1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NKL açılmadı ve tartışma
NKL açılmadı ve tartışma

NKL açılmadı ve tartışma

Okullar çok sorunlarla açıldı. Ayıp denen bir şey var. Tarihi, NKL bile açılamadı. Kimse örtmesin. Bu bir siyasi anlayışın iflastır. UBP anlayışının iflasıdır. Eroğlu’nun da Kaşif’İn de İrsen’in de iflasıdır. Mağusa’ yı parti içi

A+A-

 

Okullar çok sorunlarla açıldı. Ayıp denen bir şey var. Tarihi, NKL bile açılamadı. Kimse örtmesin. Bu bir siyasi anlayışın iflastır. UBP anlayışının iflasıdır. Eroğlu’nun da Kaşif’İn de İrsen’in de iflasıdır.

Mağusa’ yı parti içi seçimde en büyük koz yapan. “Başbakanlığı Mağusa’ya getireceğim” diyen bir anlayış; Mağusa’nın tarihi Lisesi NKL’yi bile açamadı. İlçe Başkanlığı seçiminde ortalığı yediler. Ama, NKL’yi dahi açamadılar. Mağusa’yı aldılar dediler. Ama DAÜ’yü, sosyal sigortaları yatıramayacak duruma soktular. Mağusa’yı aldılar dediler ve parti içi yarışta baskıdan şikayet ettiler. Fakat, DAÜ’nün Rektörünün, tüm KKTC’ de basın özgürlüğünü çok gören açıklamasına gıkları çıkmadı. Onun basının kontrol alıntına alınması görüşüne, sansürcülükten şikayet edenler, tek karşı kelime etmedi.

Düşünün, NKL, 1963 Aralık ayında olaylardan ötürü eğitimine her yerde olduğu gibi ara vermişti.. Ama kısa süre sonra açıldı. Üstelik 1974’e kadar sur dışında, bilenler bilecek, “ Türk” bölgesinin, surlar dışı son sınırı olmasına ve nöbet yeri de olmasına rağmen, her öğretim yılında törenle açıldı, gecikme falanda olmadan. Şimdi ise durum meydanda.  Bunda sorumlu olan, ne öğretmenler, ne de müdürdür. Hükümettir. Ama, eklemek gereken başka esaslı unsurlar olduğuna da inanıyorum..

UCUZ ETİN YAHNİSİ DÜN VE BUGÜN

CTP döneminin Eğitim Bakanları Erbil beyi, Canan Hanımı, Mehmet Ali Talat’ı ve yazayım, TKP ve eski dönemin UBP Eğitim Bakanlarının tümünü, bugünkü  bu  rezilliğin ortağı yapamazsınız. Çünkü dünde böyle bir rezillik yaşanmadı.

 Dünün  güzellikleri gizlenerek, bugünkü çıkmazın üzeri örtülemez. Ders hazırlık ödeneğinin zamanında ödenmesinden tutun,  pek çok güzellik, sırf CTP karşıtlığı ile de gizlenemez. Bakın; CTP Hükümetinin getirdiği pek çok güzellik allayu valla ile UBP tarafından ortadan kaldırıldı. Bu da bugünkü çıkmaz içinde gizlenemez. Çünkü bir halk, kendi geçmişindeki olumlulukları es geçerse, yarına dair, ileriye gitme gibi bir olaya da sahip olamaz.

Aksine, hatanın ve yanlışın herkese mal edildiği bir ülkede, yeniye dair de hiçbir şey de üreyemez. Bu gerçeğe birinci olarak değinmek istedim. İkinci olarak, bugün başarısız olduğu açık olan söz konusu Eğitim Bakanı görevinden alınca ne olmuştu? Yer yerinden oynamıştı.

 Ne demokrasi söylemi kaldı yapılmadık, nede kahramanlık edebiyatı. Bu görevden alınan bakanı, herkesler paylaşmaya kalktı. Ahmet Kaşif çıktı, “bunu beni desteklediği için görevden aldınız” dedi. Demokrasi simgesi oldu Kemal Dürüst!

 Peki açılamayan NKL ve diğer okullar için  ne der Kaşif? Ona bunu soran da yok. Ucuz etin yahnisi!

 Kemal Dürüst’e  sahip çıkanların tümü, bugün açılamayan ve sorunlar yumağı haline dönen Eğitim için ses veriyorlar mı? Bunda kendi sorumluluklarını öne alıyorlar mı? Yarın yeniden doğacağı günü böylece örüyor Kemal.

  İrsen Küçük, hesap vermelidir.

 Niye o güne kadar bu konunun takipçisi olmadı.

Ahmet Kaşif hesap vermelidir.

 Niye bu başarısızlığı açık olanı, oy hesabı ile sahiplendi.

 Eroğlu hesap vermelidir.

UBP Kurultayı için yapmadığını bırakmazken ve “benimle uğraşmayı bir yere bırakın, 2014 seçimlerine dönük çalışın” diyen Cumhurbaşkanı, eğitimin bu halde olmasına, UBP içi seçim hesapları ile niye susmaktadır? Niye sorumluluğu işaret etmemektedir. Ama onun parti içi seçimi kazanması için elinden geleni yapmıştır..Yarın yine sadık bende olarak, onun yeniden doğuşunun da alt yapısını yapıyor.

  NKL’ nin zamanında açılmaması, NKL mezunu olan Eroğlu’nun kanına dokunmadı mı?

Çünkü, bunların tek hesabı vardır. Kendi sorumluluklarını gizlemek, olumluya sahip  çıkmak, ama olumsuzun ise hep başkalarından kaynaklandığını öne sürüp, kelle almak.  Sonra da hep zeytin yağı gibi üste çıkmak.  KKTC’ de geçer akçe bu mantıktır. Ne acıdır ki bu zincirleme artık herkesi de etkilemektedir..

METE HAKİM GÖRÜŞÜ YAZDI.

Mete Tümerkan kamuoyunda oluşan genel anlayış doğrultusunda; ” sorumlu görevden alınsın” dedi. Bu da doğru.  Ama işin birde başka açısı var. Esası. Yani, siyasi anlayış ve bunun esas sahiplerini de göz ardı etmemek gerektiği.. Çünkü, bugün Eğitimde karşı karşıya kaldığımız bu rezilliği, 1964-74 arası dahi yaşamadık. Eğer yaşamımızdaki, olumlu ve farklı olanları da unutmak eğilimine girersek, her yerin karanlık olduğu bir yerde, beyninde ışık olanda önünü kolaylıkla göremez.

Bu anlayış, ayni zamanda esas sorumlu olan anlayışlarında ve şahsiyetlerinde  kendini pürü pak yapıp yeniden üretmelerine de fırsat verir..

Baksanıza, Eroğlu ve İrsen Küçük ve A. Kaşif’in  söylediklerine dair de esastan tepki de yok.

 Eroğlu dedi ki; “benimle uğraşmasınlar, “2014’ te iki seçim var, onunla uğraşsınlar”.

 İrsen Küçük’te dedi ki, “2014’teki seçimleri benim başkanlığımda kazanacağız”.

 Ahmet Kaşif’te dedi ki” 2014 seçimlerini ben alırım.”

Bu ne diye soran da yok? Kardeşim, ülke yangın yerine döndü, ekonomik kriz, sosyal bunalım aldı başını gidiyor. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Başkan adayı UBP sözcülerinin tümünün derdi,  2014 seçimi.

 Dünya, 2020’ lerin, 2050’ lerde ülkelerin geneli ve özeli ile vizyonunun ne olacağına dair siyaset üretmeye çalışıyor. Pek çok ülkede hükümetler, siyasi güçler, seçim meçim düşünmeden, yaşadıkları krizden ülkelerini nasıl çıkaracaklarını düşünürken. Bunun için pek çok değerli siyasetçi, kendi siyasi yaşamlarını da düşünmeden, adım atarken. Bizdekilerin derdine bakın, 2014 seçimleri. Bunlar birde “ Ulusalcı” ha.

Üstelik, koltuk moltuk düşünmeden, ülkenin, gelen krizden çıkması için, “düşünce üretimine ihtiyaç var, düzenleme ve tedbirlerin ne olacağına dair halka gidilmeli, herkes görüşünü söylemelidir” diye 2009’da biz; “erken seçimi” gündeme getirdiğimiz için, kaçan, ya da beceriksiz ve yanlış yapan diye tanımlanacağız. Ama ülke yanarken, bu  yangın nasıl söndürülecek diye düşünce üretmek yerine,  2014’ teki seçimi düşünmek ise geçerli siyasi akçe sayılacak. Üstelik aydınlar arasında da bu ele alınmayacak. “Ucuz etin yahnisi” siyasetin ana menüsü olmaya devam edecek.. Hadi canım sizde, bu hakim mantıkla, bu ülkede daha çok okul, işyeri kapanır, zamanında açılamaz, daha çok batış olur.

 Önemli olan ne biliyor musunuz? Riskleri göze  alarak, ortalama hakim anlayışların üstüne üstüne gitmek..Yoksa esas sorumlu olanlar, hiçbir sorumluluk yüklenmeden yeniden doğarlar. Evet, İrsen Küçük, Eroğlu, A. Kaşif tümü bu zihniyet ve açılmayan okulların ve kapanan işyerlerinin sorumlusudurlar..

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1087 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler