1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NEYDİM, NEREDEYDİM, NASILDIM?
NEYDİM, NEREDEYDİM, NASILDIM?

NEYDİM, NEREDEYDİM, NASILDIM?

Özge Ceren Türkoğlu: İki kalbin birleşmesiyle çıkılan yolda yalnız yaşanılan duygular belki anlatılamaz ama yaşadığımla birlikte yaşamaya ne dersiniz?

A+A-

 

Özge Ceren Türkoğlu

İki kalbin birleşmesiyle çıkılan yolda yalnız yaşanılan duygular belki anlatılamaz ama yaşadığımla birlikte yaşamaya ne dersiniz?

Anlamsız gelen duygulara inat bulunduğum durumdan vazgeçip yeni durumlara yelken açtım. Üniversite tatiline girdim. Ada’dan uzaklaşma zamanımın geldiğini hissettiğim günlerde buruk-mutlu, üzgün-keyifli, yaşanılası-vazgeçilesi, yorgun-dinç vs vs yaşadığım karma duygulara inat yılmadan devam ettiğim günlerdi. Sınav ardından eve dönüş olmadan sevdiklerimle keyifli geçirmek istediğim günler yaşamak istedim. Yaşadım mı? Eh işte… (Karmaşık duygudan olsa gerek..)

Her şeye rağmen güzel günler olarak hatıralarımda kalacak. Sevdiğim kalpten uzaklaşmak kolay olmasa gerek. Bazıları için uzaklık sorun değil, bazıları için sorun, bazıları için ise farkındalık kazanmak olarak bilinen yaşanılası duygu. Bana göre uzaklık farkındalık! Vedalaşmak istemediklerimle zorunlu bir vedalaşmaya mahkum olduğum dakikalar geçmek bilmeyen saniyeler, ayrılık kokusunun geldiği saniyeler ve artık gözyaşlarının içindeki duygularla düğümlendiği o an AYRILIK… Yaşadığımız mutlu günlerin azaldığı, kapısını aniden çalabileceğim, omuzuna yaslanacağım kişilerden uzaklaştığım an ayrılık değil de ne olabilir? Evet vazgeçmek değil uzaklığın körelttiği duygular... İşte tercihlerimizin bize verdiği zorunluluk. Yeni yaşam, yeni yol, yeni başlangıç ve ardından tekrar ayrılık... İşte hayat böyle bir şey… Kısır döngüye ayak uyduruyoruz..

Ardından duygu yoğunluğunun azaldığını hissettiğim, ayrılığın da alışıla gelecek bir duygu olduğunun farkında olduğum aileme yoğunlaştığım yeni başlangıç. Yaşadığım bu başlangıçta ayrılık dalgası hep estiriyor rüzgârını... Hep hissediyorum ama kendime cevabım artık böyle. Alış.!Alış!...Alışmalısın..

Nedendir bilinmez ama mutlu günler yaşıyorum kendimde olmayarak. Hatta aklımda olmayan bir durum daha; aniden önüme sunulan mesleğim için bir ışık; 3.5 yaşındaki oğlunu kaybeden annenin sığınmak istediği bir psikolog ya da bir omuz... Daha bitirmeden onu dinlemek, onla mutlu olup kah gülüp kah ağlamak sonunda ise yaşanılan ayrılık... Hep diyorum neydik? Ne olma yolunda ilerliyoruz? Hayat yorma beni..! Yalnızız işte…

Belki de şu an yaşamam  gereken en güzel duygu kargaşasını yaşıyorum; ailemin mutluluğu... Evde sessizliğin yaşandığını söyleyen ev sakinlerim, benim gelişimle cıvıldadı... Kâh yaşıtım değil demeden anne ve babamı istediğim yere götürebilmem, tanıdıklarıma tatlı laf atışlarıyla kendime bağlamam ve benden uzaklaşamayışları… Olmadığım zamanda ise eksikliğimi fark edip beni çağırmaları bambaşka ve benim için yaşanılası en güzel duygu... Bu yüzden böyle yalnızlığa mahkum olmak hedeflerim arasındaydı!..

Kargaşa arasında annemin rahatsızlığına da yenik düşsem, yılmadan güçlü durmaya çalışsam da ona bir şey belli etmeden yapmak istediklerimi erteleyip ona bağlı olduğumu yansıtıp diğer duygularımı da harmanlamaya çalışıyorum…

İşte ayrılık, işte yeni başlangıç, işte yeni üzüntü ama yine her şeye rağmen yılmadan yüzümdeki tebessümü yansıtmaya devam edeceğim… Senden vazgeçmeyeceğim hayat..

“Yalnızlık tek başına olmak değildir. Yalnızlığınızı çalındığında veya  öldürüldüğünde onun tek başınalık olmadığını daha iyi anlarız. Kendini toplumdan soyutlayan yalnız değildir. Kendini toplumdan yok eden yapayalnızdır. Kalabalıkları paranteze alan yalnız değildir; ama kalabalıklarda kendini yok eden yapayalnızdır.” demişlerdi.

Hak vermemek elde değildi. İşte ben de bu yalnızlığı kavrayıp yaşıyordum.

Bu karmaşıklığı yaşıyordu ayrı kalan kişi… yani ben, yani sen, belki de siz, belki de biz…

Ardından bu rüzgârın esintisiyle yalnız kalmak istedim ıssız, sakin, taşlarım, kalemim en önemlisi kalbimle… “Dinle kendini” dedikten sonra farkında olmam gereken durumun farkındalığına varmak. Yapmak istemediğim durumu mecburiyetten yapmış olmam, üzmem, sevdirmem, sormam, irdelemem vs tüm duyguları serdim önüme... Yanlışları fark ettim onları değiştirip yeni, ya da eski halime dönmeye karar verdim. Hep demişimdir bir durumu başkalarıyla çözmeden önce ilk başta kendi aynamızda çözmemiz gerekir. İşte bunu yaptım fark ettim.

Şu an “nerdeydim değil, neydik ne olduk?” diyebiliyorum.

Deniz olduğu yerde kaldı, nehir yoluna devam etti, ağaçlar yine yeşil kaldı….

Peki ya bizler? Bizler;

Kariyerle umudu karıştırdık, cümlelerle aşkı karıştırdık, bedel ile sevgiyi karıştırdık, kolayla zoru karıştırdık, vedayla ayrılığı karıştırdık.

... Belki de artık can acıyor; her sabah her nefeste... Her yanan sigaraya körüklemesi geliyor insanın… dudağı yakan her kahvede aklı sarıyor yokluğun... Yüz gülüyor en sahtesiyle ...Acilan her dört duvarın  kilidinde atılan adım daralıyor senin kokun… Yaşadığım bütün duygulara kafiyim. Ayrılık da olsa koca yüreğe sahip olmak benim için en büyük servet.

 

Hayat kargaşasında değişim birdir, bir..!

Ve değişim;

Yaşadığım noktaların değişmesi ya da eksikliğin hissedilmesiyle yaşam bitmiyor, sadece kısıtlama geliyor. Değişim bedenen olsa da kalben olmuyor, kalbim yine aynı hızla çarpıyor. Belki de yaşadığım çelişki ortada olmayan bir ayrılığı değiştirmeye çalışmak. Kısa zamanda yaşadığım büyülü ve mucizevi bir yolculuk yaptım… Ben ve karşımdaki ben... Hayatımın ışıkları ile yandı ve ışıldamaya devam edecek..!

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 661 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler