1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NEDİR BU BALON BALIĞINDAN ÇEKTİĞİMİZ (ÇEKECEĞİMİZ)
NEDİR BU BALON BALIĞINDAN ÇEKTİĞİMİZ (ÇEKECEĞİMİZ)

NEDİR BU BALON BALIĞINDAN ÇEKTİĞİMİZ (ÇEKECEĞİMİZ)

Dr. Hasan Örek: İnsanoğlu denizleri uzun zaman kirlenmez ve sonu olmayan balık kaynağı olarak düşünmüştür.

A+A-

 

Dr. Hasan Örek

İnsan Deniz ilişkileri hep inişli çıkışlı ve karmaşık olmuştur. İnsanoğlu denizleri uzun zaman kirlenmez ve sonu olmayan balık kaynağı olarak düşünmüştür. Sanayi devrimi ve beraberinde gelen gelişmelerle birlikte kirleticilerin kontrolsüz denize pompalanması, balıkçılıkta kullanılan araç gereçlerin ve gemilerin çok hızlı gelişmesine paralel sonu olmadığı düşünülen denizlerin sonu olmuştur. 20. yüzyılın ilk yarısından başlayarak sorunlar katlanarak büyümeye başlamıştır. Denizlerdeki kirlenme ve aşırı avcılığa bağlı olarak okyanuslarda ve denizlerde ciddi değişimler olmuştur. Deniz ekosistemleri bu baskılara yanıt olarak değişmiş ve artık avlanan balık türlerinin boyları da kısalmıştır. Bunun yanında denizden çıkan birçok üründe ciddi derecede ağır metal ve pestisid kaynaklı kirleticler birikmiş ve artık, tüketilmeleri olanaksızlaşmıştır. Sonuç olarak denizel ekosistemler insan eli ile değiştirilmiş ve değiştirilmeye de devam edilmektedir.

ARTIK KÜÇÜK BALIKLAR VAR

Dünyanın yaşayan en saygın balıkçılık biyologlarından olan Daniel Pauly ve arkadaşlarının Science 6 Şubat 1998 yılında yayınladıkları “Fishing Down the Food Web (Besin Ağının Altına Doğru Balık Avlamak)” adlı makalelerinde;  balıkçılığın yıllar (1950-1994) içerisinde uzun ömürlü ve büyük balıklardan kısa ömürlü ve daha küçük balıklara kaydığını ortaya koymuşlardır. Bunu, eskiden avlanan hedef türler orfo, lagos, sinarit gibi iri ve uzun yaşam döngüsüne sahip balıklar iken günümüzde bu sardalya, hamsi gibi kısa ömürlü ve küçük balıklara kayması olarak düşünebiliriz. Bu yayında yapılan tespit bugün tüm dünya denizleri için geçerlidir.

Aşırı balık avcılığı ve deniz kirliliğinin bir sonucu olarak azalan tür çeşitliliği ve besin zincirindeki değişimler bildiğimiz ve aşina olduğumuz ekosistemleri geri dönüşümsüz değiştirmektedir. Değişen ekosistemlerin tekrar %100 eski hallerine dönemedikleri artık bilinmektedir.

KIZILDENİZ’DEN AKDENİZ’E

Değişen ve/veya yapısı bozulan ekosistemlerde, özellikle istilacı türler büyük bir sorundur. Normal koşullarda sağlıklı bir ekosisteme dışarıdan tür girmesi ve başarılı olması çok da kolay değildir. Her tür kendine bir yaşam alanı belirler ve mevcut ekosistem döngüsünün bir parçası olur. Döngüler zaman zaman doğal afetlerle sekteye uğrasa da kendilerini toparlarlar. Ekosistemler de evrilirler. Evrimlerini tamamlamış ekosistemler dışarıdan gelecek türlere karşı evrimini tamamlamamış ekosistemlere göre çok daha kapalıdır. Akdeniz ise tam bu ikisi arasındadır. Tür çeşitliliği olarak, hem doğal olarak bağlı olduğu Atlantik'ten hem de yapay olarak bağlı olduğu Kızıl Deniz'den oldukça azdır. Bu sebepten dolayıdır ki birkaç istisna tür dışında türler genellikle Kızıl Deniz'den Akdeniz'e geçerler. Bu geçişi Akdeniz ekosisteminde, aşırı avcılık ve kirlilik gibi etkenlerden dolayı boşalan ekolojik bölgeler (Niş)de hızlandırmaktadır.

BOŞLUĞU DOLDURDULAR

Kızıldeniz göçmenleri (sokan (siganus sp)balığı gibi) bazen hoş karşılansa da son dönemde gelen meşhur balon balığı (lagocephalus sceleratus) hiç de hoş karşılanmamıştır. Bunun sebebi ekosisteme ne kadar zararlı/faydalı olduğu değil de yenip yenmemesidir. Bunun yanında geniş beslenme yelpazesi ile hemen herşeyi yiyebilen bu balık ekosistemdeki boşluğu çok iyi değerlendirmiştir. Yukarıda belirtilen aşırı avcılığın beklenen sonucu olarak ekosistemdeki, büyük balıklar ciddi şekilde azalmıştır. Bu boşluk bu gün üzerinde hiçbir av baskısı olamayan balon balıkları tarafından başarılı bir şekilde doldurulmuştur.

BALON BALIĞINI AVLAYABİLİRİZ!

Balon balığı bir şekilde bu sisteme girmiştir, nasıl ki sokan balıkları hala daha bu sistem içerisindeyse, balon balıkları da girdikleri bu sistem içerisinde kalacaklardır. Bir süre sonra nüfusları çok da artsa, sistem dengeye tekrar gelecektir. Bunun zamanını kestirmek çok kolay değildir. Balon balıkları, ekolojik olarak deniz tabanına bağımlıdırlar ve kıyıdan uzaklaşsalar da üremek için kıyıya dönmek zorundadırlar. Balon balıklarının Akdeniz’de üreme mevsimlerinin, Haziran-Temmuz aylarında olduğu bulunmuştur. Eğer devlet bu balıkla mücadele edecekse en uygun dönem bu aylarda yoğun olarak avlanmasıdır. Ancak bunun da çare olması çok zordur ve balıkçılara bir tek bunu avlayın ama aynı dönemde üreyen orfo ve lagosa dokunmayın diyemezsiniz. Denebilir ama bunu kim kontrol eder.....?

Balon balığından şikayet etmek yerine bu balık neden burada ve neden bu kadar arttı sorusunu kendimize sormalıyız.

Balon balıklarının ülkemizde herhangi bir ekonomik değeri yoktur. Japonya mutfağında özel bir yere sahip olsa da, sadece sertifikalı şefler tarafından hazırlanmakta, fakat buna rağmen her yıl Balon balığı zehirlenmeleri ve ölümleri yaşanmaktadır. Balon balıklarının hemen hepsinde tetrodotoxin denilen çok güçlü bir zehir bulunur. Bu zehir balığın karaciğer, bağırsak, deri ve üreme organlarında tespit edilmiş ve Mısır’da yaşanan 11 zehirlenme vakasının 8’i ölümle sonuçlanmıştır. Bu zehrin bilinen bir panzehiri mevcut değildir, zehirlenmelerde sadece destek tedavisi uygulanmaktadır. Yapılan bazı çalışmalarda, balıkların üreme organlarındaki zehrin yaz aylarında daha fazla olduğunu göstermiştir.


 

BAZI BİLGİLER

Trophic Level: Bir hayvanın besin zincirindeki yeri.

Ekolojik Niş: Bir türün işgal ettiği çevresel yer, alan.

 


 

EK KAYNAKLAR

Pauly D, Christensen V, Dalsgaard J, Froese R and Torres F (1998) "Fishing down marine food webs" Science, 279: 860-863.

Sabrah, M. M., El-Ganaıny, A.A., Zaky, M.A. (2006) Bıology and Toxıcıty of The Pufferfısh

Lagocephalus Sceleratus (Gmelın, 1789) From the Gulf of Suez

Egyptıan  Journal of Aquatıc Research 1687-4285

 VOL. 32  NO. 1,  2006: 283-.297

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 687 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler