1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Nüfus konusunda ortak akıl ne üretmişti?
Nüfus konusunda ortak akıl ne üretmişti?

Nüfus konusunda ortak akıl ne üretmişti?

Bir süre önce farklı toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Toplumsal Diyalog ve Değişim Forumu’nda ele alınan konulardan bir tanesi de nüfus konusuydu. Konunun güncelliğini göz önünde bulundurarak raporun ilgili kısmını aşağıda aynen akta

A+A-

 





Bir süre önce farklı toplum kesimlerinin katılımıyla gerçekleştirilen Toplumsal Diyalog ve Değişim Forumu’nda ele alınan konulardan bir tanesi de nüfus konusuydu. Konunun güncelliğini göz önünde bulundurarak raporun ilgili kısmını aşağıda aynen aktarıyorum.

***

TDDF katılımcılarının bu konuda toplumumuzda oluşan rahatsızlıkları objektif bir şekilde yansıtan yaklaşımlar içerisinde oldukları gözlemlenmiştir. Türkiye’den ülkemize gelen nüfusun KKTC ekonomisine katkısının zaman zaman doğru şekilde algılanamadığı, KKTC’de halen birçok sektörün Türkiye’den gelen insan gücü / uzmanlıkla dönmekte olduğu, bütün bu nedenlerle nüfus politikasının KKTC’nin sosyoekonomik ihtiyaçlarına göre şekillendirilmesi gerektiği tespitiyle birlikte Türkiye’den gelen / getirilen nüfusun yarattığı kısmen ekonomik, daha çok ise sosyal uyum sorunlarının bir tepkiselliğe neden olduğu görülmektedir.

Mevcut tepkiselliği de aşarak bu sorunun çözüme kavuşturulması adına aşağıdaki önlemlerin hayata geçirilmesi önerilmektedir:

Hemen güvenilir bilimsel ve şeffaf çok detaylı bir nüfus sayımı yapılmalıdır.

Vatandaş olma kriterleri ile ilgili hemen yeni yasal düzenleme yapılmalı bu yapılırken de sosyoekonomik ve demografik yapının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.

Ülkeye giriş kriterleri belirlenmeli; bu kriterler ülkedeki sosyal yapı göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.

KKTC vatandaşlarının işsizlik oranını artırıcı hiçbir konuda yabancı işçiye izin verilmemelidir.

“Türkiye ile bunu konuşamayız minnet borcumuz var; ayıp olur” kompleksinden kurtulmak gerekmektedir.

Vergi ve sosyal güvenlik sistemine katkı ödemeleri sağlanmalı, tüm yabancı işçilerin vergi sistemimize yasalar uyarınca katkıda bulunmaları gözetilmelidir. 

Ayrıca, verimli bir üretim sistemi ve ona uygun bir eğitim sistemi içinde bu tür sorunların azalacağı öngörülmekte olup, kısıtlı bir ekonomi ve ona göre tasarımlanmış bir eğitim sistemi içinde paylaşım sorunlarının da katkısıyla nüfus sorunu ve pek çok sorunun gündeme gelmesi doğal karşılanmaktadır. Bu soruna ilişkin bir kök neden olarak nitelendirilebilecek çeşitli gerekçelerle geçmişte uygulanan ve hâlâ değişip değişmediği net olarak anlaşılamayan nüfus politikası ciddiyetle ele alınmalıdır. Çünkü bununla birlikte şu sorunlar gündeme gelmektedir; 

 Biz sizi kurtardık”, “biz sizin haminiziz, biz olmasak korunaksızsınız” tavrının yarattığı tepki psikolojisi,

Türkiye’nin uzun yıllardır devam eden yardımlarının bir yandan parasal ihtiyaçları karşılarken, bir yandan da hazıra alışma kültürü yerleştirdiğinin farkında olunuşu ve bunun yarattığı tepki,

Türkiye’den gelen nüfusun bir bölümünün, yerel kültüre uyum gösteremeyebilecek bir kültür katmanından gelmiş olması; yerel nüfusa oranla uyum sağlayamayan nüfus oranındaki dengesizlik / bozukluk.

TDDF katılımcılarına göre bu son üç nedenden ilk ikisi, Türkiye ile ikili ilişkilerde ele alınarak çözümlenebilecek sorunlardır. Son neden ise, sadece göçmenler için değil tüm halk için uyulacak bir “davranışlar kodu” oluşturulup, bir iletişim kampanyası aracılığıyla yerleştirilmeye çalışılmasıyla giderilebilir; orta ve uzun vadede etkili olabilir.

***

Toplumsal ortak akılla “Türkiye ile bunu konuşamayız” devrini kapatan böylesi bir çalışmanın “bilinçsizce Türkiye’ye hizmet edenler tarafından” gerçekleştirildiğini iddia edenlerin taltif edildiği bir ülkede yaşadığımız göz önünde bulundurulduğunda, Türkiye yetkililerine de sunulan bu önerileri üretebilmenin zorluğu daha kolay anlaşılacaktır.

Bu koşullarda Türkiye Başbakanı’nın vatandaşlık konusundaki akıl almaz ifadelerinin buradaki ortak payda çabalarına büyük zarar verdiği açıktır. Kimliğimiz, kültürümüz ve siyasi irademiz müzakere konusu edilmemelidir. Bütün meseleler; insan hakları, insanca yaşam ve iş koşullarına ilişkin evrensel değerler ölçütünde çözülebilir. Özellikle Kıbrıs’a giriş kriterlerinin belirlenip uygulamaya sokulması konusunda Türkiye de üzerine düşeni yapmalıdır artık.

Kolektif kaygılarımızı siyasi ranta dönüştürmeye çalışanlara inat; açık ve seviyeli iletişime, sorunların çözümüne odaklanmalıyız bu dönemde.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1148 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler