1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'ÖĞRENCİ İNSİYATİFİ'NDEN DÜRÜST'E YANIT
ÖĞRENCİ İNSİYATİFİNDEN DÜRÜSTE YANIT

'ÖĞRENCİ İNSİYATİFİ'NDEN DÜRÜST'E YANIT

Öğrenci İnsiyatifi, 23 Temmuz günü, Eğitim Bakanlığı önünde “İlahiyat Koleji”ni protesto etmek için gerçekleştirdiği eylem sonrasında, Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün bir televizyon kanalında kullandığı “düşmanca sözleri” basın

A+A-

 

 

Öğrenci İnsiyatifi, 23 Temmuz günü, Eğitim Bakanlığı önünde “İlahiyat Koleji”ni protesto etmek için gerçekleştirdiği eylem sonrasında, Eğitim Bakanı Kemal Dürüst’ün bir televizyon kanalında kullandığı “düşmanca sözleri” basın açıklaması ile yanıtladı.

 

Öğrenci İnsiyatifi’nin açıklamasının tam metni şöyle:

 

“SOYADINIZI KİRLETİYORSUNUZ”

 

23 Temmuz Salı Eğitim Bakanlığı önünde, Öğrenci İnisiyatifi ile birlikte 4 örgütün daha organizatörlüğü ile bir eylem gerçekleştirdik. Eylemin amacı, 20 Temmuz’da Türkiye’nin ‘Kıbrıs İşleri’nden sorumlu bakanı Beşir Atalay ve UBP hükümeti bakanlarının arz-ı endam etmeleri ile açılışı gerçekleştirilen İlahiyat Koleji’ni protesto etmek idi.  Gerek eylemden önce yayınlanan ve eylem sırasında okunan basın bildirisi ile gerek eylemde atılan sloganlar ve kullanılan pankartlar ile, gerekse de eylem esnasında okunan şiirler, söylenen şarkılar, sergilenen skeçler ile eylemin amacı net bir şekilde ortaya konmuştu. Eylemin amacı, 1974’ten beri süregelen asimilasyon uygulamalarının bir parçası olarak gördüğümüz İlahiyat Koleji’ni protesto edip Kıbrıslı Türk kültürüne sahip çıkmak (ve böylece Kıbrıslı Türklerin karşı karşıya olduğu yok oluş tehdidine direnmek) idi. Yine açıkça belirttiğimiz üzere, dünyadaki benzer uygulamalarda da görüldüğü gibi, sermaye, yayıldığı topraklara kendi kültürünü de taşımak ister. Bu yüzden, son dönemlerdeki asimilasyon uygulamalarının (ve doğal olarak İlahiyat Koleji’nin de), sermayenin Kıbrıs’ın kuzeyinde yayılma çabalarından ayrı düşünülemeyeceğini biliyoruz. Bunun yanında, eylemin içeriğine dair çok net bir şekilde dile getirdiğimiz iki nokta daha vardı ki,Kemal Dürüst bu noktaları yalan söyleyerek çarpıtmış, manipüle etmiş ve ayrıca toplumu din ve etnik köken temelinde ayrıştıracak düşmanlaştırıcı sözler söylemiştir. Kemal Dürüst’e cevap vermekteki amacımız da, kendisi gibi bir halk düşmanını ikna etmek değil, halkımızın içindeki belli başlı gruplar ile bizlerin karşı karşıya getirilmeye çalışılmasını engellemektir.

 

 Kemal Dürüst, gerek eylem sırasında bir televizyon kanalına verdiği röportajda, gerekse de eylemden sonra bir televizyon kanalının canlı yayınında, düşmanca sözler söylemiş, nefret söyleminde bulunmuştur. Kemal Dürüst, söz konusu yayınlarda, İlahiyat Koleji’ne başvuracak olanların çoğunluk ile Türkiye kökenli insanlar olduğunu ve bu yüzden de eylemi gerçekleştirenlerin, Türkiye kökenli insanlara dışlayıcı göz ile baktıklarını belirtmiştir. UBP zihniyetinin ülkemizde yaşayan Türkiye kökenli insanlara bakışı, “gelen ucuz işgücü, giden ucuz işgücü” ya da “gelen oy deposu, giden oy deposu”dur. Eylem sırasında, Bakanlık’a yürümek için kullandığımız güzergahın üstünde, Eğitim Bakanlığı binasının hemen yakınındaki inşaatta, yakıcı öğlen sıcağının altında ucuz ücret karşılığında ve güvencesiz çalışan göçmen işçileri “sabah akşam çalışan işçilere bin selam” sloganı ile selamladığımızda, ya da, İlahiyat Koleji’nin inşaatında düşük ücrette, güvencesiz koşullarda ve zor şartlarda çalışacak işçilerin de  göçmenler olduğunu düşündüğümüzde, aklımızda tek bir şey vardı : UBP zihniyeti ve Kıbrıslı Türk sermayesi, Türkiye’den gelen göçmen işçileri iliklerine kadar sömürüyorlar, onları ilkel yaşam koşullarında yaşamak zorunda bırakıyorlar; ama sonra, bu acımasızlıklarını gizlemek için, göçmenlere dönüp, bizi kast ederek “bakın bunlar sizleri istemiyorlar” diyorlar. Amaçları, önce göçmen işçileri sömürüp,sonra da milliyetçilik kılıfı altında “biz ve onlar” ikilemi yaratıp,kendilerini sömürdükleri işçilerin ve göçmenlerin yanında göstermektir. Halbuki Öğrenci İnisiyatifi’ne göre, “biz” dediğimiz şey, kökeni neresi olur ise olsun,dini/milliyeti ne olur ise olsun Kıbrıs’a gönül ve emek vermiş herkestir. “Onlar” ise, halk düşmanlarıdır, göçmenleri sadece oy deposu olarak gören UBP’dir,göçmen işçileri sömüren Kıbrıslı Türk sermayesi ile AKP sermayesidir ve diğer işbirlikçi odaklardır. Biz’i,  biz’den olanlardan koparamayacaklar, bir yandan biz’e düşmanlık edip, öte yandan biz’den olan bazı gruplara “biz sizin yanınızdayız” diyemeyeceklerdir. Bizi “göçmen düşmanı” olarak gösteren Kema l Dürüst’e biz en güzel cevabı, eylem sırasında, göçmenlerin bir derneği olan Pir Sultan Abdal Kültür Derneği ile kol kola, birlikte dayanışma içinde yürüyerek gösterdik zaten.

 

 

İkinci nokta ise, Kemal Dürüst’ün İlahiyat Koleji’ni “bu yönde demokratik bir talep vardı,gerçekleştirmemek anti-demokratik bir tutum olurdu” sözleri ile savunmasıdır. “Demokrasi” kelimesini kullanmaya en az hakkı olan Kemal Dürüst böyle söylüyor. Ülkede yüzlerce önemli sorun var ve bu sorunların çözümüne yönelik demokratik talepler var. Biz öğrenciler, “eğitim sadece zenginlerin hakkıdır” gibi bir mantığa sahip olan özel üniversitelerin yanında parasız ve kamusal eğitim talep ediyoruz; biz öğrenciler, dönem içinde çatıları çöken ama asla tamir edilmeyen okul binalarının güçlendirilmesini, asbestli okul binalarının sağlıklı bir yapıya kavuşturulmasını talep ediyoruz; biz öğrenciler, küçücük ortaokul çocuklarından, devlet okullarında, okul kayıt ücreti altında soygun yapılarak400 lira alınması yerine, hükümetin anayasada yazan “sosyal adalet” görevini yerine getirip kamusal eğitim hakkını vermesini talep ediyoruz; biz öğrenciler,eğitimin ötekileştirici, ayrımcı, şovenist, dogmatik ve milliyetçi içeriklerden arındırılmasını talep ediyoruz; biz, eğitimin demokratikleştirilmesini ve öğrencilerin okul yönetiminde söz sahibi olmasını talep ediyoruz. Bu talepleri yerine getirmek bir yana, onları dikkate bile almayan Kemal Dürüst, “demokratik talep”ten söz edebiliyor. EL-SEN’in tüm toplumca benimsenen özerkleştirme talebini önce Bakanlar Kurulu kararı ile kabul edip sonra bundan vazgeçen bir hükümetin parçası olan Kemal Dürüst “demokratik talep”ten söz edebiliyor.Devletin tiyatro binası 13 yıldır yanık ve enkaz bir durumda iken ve tiyatroculardan ve halktan tiyatro binası talebi gelirken, bu bina acilen yapılmak yerine, Kemal Dürüst’ün de içinde bulunduğu hükümetin atadığı belediye yönetimi, ülkenin en köklü yapılarından biri olan Lefkoşa Belediye Tiyatrosu’nu kapatmaktan söz edebiliyor; ve Kemal Dürüst, İlahiyat Koleji için halâ pişkince“demokratik talebi karşıladık” diyebiliyor.

 

 

Son sözümüz şudur: Soyadınızdaki “dürüst” kelimesini, o koltukta oturduğunuz her gün daha da kirletiyorsunuz.

 

 

 

ÖĞRENCİ İNİSİYATİFİ

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 995 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler