1. YAZARLAR

  2. Tayfun Çağra

  3. New York ve Cenevre
Tayfun Çağra

Tayfun Çağra

Yazarın Tüm Yazıları >

New York ve Cenevre

A+A-

Bugün nasıl haberlere uyanacağız, hangi yorumları yapacağız, “bu iş bitti” diye mi soracağız, “bir kez daha Cenevre” mi diyeceğiz?, umudumuz hâlâ sürecek mi, yoksa kesin kes “bakalım başımızın çaresine” diyerek planlar mı kuracağız bu yazıyı yazarken bilmiyordum.

Bugünden sonra bu sorulara, bilinmezlere biraz daha net yanıtlar verebiliriz.

Evet dün akşam liderler Newyork’ta buluştular. En azından öyle biliyorduk, bir aksilik olmamışsa buluşmuşlardır. Böyle bilinmez gibi yazıyorum çünkü Kıbrıs saatiyle 02.00’de buluşacakları için o saatten sonra yazı yazmak, baskıya yetişmek çok kolay değil.

Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı ile Kıbrıslı Rum lider Nikos Anastasiadis’in BM Genel Sekreteri Antonio Gutteres ile dün akşamki görüşmelerinden uzlaşmazlık mı çıktı, Cenevre’ye gitme kararı mı çıktı, bu satırlar okunurken öğrenilmiş olacak.

İki lider de New York’a gitmeden önce Cenevre’ye sıcak baktıklarını söylüyorlardı. Ancak iki liderin de Cenevre’de ne konuşacakları konusunda anlaşmazlıkları vardı. Neydi o anlaşmazlık?

Anastasiadis güvenlik ve garanti konularının görüşülmesini ve diğer konulara da geçilmesini isterken, Akıncı bütün başlıkların birbiriyle bağlantılı olarak konuşulmasını istiyordu. Akıncı, Anastasiadis’in bu önerisini! ön şart olarak görüyor ve “ön şartlar kabul edilmez” diyordu. Oysa ki Anastasiadis bunun ön şart değil, öneri olduğunu söylüyor ve uzlaşmazlığın da bu şekilde aşılacağını iddia ediyordu.

Tabii bu uzlaşmazlık New York’ta dün gece aşıldı mı, ön şartlar öneri olarak kabul edildi mi, yoksa öneriler, ön şartlar geri çekilerek Cenevre’ye öyle mi gidilecek bugün öğrenmiş olacağız.

Durum hiç de kolay görülmüyor. Dün gece Cenevre kararı alınmış olsa bile liderlerin veya tarafların oraya hangi amaçlarla ve niyetlerle gidecekleri çok önemli… Niyet, sorunu çözmek mi, yoksa uzlaşmazlık sürecini uzatmak, başka amaçlara oynamak, başkalarının çıkarlarını Kıbrıslı toplumların önüne koyarak başkalarının amaç ve çıkarlarını kollamak niyetiyle mi Cenevre’ye gidilecek!

Yoksa Cenevre’ye de gitmeyerek New York’a gitmezden önceki tıkanıklık daha da güçlü bir şekilde tıkanmış olarak geri, Kıbrıs’a dönmek şeklinde mi kalacak?

***

Nasıl bir sonuçla geri döner liderler, bu haftanın gündemi ne olur, Cenevre hazırlığı mı yapılır yoksa dediğimiz gibi çok daha tıkalı bir döneme mi gireriz göreceğiz elbette ama her ne kadar Kıbrıs’taki toplumlar Kıbrıs sorunuyla eskisi kadar ilgilenmiyorlarmış görünseler de ‘hayırlı’ bir haberi sezdirmeden beklediklerini de görebiliriz.

Evet, özellikle Kıbrıs’ın kuzeyindeki toplum için anlaşma süreçlerinde, referandum sonucunda hayal kırıklıkları yaşansa da, geleceği planlayabilmek, çocuklara, torunlara belirgin bir gelecek teslim edebilmek, biraz olsun önümüzü görebilecek bir düzen yaratmak, Ada’yı bütünleştirebilmek iki toplumun da ortak gailesi olsa gerek.

Umarım bugün New York’tan gelecek haberler bu içinde olduğumuz haftayı ve önümüzdeki günleri yine umutla geçireceğimiz şekildeki haberler olur. Hep ‘umut’a bağladık geleceğimizi ama ne yapalım!

Elimizde bir tek umut var!


 

Karar uygulatılmalıdır!

plaj.jpg

Anayasa Mahkemesi “halkın sahillere girmesi engellenemez” demiş. Elbette ki doğruyu, hukukun gereğini söyledi. Ancak Mahkemenin bunu söylemesi ile uygulamada ‘halkın sahillere, plajlara girişi serbest oldu’ anlamı çıkmıyor ne yazık ki! Çünkü Mahkemenin bu kararını otorite olması gereken hükümetin uygulatması gerekiyor. İşletmecileri plajlara girerken bilet kesilmemesi için uyarması gerekiyor. Bu uyarı yapılmadığı sürece bu yaz yine plajların girişinde kurulan barikatlarda plaja para ödemeden girmeye çalışan insanlarla oradaki görevlinin kavgalarını çok yansıtacağız sayfalarımıza… Vatandaş Mahkemenin kararını hatırlatacak, Anayasa’nın gereğini belirtecek ama “giremezsin gardaşım” diye karşılanacak. Mahkeme karar verir ama otorite de bu kararları uygulatır. Aksi takdirde bir tarafla diğer taraf hep karşı karşıya gelecek.


Çevre Günü

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü… Çevreyle ilgili konuşmaların, tartışmaların, toplantıların ve etkinliklerin yoğunlukta olduğu gün… Kutlama olabilir mi peki? Bizim ülkemizde olmaz. Olmamasının gerekçelerini tekrar tekrar söylemeye gerek yok. Herkes görüyor, biliyor. Ancak yine de bugün çevre konusundaki bilincin ‘devlet’ hariç 10 yıl, 20 yıl öncesine göre arttığını söylersek yanlış olmaz. Bu da sevindirici.


Sevay’ı da evlendirdik!

Geçtiğimiz gece çalışma arkadaşlarımızdan birini daha evlendirdik. Çok genç, çok saf, çok temiz arkadaşımız Sevay, Fezile’ye gönlünü kaptırınca evlilik kararı aldılar. Yorucu sürecin ardından Cumartesi gecesi Dikmen (Digomo)’nin açık havasında bir de yorucu törenden sonra umarım Sevay ve Fezile istedikleri hayatı elde ederler. İşe gelirken binaya girdiği enerjisiyle ortama da enerji katan Sevay, o saf, temiz enerjisini umarım hiç kaybetmez, gençlerin mutlulukları daim olur.

 


 

Akıllılar, zayıf taraflarını bildiklerinden, yanılmazlık iddiasında bulunmazlar; En çok bilen, ne kadar az bildiğini herkesten çok daha iyi bilir.

THOMAS JEFFERSON

 

Bu yazı toplam 811 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar