1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Nijeryalı kadınlar sömürgeye karşı
Nijeryalı kadınlar sömürgeye karşı

Nijeryalı kadınlar sömürgeye karşı

Nijeryalı kadınlar sömürgeye karşı

A+A-

 

 

Leyla Falhan (FEMA Aktivisti)
leylafalhan@gmail.com

“We no go 'gree o, we no go 'gree, Chevron people we no go 'gree!” (Chevron’a Katılmadık, Katılmıyoruz, Katılmayacağız!)

İki yüz elli farklı etnik grubuyla Afrika’daki en yüksek nüfusa sahip olan Nijerya, dünyanın beşinci en büyük petrol ihracatçısı ülke.  Petrol üretiminin ülke ekonomisinin %65’ini oluşturması ve ülkede uzun zamandır sürmekte olan çatışmalar, yüksek işsizlik oranı ve altyapı sorunları, Nijerya’yı petrol ve demokratikleşme süreci arasındaki ilişkiyi çalışan akademisyenler için oldukça çekici bir ülke kıldı.  Nijerya’nın EIU (Economist Intelligence Unit) Demokrasi Raporlarında 165 ülke arasında 119’uncu olmasına, petrolün etnik çatışmalar üzerindeki etkisine, devlet ve yabancı petrol şirketleri arasındaki ilişkilere bakan bu akademisyenler, çoğu zaman petrolün kadınların hayatı üzerindeki etkisini göz ardı ettiler.  İşte tam da bu nedenle, bu kısa yazı önce yabancı petrol şirketleri ve yerli kadınların ilişkisini inceleyecek, sonra da Nijerya’daki kadınların mücadelesinin cinsiyet, etnik köken ve neoliberal politikalar doğrultusunda sıkışmış olan Nijerya toplumuna katkısının önemini gösterecek. Çünkü Nijeryalı kadınlar şiddetin normalleştirildiği bir toplumda kültürel ve barış dolu protestolarıyla değişimin mümkün olabileceğinin en canlı kanıtıdır.

Nijerya ve Petrol
Nijerya’daki petrol üretimini Büyük Britanya’nın sömürgeci konumunun da getirdiği kolaylıkla ilk kez 1958 yılında Shell başlatmıştır. Petrol üretimi ülkenin balıkçılık, kakao üretimi ve benzeri tarımsal faaliyetlerini yerle bir etmiş, birçok köylünün işini çalıp,  göçü adeta zorunlu kılmıştır. Dahası, sömürgeci politikalar ve devletin de işbirliğiyle petrolden gelen gelirlerin toplumda etnik kökeni ve dini görüşleri farklı olan gruplara orantısız dağıtılması, toplumda önceden de var olan çatışmaları daha da artırmış ve 1967-70’de 1-3 milyon arası kişinin öldüğü Nijerya Biafran Savaşı’nın başlamasında önemli bir rol oynamıştır.  Toplumdaki çatışmaları bastırmak amacıyla Nijerya devleti ordu’ya yatırım yapmaya başlamış, ülke 1970’lerden beri kanlı çatışmalardan, otoriter rejimlerden ve askeri darbelerden kurtulamamıştır.  
Bu otoriter kültürden en çok etkilenen kesim de kadınlar olmuştur. Erkeklerin tarımsal, kadınlarınsa daha yerleşik bir yaşam tarzıyla uğraşması, kadınların petrolle ilgili aktivitelerini çok kısıtlamıştır. Dahası, geleneklerden dolayı tarla sahibi olmayan kadınlar, zamanlarının çoğunu tarlada geçirmelerine rağmen, petrol şirketlerinin sebep olduğu ve sağlığı ciddi şekilde etkileyen çevre kirliliği ve ormanların yok olması konusunda uzun zaman söz sahibi olamamıştır. Uzere bölgesinde sürekli hale gelen gaz sızıntıları ve denize dökülen petrol, kadınların geçim kaynaklarının büyük kısmını oluşturan balıkçılık aktivitelerine ciddi şekilde balta vurmuştur. Dahası, yüzlerce yabancı işçinin çalıştığı büyük petrol şirketlerinin varlığı, toplumun sosyal ve kültürel sorumluluğunu taşıyan kadınları tecavüz, seks köleliği ve şiddet gibi toplumsal sorunlara maruz bırakmıştır. Petrol şirketlerinin yanı sıra, devlet de oğullarının ve kocalarının işe alınmamasını protesto eden kadınlara hem fiziksel hem de psikolojik şiddet uygulamıştır. Nijerya’nın Delta bölgesinde marjinalleştirilen kadınlar, yaş, etnik köken, dil, din demenden, toplumda daha etkin bir rol oynamak adına bir araya gelmiş ve şiddet değil kültürel metotlar içeren protestolar düzenlemeye başlamıştır. 

Nijeryalı Kadınların Dayanışması
Son zamanlarda biraz daha görünür olmasına rağmen, Nijeryalı kadınlar 1960’lardan beri politik hayatın aktif bir parçası olmuştur. 1980’lerden itibaren erkek egemen grupların kendilerine yüklediği ikincil rolleri eleştirerek, kendi bağımsız gruplarını kurmuş ve hem askeri rejimlere hem de yabancı şirketlerin sömürülerine karşı bir tutum sergilemişlerdir.  1995’te Saro-Wiwa’yla birlikte asılan sekiz aktivist, kadınların yerel aktivizminin önemli örneklerinden biridir.  2000 yılından itibaren, bu aktivizm daha da büyümüş, kadınlar farklı metotlar kullanarak çevre kirliliği, ataerkil toplum ve devletle yabancı şirketlerin kendilerine karşı uyguladığı şiddeti eleştirmişlerdir. Bunlardan en ünlüsü 8 Temmuz 2002 yılında Ugborodo topluluğundaki 150 Itsekiri kadının on gün boyunca Nijerya Ulusal Petrol Şirketi’ni (NNPC/Chevron) işgal etmesidir. Bu işgalde kadınlar sadece çıplaklığı silah olarak kullanmıştır.  Nijerya kültürüne göre kadınların çıplaklığı doğurganlık ve tarımsal verimlilik ifade etmektedir ve bu nedenle bir kadını soyunmaya zorlamak hayat boyu lanetlenmek anlamına gelir. Kadınların bu etkinliği kültürlerinin kendi bedenlerine empoze ettiği bu değerlerin yanı sıra, yaşadıkları ekonomik ve politik zorlukları da göz önüne sermiştir.  Eket bölgesindeki Grace Ekanum, protestoya katılmasının sebeplerini şu şekilde açıklamıştır: “Petrol bulalı 30 sene geçmesine rağmen, insanlarımız halen acı çekiyor, oğullarımız her gün yavaş yavaş ölüyor ve kocalarımızın işi bile yok. 1998 yılındaki petrol akıntısı bütün balıklarımızı öldürdü. Çevre kirliliği hayatımızı çalıyor. İşte bu yüzden haklarımız için savaşıyoruz.”  Aynı şekilde Niger Delta Wetlands Merkezi aktivisti Annie Brisibe: “Nijerya toplumunda kadın, erkeğin yanında değil, altında olan bir konumdadır. Kadınları mobilize etmeye ve farkındalık yaratmaya çalışıyoruz. Kadın ikincil değildir, Nijeryalı erkekler bunu kavramalı.”

Kadın Sivil Toplum Örgütleri ve Nijerya Toplumu
Demokratikleşmeye çalışan bir toplum için, kolektif kararlara eşit şekilde katılabilmesi, en az seçimler ve anayasa kadar önemlidir. Sivil Toplum Örgütleri devlet çatısı altında olmadan günlük hayatı etkileyen politik sorunlarla daha özgürce ilgilenebildiğinden, vatandaşlarının haklarını aramak için bir araya gelebileceği kolektif bir çatı oluşturur.  Nijerya’daki sivil toplum örgütleri daha çok kırsal alanlarda yaşayan farklı komünal, etnik, kültürel, dini ve tarımsal gruplardan oluşur. Kadınların sivil toplum örgütleri altında mobilize olması, ciddi şekilde bölünmüş olan Nijerya toplumunun bu bölünmüşlüğü kırması ve kolektif karar alması açısından çok önemlidir. Mesela Itsekiri ve Ijaw gibi farklı cemaatlerde olan kadınlar devlet şiddetine karşı birlikte bir basın açıklaması yaptığında, hem cinsiyet hem de etnik kökenlerini daha görünür hale kılar. Bu şekilde, kendilerini bölen değil, birleştiren sorunları göz önüne sererler.  Çevre kirliliği, fakirlik, işsizlik, asker ve devlet şiddeti gibi konuların toplumda öncelik kazanması demokrasi süreci için büyük bir önem taşır. Dahası, bu gibi konularda kadınların katılımının yaratabileceği değişiklikleri gösterir.  Dolayısıyla Nijeryalı kadınların mobilize olması ve şiddet kullanmadan yapmış oldukları protestolar, hem ataerkil ve militarist düzeni, hem de yabancı şirketlerin sömürgesini eleştirerek, Nijerya toplumunun kolektif karar vermesini ve demokratikleşmesini hedef alır.

-------------

Central Intelligence Agency, “The World Factbook: Nigeria,”  https://www.cia.gov/library/publications/the-world-factbook/geos/ni.html, (accessed in December 2012)
  Michael Ross, “Does Oil Hinder Democracy,” World Politics 53 (April 2001), 328 and Terry Lynn Karl, “The Perils of the Petro-State: Reflections on the Paradox of Plenty,” Journal of International Affairs, Vol:53, no1 (1999), 34-35. Paul Collier and Anke Hoeffler, “Greed and Grievance in Civil Wars,” The World Bank, CEPR and CSAE, (November 1999), 11.
  Charles Ukeje, “From Aba to Ugborodo: Gender Identity and Alternative Discourse of Social Protest among Women in the Oil Delta of Nigeria,” Oxford Development Studies, vol:32, no:4, (December 2004), 607, Ukeje 607.
  Charles Ukeje, “From Aba to Ugborodo: Gender Identity and Alternative Discourse of Social Protest among Women in the Oil Delta of Nigeria,” Oxford Development Studies, vol:32, no:4, (December 2004), 607, Ukeje 607.
  Toyin Falola and Matthew M. Heaton, A History of Nigeria (Cambridge: Cambridge University Press, 2008), p. 158
  Charles Ukeje, Adetanwa Odebiyi, Amadu Sesay, and Olabisi Aina, Oil and Violent Conflicts in the Niger Delta, Center for Development and Conflict Management Studies,  Obafemi Awolowo University Press: 2002, 12 and Ejibunu 16, Augustine Ikelegbe, “Engendering Civil Society: Oil, Women Groups and Resource Conflicts in the Niger Delta region of Nigeria,” Journal of Modern African Studies, Vol:43 no:2, (2005), 254
  Ikelegbe, 254
  Sokari Ekine, “Niger Delta: A Quiet Resistance,” Red Pepper, http://www.redpepper.org.uk/niger-delta-a-quiet-resistance (accessed in December 2012)
  Ikelegebe 259.
  Women, Power, and Politics, “Delta On Fire: Nigerian Women’s Resistance,” http://www.imow.org/wpp/stories/viewstory?storyid=129 (accessed in December 2012), Ikelegbe, 259 and Terisa E. Turner and M.O. Oshare, “Women's uprisings against the Nigerian oil industry in the 1980s,” (June 1993), http://www.uoguelph.ca/~terisatu/Counterplanning/c9.htm, (accessed in December 2012).
  Women, Power, and Politics, “Delta On Fire: Nigerian Women’s Resistance,” http://www.imow.org/wpp/stories/viewstory?storyid=129 (accessed in December 2012)
  Ikelegbe, 243
  Ikelegbe 243.
  Ikenna Mike Alumona, “The Politics of Democratization in Nigeria: Are the People Involved?” Journal of Sustainable Development in Africa, vol:12, no:7, (2010), 96 and Sokari Ekine, “Niger Delta: A Quiet Resistance,” Red Pepper, http://www.redpepper.org.uk/niger-delta-a-quiet-resistance (accessed in December 2012)

Bu haber toplam 937 defa okunmuştur
Gaile 204. Sayısı

Gaile 204. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler