1. YAZARLAR

  2. Neşe Yaşın

  3. O DA BENİ SEVİYOR
Neşe Yaşın

Neşe Yaşın

Yazarın Tüm Yazıları >

O DA BENİ SEVİYOR

A+A-


Hepimizin kafasında ideal olanın bir modeli vardır. Mümkün ve ideal arasındaki boşlukta acı çekip dururuz bu yüzden. Yücelik ve kusursuzluk arayışı bir noktada Tanrı kavramına ulaştırmıştır insanlığı. Her hedefin bir ötesi vardır mutlaka. Tanrısal olan sevgidir aslına bakılırsa. Birini çok seversen kusurlarını silersin. Dünyayı güzelleştiren sınırsız sevme yeteneğidir. Nurlu bir ışıkla bezediğin o kişinin taktığı gözbağı ile kabullenirsin her türlü yanlışı. Büyülü bir şeydir sevgi. Katlanılır kıyar hayatı.  Yaşamanın amacı mutluluk ve onun panzehri sevgidir diyeceğim ama hayat bin bir türlü karmaşası ile dikilir önümüze. Ölüm ve zulüm hep oradadır. Sevgi bütün bunlarla mücadele etmek için güç ve enerji verir.  “O da beni seviyor” insanı kanatlandıran bir saptamadır.

Gerçek sevgi insanın kalbini sızlatan bir şeydir. Bir anne sevgisine benzer daha çok da. En çok gözlerde görürsün onu. Dillendirilmesi bile gerekmez. Bir başkasının bedeninden, gösterdiği özenden, sesindeki titreyişten gelip bir nurla kuşatır varlığımızı.  Canımız acıdığında onun da canının acıdığını hissederiz. Anne-çocuk, kimi kez de baba-çocuk ilişkisi dışında zor ve mucizevi bir buluşmadır bu.

Hayatın bin bir karmaşası çetrefil sorunları arasında böylesi bir masumiyeti korumak ne denli mümkündür?  Aşk, mutluluk gibi bazı anlara ait bir duygudur belki de. Bir an belirip kaybolan, zaman zaman yeniden zuhur eden bir ruh hali… Özen ve bakım ister kırılgan bir çiçek gibi.  Tıpkı çocuğunun dünyanın en eşsiz yaratığı olduğunu düşündüğün gibi sevgilini de öyle görürsün. “Kalabalık mı kalabalıktı dünya/ ama ben seni seçtim” diye yazmıştım bir şiirde. Bütün diğer seçeneklerin silinip gittiği yerdedir aşk. Baktığın her şeye, hayatın her anına rengini katar. Âşıkken uyandığın gün başka bir gün, baktığın gökyüzü başka bir gökyüzüdür. Bütün imgelere ve anlamlara sirayet eder bu büyülenme hali. Böylesi bir duygu etnisiteler, cinsiyetler, yaşlar, sınıflar, sınırlar ötesidir. Bütün benzer kategorilerin üstüne geçer. Aşkın özgürlükle ilişkisi bu noktadadır işte. Sınır tanımaz, hiçbir otoriteye boyun eğmez,  ele avuca geçirilmez, kontrol edilmez birşeydir.

Aşktan kaçmak bir anlamda özgürlükten vaz geçip sisteme boyun eğmek gibidir. Aşk, güvenliği tehdit eden bir isyan halidir. Böylesi bir sınavdan geçer çoğu aşk hikayesi. Çok azı bu cesaret mertebesine erişip efsaneleşmiştir.

Bütün kederli aşk şarkıları, aşk merkezli edebiyat, özgürlük, isyan ve yenilgiye dairdir aslında. Karşılıksız aşklar, şiddet içeren ayrılıkların yanı sıra “o da beni seviyor” bile bir hüzne tekabül edebilir. Arzulanan öylesine kusursuz, tanrısal bir durumdur ki her an tetiktedir düş kırıklığı. Bir imkansızlık düşüdür aşk. Kırık bir kalp kadar zordur onurlandırılmış bir kalbi de taşımak. Olağanüstü özen ister. Öylesine hassastır dengeler.

Yine de içinden aşk geçen bir insandır melek kanatlarına kavuşan. Kaygı ve keder olgunlaştırır insanı, iç zenginliği katar. “ O da beni seviyor”un muhteşemliği “acaba hep sevecek mi?” ile kırılır. Kavuşma anına kaybetme korkusu eşlik eder.

Oysa o andır önemli olan. Aşka kavuşmuş olmaktır. Bitse de bu, aşk hep vardır ve bir aşk bazen başka bir aşka ulanır.

Önemli olan yaşanan zamanın muhteşemliği, hayata katılan sevinçli anılardır. Bütün hesapların, sınırların, mümkün olanın baskıcı hükümranlığının dışına çıkılmıştır.

İlişkilerdeki denge halleriyle ilgisi yoktur gerçek aşkın. Karşılık gelmese bile vardır o. İlgi çetelesi tutmaz. Kendinde bir haldir ve hiçbir biçimde engellenemez. Kurgusal olan yanı da güçlüdür kuşkusuz. Bir sanat eseri olarak yaratmıştır insan onu kendi içinde. Esinin ötesine geçilmiştir ama esin verendir yine de kanatları takan. Kendinden bile azat olabilme halidir bu… Kendini aşıp bir başka boyuta varabilmektir.

“O da beni seviyor” anı öylesine muhteşemdir ki bu Nirvana’dan sonra dehşetli bir korku kaplar insanı… Bundan sonrası muradına ermek midir gerçekten yoksa şu an yaşanan mıdır hayata silinmez izini bırakan?

Bu yazı toplam 3239 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar