1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. ÖĞRENCİLERDEN 'İRSEN BEYE YANIT'
ÖĞRENCİLERDEN İRSEN BEYE YANIT

ÖĞRENCİLERDEN 'İRSEN BEYE YANIT'

Dün Başbakanlık önünde eylem yapan Öğrenci İnsiyatifi, Başbakan İrsen Küçük’ün, eylemin devam ettiği sırada “Bir grup insan ses çıkarıyor, eylemin de bir usulü olmalı” açıklamasına tepki gösterdi. Öğrenci İnsiyatifi’nin Başbaka

A+A-

 

 

Dün Başbakanlık önünde eylem yapan Öğrenci İnsiyatifi, Başbakan İrsen Küçük’ün, eylemin devam ettiği sırada “Bir grup insan ses çıkarıyor, eylemin de bir usulü olmalı” açıklamasına tepki gösterdi.

 

Öğrenci İnsiyatifi’nin Başbakan Küçük’ün açıklamalarına yanıtı şöyle;

 

 

“Ha koptu ha kopacak bir ipe tutunup, uçurumdan aşağıya doğru bırakır mısınız kendinizi ? Peki frenleri tutmayan bir arabaya binip, şehir turuna çıkar mısınız? Ayakları kırık olan bir masaya, yemek tabağınızı koyar mısınız peki ? Ya da acıktığınızda, tadına bakmak ister misiniz zehirli bir bitkinin ? Yapmazsınız değil mi ? Peki sizce, bir ülkenin başbakanı bunları yapar mı ? Kendisi yapar mı yapmaz mı bilmiyoruz; ama kktc’nin başbakanı İrsen Küçük, biz öğrencilerden ve gençlerden tam da böyle bir şey yapmamızı istiyor.

 

Çarşamba günü Başbakanlık önünde gerçekleştirdiğimiz eylem için ‘’usülsüz’’ diyor İrsen Bey, ve ekliyor : ‘’ Usulüne göre yapılan eylemlerde muhakkak görüşmek de bizim görevimizdir.’’ İrsen Bey kendine güveniyor anlaşılan. Zannediyor ki, biz kendisini, kendisi ile masaya oturup görüşecek kadar ciddiye alıyoruz. Ciddiye almıyoruz, ve güvenmiyoruz da. Egemenlere, sırtımızdan beslenenlere, alın terimizi ‘’kâr sofralarında’’ içenlere, kokuşmuş kalpleri ile başımıza çöreklenenlere güvenmemeyi biz çoktan öğrendik zaten. Bizim için İrsen Küçük ve kabinesi, ha koptu ha kopacak bir ipten, frenleri tutmayan bir arabadan, ayakları kırık bir masadan ve zehirli bir bitkiden daha da az güvenilirdirler. İrsen Küçük’ün anlamadığı şey, bizim o gün oraya gelme sebebimiz, kendi kanlı pazarlık masasına oturup yalanlarını dinlemek değil idi. Bizler, UBP hükümeti ile hiçbir şekilde ‘uzlaşma’ ve ‘orta yolu bulma’ kaygısı taşımıyoruz; zira halk düşmanlarına karşı verilen mücadelede orta yol yoktur : Ya karşılarındasınızdır halk düşmanlarının, ya da onların safında. Orta yol, onların yoludur, bizim değil. İrsen Küçük demiş ki, eylemi usülüne göre yaparsak, muhakkak ki görüşmeyi bir görev bilirmiş. İrsen Küçük bilmelidir ki, bizim usülümüz şudur : Önce kendisi ve hükümeti istifa edecek, sonra biz kendisi ile oturup birer kahve içeriz; zira yolumuzdan çekilmiş bir halk düşmanı ile oturup kahve içmek, muhakkak ki bizim görevimizdir; fakat sanılmasın ki, UBP hükümeti istifa ettiği takdirde, tüm dertler bitecek, tüm sorunlar çözülecek. Bugüne kadarki hükümetlerimizin ardında, kocaman bir duvar gibi duruyor özgürlüğümüzün ve bağımsızlığımızın önünde, Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri. Günümüzde ise, duvar görevini AKP üstleniyor; ama o duvar, o duvarınız, vız gelir bize vız ! Bunları söyledik diye; taleplerimiz yok sanılmasın. Taleplerimiz ve düşlerimiz elbette var. Sadece biliyoruz ki, bu taleplerimizi gerçekleştirmenin ilk koşulu, onları UBP hükümeti ile ‘müzakere etmek’ değildir; ilk koşul, işbirlikçi hükümetlerin iktidarda olmadığı, AKP’nin dayatmalarından özgürleştiğimiz bir ortamın yaratılmasıdır. Bu da, UBP ve AKP’den kurtulmak ile olur. İnsan, kurtulmak istediği şey ile masaya oturup, ondan kurtulmayı onun ile müzakere etmez. Kurtuluş bir meydan okumadır, martaval okuma değil. Taleplerimiz, öğrenciler ve gençler olarak, şunlardır : Parasız, bilimsel, demokratik ve nitelikli eğitim. Parasız eğitim talebini öne taşımak, AKP’nin dayattığı neoliberal paketler çağında, her zamankinden daha önemlidir : DAÜ üniversite öncesi kurumlarının özelleştirilip sermayeye devredildiği, kağıt parası/kayıt parası/karne parası/zorunlu okul dergisi satın alma adı altında ve tehditler ile lise öğrencilerinden zorla para alındığı, eğitimin bir hak olmaktan çıkarılıp ‘sektörleştiği’ ve parsel parsel piyasalaştığı bir çağda, parasız eğitim talebi her zamankinden daha önemlidir. Bilimsel eğitim talebi; eğitimin asimilasyon politikalarına alet edildiği, ilköğretim ve ortaöğretim müfredatlarının şovenist, milliyetçi, ötekileştirici, dogmatik ve cinsiyetçi içerikler ile doldurulduğu, İlahiyat Kolejleri’nin açıldığı bir çağda her zamandakinden daha önemlidir. Demokratik eğitim talebi; öğrencilerin kendi okullarında söz söyleme hakkına sahip olmadığı, okulların kışla, okul yönetimlerinin otoriter paşalar haline geldiği bir çağda her zamankinden daha önemlidir. Kıbrıs’ın güneyinde okuyan öğrencilerin azılı suçlular gibi gösterildiği ve A-Level sınavları ile ÖSYM’ye başvurma haklarının elinden alındığı, eğitim bakanlarının sorumlu oldukları öğrencileri başka ülkelerin eğitim bakanlarına ihbar ettiği bir zamanda, isyan her zamankinden de önemli ve gerekli bir haktır biz öğrenciler ve gençler için; ve bizler, bu hakları, UBP ve AKP ile müzakere ederek değil, onlara rağmen ve ancak direnerek ve mücadele ederek alabileceğimizin bilincindeyiz.”

 

ÖĞRENCİ İNİSİYATİFİ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1085 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler