1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİME BİR BAKALIM -3-
ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİME BİR BAKALIM -3-

ÖĞRENCİ MERKEZLİ EĞİTİME BİR BAKALIM -3-

Öğretmen sorunu öyle önemli bir sorun ki… Okula başlayan çocuğa, okul hayatı boyunca bir tane iyi öğretmen sağlayabiliyorsak… O bir tek öğretmen bile çocuğun hayatının dönüm noktası olabilir…

A+A-

Neriman Cahit

 

DEMOKRASİ EĞİTİMİ…

Çağdaş bir yapılanma da olmazsa olmaz bir eğitimdir. Demokrasi eğitimidir. Demokrasi eğitimini “onurlu insanlar” yetiştirmek olarak da özetleyebiliriz. Bireyleri, insan hak ve özgürlüklerini bilen, benimseyen, saygı duyan ve savunan etkin yurttaşlar haline getirmeyi hedefler…

Bu bağlamda, tekrarlamakta yarar görüyoruz. En büyük görev öğretmenlerindir. Ve değişmeyen kural ise şudur; Sıradan öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, yetenekli öğretmen yapar ve gösterir. Büyük öğretmen ise esin kaynağı olur…

Siz istediğiniz kadar sınıf / program merkezli değil, öğrenci merkezli eğitime yönelin. Eğer eğitimi, insanı anlamamış öğretmenle yapıyorsanız, öğrenci merkezli olamazsınız… Bir eğitimin öğrenci merkezli olabilmesi için, önce öğretmenin program merkezli eğitimle – öğrenci merkezli eğitim arasındaki farkı görüp benimsemesi gerekir.

Öğretmen sorunu öyle önemli bir sorun ki… Okula başlayan çocuğa, okul hayatı boyunca bir tane iyi öğretmen sağlayabiliyorsak… O bir tek öğretmen bile çocuğun hayatının dönüm noktası olabilir…

KÜLTÜR – EĞİTİM İLİŞKİSİ…

Eğitim ve kültürün çok yakın ilişkisi var: Eğitim, okulda, hayatta bitmeyen bir süreç… Kültür ise bize bu sürecin kazandırdığı bir içerik, bir zenginlik. Deneyimler, bilgiler, değerler…

Birisi yapıp ettiklerimiz, öbürü kazandıklarımız… Ör. toplumsal bir sorunumuz var… “Bunun çözüm yolu eğitimdir” yaklaşımı eksiktir ve sadece bir genellemedir. Gerçekçi çözüm ise şu olmalıdır: “Nasıl bir eğitim, nerede, ne zaman, kim?” Bunların yanıtını veremiyorsanız eğitim bir çözüm değildir…

***

Evet… Ne tür bir eğitim?

Bunun yanıtı şudur: Ne tür bir kültür kazandırmak istiyorsunuz? Ne tür bir dünya görüşü kazandırmak istiyorsunuz?

Yaygınlaştırdığınız üniversitelerle siz toplumun tümünü üniversite mezunu yapabilirsiniz… Ama bunların dünya görüşü “evrensel” değilse, ileriye yönelik bir adım atmış sayılmazsınız… Evrensel değer hayatı tümüyle siyah-beyaz sıfırlamıyor… Doğruyu yanlış olarak görmek de değildir eğitim… Bunları birbirinden ayırt etmeye başladığımızda, bir değer olmaya, çocuğa evrensel bir duyarlılık vermeye başlar.

Eğitim ve kültürü bu işi gören, bilen, “uzmanların – öğretmenlerin” elinde toplumu bir yerlere götürebilir. Bunun için de çocuğa hem geçmişin birikimini aktaracaksınız; hem de ona hayat boyu öyle bir öğrenme aşkı, arzusu, tutkusu vereceksiniz ki çocuk hayatını yoluna koyabilsin… Ama, bugüne dek bizim eğitimde uyguladığımız teknik alanda öğrenci yetiştirip sınava hazırlamak olarak belirlenen eğitim kurumlarımız ulusal (kendimizinki) ve evrensel kültürden yalıtılmış bir ezberlet – ezberlettiğini sor – yanıtını notla – sınıfı geçir- sistemi uygulamasıdır…

Eğer eğitimi kültürle buluşturamazsanız ulusal ve evrensel kültürü nasıl yakalayabilirsiniz… Eğitimin amacı hayatımızı başarıyla sürdürmeyi öğrenmek değil midir? Yoksa neden mesleklerimiz olsun istiyoruz!.. Salt para kazanmak, salt kariyer sahibi olmak için mi!!!

İşte mutsuz insanları böyle yaratıyoruz…

Eğitimi kültürle buluşturalım. Eğitimimiz kültürlü olsun, kültürümüz de eğitimli. Öğreti hayatla buluşsun. Yaşam yeniden güzelleşsin…

SANATIN GÜCÜ…

Eğitimimiz Sanatın Gücünden Yararlanıyor:

İnsan, ayrımında olmasa bile, ‘kendini anlatabildiği zaman’ mutlu olur. Kendini anlatamayan insan sancılıdır, gergindir, çözümsüzdür, bunalımdadır: Kişinin kendini anlatması için önce ‘kendisi’ olması gerekiyor. İşte bu noktada önce kendimiz olmayı, sonra da kendimizi anlatmayı öğrenmemiz noktasında ‘sanat eğitimi bir çözüm olarak ortaya çıkar’ Sanat eğitimi dülgerinden – terzisine, işadamından – ev kadınına, doktorundan mühendisine herkes için gerekli… Akıl ve duyguların dengelendiği bir eğitim alanıdır. Bireylere kendi olmayı ve kendini anlatmayı öğreterek ‘estetik bir kişilik’ kazandırmayı amaçlar. Gelişmiş Batı ülkeleri, bugünkü düzeylerine gelmede sanat eğitimine çok şey borçludurlar…

Toplumların tarih sahnesinde yer almalarındaki önemli öğelerden biri de sanattır. Sanat, bir toplum için “ayna” görevindedir…

Eğitimde tüm sanatların anlatım olanakları kullanılarak öğrenci “kendi olmayı ve kendini anlatmayı” sanatın dili ile öğrenir ve estetik bir kişilik kazanır, aydın kimliği geliştirebilir… Ve geleceğe umutla bakılabilir…

Eğitim, sanatın dinamik gücünden yararlanmak zorundadır…

YABANCI DİL SORUNU…

Bu konuda öncelikle şunu vurgulamak gerek. “Yabancı dil eğitimi ile yabancı dilde eğitim” arasındaki fark maalesef tartışılmış netleşmemiştir… Bugün ülkemizde anadilimizi kullanma anlayışımız ve biçimimiz başlı başına bir sorun. Gerek medya, gerek eğitim ve gerekse günlük yaşamda yanlış kullanımların giderek artması, yapılan yanlışların bilincine varılmaması, özellikle de yanlışların zamanla doğru kullanım biçimi sayılmaya başlaması, insanımızın iletişim kurduğunu sanırken aslında, “büyük bir iletişim boşluğunda yaşaması gibi bir sonuç doğurmuştur…”

Bugünün Türk insanı, yanlış anadili kullanımı bombardımanı altında, içinde doğup büyüdüğü, çevresiyle eğitim kurmasına yarayan, sonradan kaç yabancı dil öğrenirse öğrensin, düşünsel yapısının temeli kalmayı hep sürdürecek olan anadilini… Yani Türkçeyi unutma yolunda… (20. yüzyıl felsefesinin kurucularından Wittgenstein bu konuyu şöyle tanımlar, “Dilimin sınırları, dünyanın da sınırlarıdır.” Alman dil uzmanı V. Humboldt ise “Her dil bir dünya görüşüdür” der.)

İşin özeti, “yabancı dil öğrenmeye evet! Yabancı dille öğretime hayır! Konusunu masaya yatırmanın zamanıdır… Hatta geç bile kalınmıştır…

***

YENİDEN YAPILANMA…

Son olarak söylenebilecek: Eğitim Sistemimiz “Çağdaş ve öğrenci odaklı” olabilmesi için, tüm örgüt yapısının “katılımcı” bir anlayışla yeniden değerlendirilmesi ve yeniden yapılandırılması şarttır…

Bunun için de eğitimdeki “yöneticilerin” kendi alanlarında “uzman” olan kişilerden oluşması… Yönelme, rehberlik ve danışma hizmetlerinin de ülkemiz koşullarına uygun olarak geliştirilip, temel hedefler konması.. Ders kitaplarında kalite ve özgürlük sağlanması… Dil ve terminoloji birliğine önem verilmesi, bilgi yükü açısından hafifletilmesi ve süratle “tam gün eğitime geçilmesi… Ve önce insan prensibi ile hareket edilmesi de en büyük beklentimizdir…

 

Bu haber toplam 562 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 348 Sayısı

Adres Kıbrıs 348 Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler
İlgili Haberler