan öğrencilerin, gençlerin geleceğe yönelik ortak görüşü, dönmeyelim!.. Çünkü ancak bir torpiliniz varsa iş sahibi olabiliyorsunuz. Doğrusu yurt dışında iş imkanları çok daha fazla ve eşit şartlarda yarışıyorsunuz… “




“Göçmenlerin dışlanmışlığı sorunu körüklüyor”

“Ülkeyi yönetenlerin öncelikle kendi kaynaklarının farkında olması gerekiyor. Eğer sen yurttaşlık verdiğin, izinli olarak çalış dediğin insanlara yeterli kaynak sunamayacaksan, eğer onları devletin koruması altına alamayacaksan, o durumda kaos doğuyor.”

------------------------------


Şimdi gelelim “uzman” sorusuna…
Laden Yalman’ın eğitimini aldığı konulara giriyoruz biraz ve ülkedeki “suç patlaması”nı soruyoruz…
“Herkesin bildiği bir gerçek, adamıza özellikle Türkiye’den yoğun bir göç var. Tabii, bulundukları koşullarda barınamayan insanların da adaya gelişi var. Ama sorun, gelen insanlardan çok sistemde. Çünkü ülkeye gelenlere yurttaşlık ya da çalışma izni veren sistem, onları daha sonra görmezden geliyor. Göçmenlerin dışlanmışlığı var ve bu durum da ayrı bir kaos yaratıyor. Göçmenlerin dışlanmışlığı aslında sorunu körüklüyor. Ülkeyi yönetenlerin öncelikle kendi kaynaklarının farkında olması gerekiyor. Eğer sen yurttaşlık verdiğin, izinli olarak çalış dediğin insanlara yeterli kaynak sunamayacaksan, eğer onları devletin koruması altına alamayacaksan, o durumda kaos doğuyor. Sırf popülizm uğuruna, gelecekleri yok edilen bir halk var, gençler var. Bunu hem Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayanlar hem de adaya dışarıdan gelenler adına söylüyorum. Çok güvensiz bir adada yaşıyoruz. Geceleri sokağa çıkmaya korkar olduk. Peki kime öfkelenmemiz gerekiyor? Ya da suçlu kim? Geldiniz memleketi ne hale getirdiniz, demek, gelen nüfusun kendisine küfretmek işin kolaycılığı. Çünkü onlar da bir yerde bu sistemin mağduru… Asıl suçlu devleti yönetenler… Bu sistemi besleyenler esas suçlular… Pek çok yasal düzenlemeye ihtiyaç var. Daha önemlisi de yasal düzenlemelerin, sokağa yansıması yani pratikte uygulanması gerekiyor. Daha fazla araştırmaya, bilimsel sonuçlar üretmeye ihtiyaç var. İngiltere’de dört, beş kez değişmiş kimi yasalar, ülkemizde halen en eski şekliyle uygulanıyor. Doğrusu temel sorun, yöneticilerin, oturdukları koltukların ve sahip oldukları makamların anlamını bilmemelerinden de kaynaklanıyor. Hiç mi kafa yormuyorlar, en azından, Avrupa’daki örnekleri alıp, küçük düzenlemelerle uygulayabilirler…”

 




 

 

 

 

Bu haber toplam 712 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler