1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Oğlumuzu almaya gittik ama onu bulamadık...'
Oğlumuzu almaya gittik ama onu bulamadık...

'Oğlumuzu almaya gittik ama onu bulamadık...'

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle: SORU: Leymosun’da hastanede Zübeyir Hamit’i aradılar ve bulamadılar. Ondan

A+A-

 

 

“Kayıp” Zübeyir Hamit’in babası Hamit Zübeyir Yıldırıcı’yla yaşadıkları ve “kayıp” oğluna ilişkin röportajımızın devamı şöyle:

 

SORU: Leymosun’da hastanede Zübeyir Hamit’i aradılar ve bulamadılar. Ondan sonra ne oldu?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Kaldık... Sonra bzi Forest Kampı’na yolladılar, o kampın içinde 2 bin kişi vardı, bin kişi da vardı aşağıda Paramal Kampı’nda...

Bunlar Evdim, Aytuma, Bladanisya, o köylerden, Piskobu, Trahona, Asomato, Polemitya, Kandu’dan, Ciyas, Yerovasa, bunlar hep geldilerdi. Ayyanni’den geldiydiler...

 

SORU: Mevziye ne zaman gittiydiler?

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Ateş-kes olduydu zaten. İzin aldılar ve yolladık kadınları gitsinler, baksınlar... Biz zannederdik bizim oğlancık Zübeyir da oraşta gömülüdür. Gitti bizim kadınlar – zaten Orhan da yabancı değil, yeğen idi...

 

SORU: Kaç kişi gittilerdi?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Orhan’ın annesi Naciye, babası İsmail, amcası Ali, ben, kızkardeşim Hatice... Başka biri yoğudu. Bizi oraya kim götürdü, aklımda yok. Bir araba bulduk, endirdi bizi oraşta... İsmail Dayı bir araba buldu, getirdi bizi. “Ama gideceksiniz ama ağlamayacaksınız, toplayasınız askerleri” der bize. Çünkü Rum askerleri vardı oraşta. Dedik “Tamam, ağlamayık... Alalım ölülerimizi...”

Nereştedir?

“Aha benim buraştadır” dedi.

“E benim?” dedim. “Bu toprak nedir?”

“Yok” dedi, “ölü yoktur buraşta...”

Baktık, kemikler vardı, çocuklara yemek yolladıydım ben, tavuk kemikleri, sinekler gider gelirdi... Rum askerler dedi bize “Buraşta ölü yoktur” diye. 

Rum askerleri bize Orhan’ın gömülü olduğu yeri gösterdi. “Bir kişi gömülüdür” dediler.

“Başka yoktur oğlum?” dedim, “Yok, bir tanedir” dedi.

İsmail Dayı daha evveli gitti gördü, açtı gördü galiba, bilmem işte...

“Benimkidir oraşta” dedi.

“E benim?” dedim kendine.

Ben aldım mermer, çarşaf aldım, pattaniya aldım, koku aldım götürdüm, bulursam ben da götüreyim, gömelim... E baktık, yoktur...

 

SORU: Kim kazdı?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: İsmail Dayı’ynan Ali Dayı... Küreğinan, çappaynan kazdılar. Koşturdu askercikler, çığlık attı annesi çocuğun... Koşturdu askercikler, “Ne geldiniz?” dedim kendilerine, “Getireyim size birez su” dedi, “bayılmayasınız...”

“Suyumuz da var, kokumuz da var oğlum” dedim. “Tokanmayın bize” dedim kendilerine.

Gerilediler askercikler, kaçtılar...

 

SORU: Açtığınızda ne gördünüz?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Büsbütünüdü, parçalanmış değildi... Kopuk bir şey görmedik biz. Ben gördüm öyle potincikleri ayağında, herşeyi... O saat şu küreklediler kendini şşşşt dedi bir şey... Bilmem... Koydular kendini benim pattaniyaya, bir taraftan tuttu amcası, bir taraftan babası tuttu, aldık, ağlayarak, ağlayarak getirdik mezarlığa. Oraşta şu mezarlığa gireceydik, durdu bir kamyon, dedi “Nedir? Şimdi ne arar sizin ölünüz da aldınız? Napacaksınız?”

“Gömeceyik mezarlığa” dedik kendine.

Çekti gitti adam...

Gittik biz mezarlığa, kazdılar daha evveli mezarlığı... Gömdük kendini, koyduk herşeyini...

 

SORU: Bir mezar mı kazdıydılar yoksa iki?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Bir kazdılardı.

 

SORU: Nerden bilirlerdi ki oğlunuzu bulamayacaksınız orada?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Bize dedi Stefani, “Aldılar kendini, bilmem nere götürdüler” dedi.

 

SORU: Stefani’yi nereden tanırdınız?

AYŞE HAMİT YILDIRICI: Ben tanımam kendini, kızkardeşim tanırdı kendini. Geldi oracığa da söyledi kendine.

 

HAMİT ZÜBEYİR YILDIRICI: Stefani, Piskobu’nun “Teşkilat” başkanıydı... Piskobulu’ydu... Mesul idi yani. Tanırdık kendini, Piskobulu’dur. Ben karşılaşmadım kendiynan. Hanımın kızkardeşi Hatice Hanım’a Stefani söyledi, “Sizin oğlancığınızı” dedi, “aldı bir albay” dedi, “cipinan... Yaralıydı, ağır yaralıydı, aldı kendini, gitti Leymosun’a” dedi. “Ama Leymosun’a mı gitti, nere gittiysa bilmem” dedi. “Buradan aldı kendini, gitti... Bir taneyi” dedi, “Orhan’ı, getirdim şiroyu, gömdüm kendini” dedi. Stefani’nindi buldozer, o gömdüydü Orhan’ı... Kazdı toprak, gömdü kendini oraya... Evin arkasına... “Obirini” dedi, “aldı albay kaçtı ama soramazdım ben albaya, nere götürecen kendini diye” dedi. “O, askerin bileceği iş idi” dedi.

Ondan sonra şu açıldı yollar, 2003’te, gittim ben, araştırdım o kadar... Stefani’yi bulmadım, gittim bir iki defa ama bulamadım kendini. Haber bıraktım başkasıynan, köylümünan, o şu evine giderik o köylümün, o Rumcuk... Gitti buldu kendini, e söylemezler yahu... Söylemezler, korkarlar ne haspa, söylemezler. Bilirler...

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1220 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler