1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Nohutlu Pilav'
Nohutlu Pilav

'Nohutlu Pilav'

“Eskiden Bayramlar...” diye başlar geçmişe özlem duyanlar. Hani biraz da yaşlanmanın belirtilerinden biri olsa gerek; geçmişi aramak, anmak. Kendime bakıyorum da; ben de “eski bayram hatıralarına” yönelmeye başlamışım. Eh, yaş

A+A-

 

 

“Eskiden Bayramlar...” diye başlar geçmişe özlem duyanlar.

Hani biraz da yaşlanmanın belirtilerinden biri olsa gerek; geçmişi aramak, anmak.

Kendime bakıyorum da; ben de “eski bayram hatıralarına” yönelmeye başlamışım.

Eh, yaşımızı alıyoruz yavaş yavaş.

Bazen kendime de şaşıyorum; geçmişi bu kadar detaylı nasıl hatırlayabiliyorum diye. Ama elbette bana özel bir durum değil bu. Çocukların belli dönemlerinde müthiş bir hafıza kayıt işlemlerinin olduğu, doktorlar tarafından belirtilmektedir.

“Nerde o eski bayramlar” diye hayıflanılır zaman zaman, bilirsiniz...

“Hayıflanmanın” merkezinde ise genelde; yaşamın çarkı içerisinde en yakınlarınızı bile görme imkânının olmamasına cevap verebilecek nitelikteki; herkesin biraraya gelme günleridir.

Bundan dolayıdır ki; “dargınların barışmasına” bile vesile yaratılan böylesi anlamlı bir günde, belki biraz zorlayıcılığı da olsa, uzaktaki yakınlarınızı görmek, belki eski günleri anmak adına neden yaratılması, bir mutluluk kaynağı olmaktadır.

Benim eski Bayram anılarım arasında, Limasol’daki Bayram Yeri yok meselâ. Bu kadar şeyi hatırlıyorum da, aklımda kırıntı olarak kalan tek mekân; Hastahane (eski Halkevi) bahçesine kurulan galiba büyük çadırlı birşeyler vardı. Belki de yanılıyorumdur.

Ama hatırladıklarım arasında, el öpüp para topladığımızda bakkaldan gidip aldığımız yemişler, “fotoğrafçıklardı” var meselâ...

Fotoğrafçıklar dedim de; o yıllarda plaka gibi sakız (ciklet) yanında değişik konularda foloğrafçıklar da veriliyordu. Hatırladığım kadarıyla; uzayla igili, astronotlar, uzay mekiği filan gibi konuların resimleriydi. Bunlarla oyun oynardık arkadaşlarla. Galiba her birinde sayılar da vardı ve yere attığın fotoğrafçıktan daha yüksek sayılı bir fotoğrafçık korsan, yerdekiler toplardın. Yoksa aynısı mı olması gerekirdi? Hatırlamıyorum. Ama para toplanan bayramlar demek; benim için bol yemiş, fizza, ikbal, fotoğrafçık demekti.

Bir de en çok aklımda kalan; bayramlarda zaman zaman Lefkoşa’ya, Babaannemin evine gidişimizdi.

Tüm yeğenler, amcam, halamlar hepsi orada toplanır, yemek yenir, yeğenlerimizle oynardık. Rahmetli babaannemin en meşhur bayram yemeklerinden biri; nohutlu pilavdı.

Türkmen geleneğinden aldığımız bir kültür sanırım bu yemek biçimi.

Uzun yıllar sonra Türkiye’ye gittiğimde, arabacıklar içerisinde nohutlu pilav sattıklarını görmüş, çok ilgimi çekmişti bu gelenek.

Babaannem rahmetli olduktan sonra, bayramların o birleştiricilik etkenliği de zamanla ortadan kalktı.

O zaman anlamıştım ki böylesi toplantılarda başı çeken daima biri olur. Ve o gidince, köşe taşı gibi ev çökmeye başlar. Genelde “toparlayıcılık” misyonunu; analar üstleniyordu. Bugün; sağolsun halam Fatma Azgın, yurtdışında olmadıkça genelde babaannemin geleneğini sürdürür, nohutlu pilav yapar ve bana da gönderir. Böylece bu “tat geleneği” sürmeye devam eder.

İşte benim için bayramlardan kalma anılar böyle. Merkezine de “nohutlu pilav” oturuyor... Herkese iyi ve huzurlu bayramlar dilerim

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 826 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler