1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'NEFRET SUÇU' ÜZERİNE
NEFRET SUÇU ÜZERİNE

'NEFRET SUÇU' ÜZERİNE

Can Azer: “Nefret suçu” çok eski bir kavram olmamasına rağmen özellikle yaşanan son gelişmeler neticesinde önemi fazlasıyla artarak, mücadele edilmesi gereken olgulardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

A+A-

 

Can Azer

can.azer@emu.edu.tr

        

 

“Nefretin kök salması, tıpkı kötü şöhret gibidir. Yok edilmesi zordur.” (Baltasar Gracian)

“Nefret suçu” çok eski bir kavram olmamasına rağmen özellikle yaşanan son gelişmeler neticesinde önemi  fazlasıyla artarak, mücadele edilmesi gereken olgulardan biri olarak karşımızda durmaktadır.

Peki nefret suçu ne anlama gelmektedir? En yalın tanımıyla; bir kişiye ya da bir mülke karşı işlenen herhangi bir suçun kaynağı, o kimsenin etnik kökeni, uyruğu, rengi,  dini, cinsiyet, cinsel eğilimi, yaşı, fiziksel ya da zihinsel engelleri ise söz konusu suç nefret suçu olarak adlandırılmaktadır[1]. Daha açıklayıcı olması bakımından; bir kişinin sahip olduğu, ırk, etnik köken, din, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik vb. bir veya birden fazla özelliğinden dolayı hedef olduğu, sözlü saldırıdan fiziksel saldırı ve cinayete kadar uzanan bir aralıkta seyreden suç fiili olarak nefret suçu olarak tanımlanabilir. Yani, aslında nefret suçları birer önyargı suçlarıdır demek söz konusu tanımlardan sonra yanlış olmayacaktır. Bu suçları engellemeye ve suç işleyenleri cezalandırmaya yönelik düzenlenmiş yasalara ise nefret yasası denilmektedir.

Nefret suçu ya da nefret söylemi kavramları bu coğrafya için yeni kavramlarmış gibi gözükse de aslında yukarıdaki tanımlara baktığımız zaman nefret suçunun girmediği ev ya da kurum yok denecek kadar azdır. Liberal ideolojinin en popüler söylemi ‘küreselleşme’ kavramından büyük bir umut ve arzu ile farklı toplumların arasında bır armoni yaratılması beklenirken, ne yazık ki toplum içinde mevcut faklılıkların birbirine benzemekten çok gittikçe ayrıştığını izlemek zorunda kalmaktayız. Hoşgörüsüzlük, milliyetçilik ve ırkçılık sebebi ile işlenen nefret suçlarında görülen artış, bu ayrışmanın en bariz göstergelerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Nefret suçunun ayrımcılık ve önyargı üzerinden ortaya çıkan bir suç türü olduğu göz önünde bulundurulduğunda, insanların nefret suçu mağduruna ve failine yönelik ortaya koydukları tutumların nefret suçunu meydana getiren dinamikleri anlamak ve irdelemek açısından önemli bir veri sağladığını söylemek mümkündür. Ayrıca,  insanların nefret suçları ile ilgili tutumları nefret suçlarının meydana gelmesinde kolaylaştırıcı bir etkiye sahip olabileceği gibi, nefret suçlarının önünün alınmasında etkili bir araç da olabilir. İşte burada, söz konusu suçun farkındalığına varma ve önünü alma konusunda büyük bir misyon yüklenmiş olması beklenen ve özlenen medyanın rolü “meselesi” devreye girmektedir.

Medya en etkin kültürel iletkenlerden biridir. Bu nedenle çeşitliliği ve farklılığı ön plana çıkarmaya muktedir olduğu kadar, bu çatışmayı basite indirgeme ve yayma konusunda da son derece etkili ve yönlendirici olabilmektedir. Medyanın önemli bir bölümü azımsanmayacak ölçüde nefret suçlarında faili koruyan ve suçu haklı gören bir dille haber yazmaktadır. Her ne kadar evrensel ve ulusal gazetecilik ilkeleri, hatta bazı medya kuruluşlarının kendi yayınladıkları basın etik ilkeleri olsa da, birçok haber ürünü bu ilkeleri ihlal edebilmektedir. Böylesi bir dilin kullanılması ise toplumda huzursuzluk ve savunmasız gruplara yönelik yaygın bir önyargının yerleşmesine ve bunun beslenmesine yol açmaktadır. Hedef alınan kişi ve gruplar tedirginleşmekte, sessizleşmekte ve demokrasinin olmazsa olmazı olan sosyal ve siyasal yaşama katılım şanslarından zorunlu olarak  bir bakıma feragat etmektedirler. Bu kışkırtıcı ve hedef gösterici dil kullanımı zaman zaman düşmanlaştırılan ve marjinalleştirilen grupların üyeleri ya da mekânlarına yönelik saldırılarla dahi sonuçlanabilmektedir. Kurumsal medyanın belkide bir adım ötesi olan “sosyal medya” ortamında da nefret suçlarının körüklendiği gruplaşmaların yaşandığına tanık olmaktayız.

 

Sonuç yerine

Nefret suçlarında hedef mağdurdan öte mağdurun üyesi olduğu sosyal gruptur. Fail için ise sahip olduğu önyargı açık veya örtülü bir şekilde suçun işlenme motivasyonunu oluşturur. Nefret suçunun ayrımcılık temelli olması fail ve mağdur ile birlikte suç olayı dışındaki toplumu da önemli bir konuma getirmektedir. Nefret suçunun, mağdurunun ve en nihayetinde failinin toplumsal olarak nasıl algılandığı anlamak ise nefret suçlarıyla mücadele politikalarını güçlendirecek önemli veriler taşımaktadır. Bu bağlamda önce bizlere ardından da bizleri etkileme ve dönüştürmede çok etkili olan medya ile yasa koyucuya büyük bir görev düştüğünü söylemek yersiz kalmaktadır.



[1] Bu tanım aynı zamanda AGİT’in de (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) kabul ettiği bir tanımdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1184 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler