1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Neden Sakınca Görmüyorsunuz?
Neden Sakınca Görmüyorsunuz?

Neden Sakınca Görmüyorsunuz?

Kıbrıs Türkü tarihinin en karanlık dönemine doğru sürükleniyor. Geçmişin dogmatik kafa yapısıyla geleceğe bakan gözlerin, karanlıkta sadece ilahi ışıkları görmesi isteniyor. Zorlanıyor, dayatılıyor... Lefkoşa Otobüs terminaline külliye yapmak isteniyor

A+A-

 

 

Kıbrıs Türkü tarihinin en karanlık dönemine doğru sürükleniyor. Geçmişin dogmatik kafa yapısıyla geleceğe bakan gözlerin, karanlıkta sadece ilahi ışıkları görmesi isteniyor.

Zorlanıyor, dayatılıyor...

Lefkoşa Otobüs terminaline külliye yapmak isteniyor; Kur’an kursları açıyor, ilk kez Kur’an kursları okullarda yapılıyor; Din dersleri zorunlu oluyor; Mağusa’da üzerinde kara çarşaflı kadın resimleri olan kalemlikler dağıtılıyor; cemaat yurtları açılıp üniversiteli kızların başları örtülüyor; Haspolat Meslek Lisesi’nde İlahiyat bölümü açılıyor; tüm okulları içine alacak külliye yapmak isteniyor; yetmedi İlahiyat Koleji açıyorlar...

Nedir tüm bunların anlamı?

Neden bunlar yapılmak isteniyor?

Birbiriyle ilintili bu gelişmelerin devamı olarak ortaya çıkan “Külliye yapımı” ve “İlahiyat Koleji” açılmasına Başbakan Başsavcılığı öne sürerek “Sakınca yok!” diyor. İlahiyat Koleji’de “mesleki Arapça ve Kur’an-ı Kerim dışındaki derslerin kolejlerle aynı olduğunu” söylüyor. Yani “Lefkoşa Türk Maarif Koleji ile İlahiyat Koleji iki ders dışında aynıdır.” demek istiyor. Ya da öyle göstermeye çalışıyor.

İlahiyat Koleji’nden mezun olanla TMK’dan mezun olan öğrenci aynı dünya görüşüne, yaşam anlayışına sağip olacak. Tek fark biri İngilizce, öteki Arapça bilecek. Biri Fatiha Süresi’ini, öteki Kur’an-ı Kerim’i bilecek...

Olay, “İki ders farklıdır.” anlayışıyla ele alırsa seyir görülmez, istikamet görülmez...

Eğitimin nasıl olacağı ve kimler sorumlu olduğu yasalarla belirlenmiştir.

Milli Eğitim Yasası, “Eğitim ve öğretim hizmetlerinin devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Bakanlık sorumludur (68.1.).” demektedir. Milli Eğitim Bakanlığı ne yaptı? Sadece 23 Haziran’da sınav yapacağını duyurdu. O kadar... Bunun dışında bir açıklama yapmadı. İlahiyat Koleji’ni neden açmak istenildiği; amacın, programın, derslerin ne olduğu; öğretmenlerin, yöneticilerin nasıl atanacağı açıklanmadı.

Sorumluluk bu mu?

Sınav tarihini duyur, gerisine karışma...

Araziyi ver, gerisine karışma...

Bu mu?

Bakanlık, Yasa’nın kendisine verdiği sorumluluğa uygun hareket etmiyor.

Yine aynı Yasa Bakanlığa “Kıbrıs Türk milli eğitiminin genel amaçları ile temel ilkelerine ve bu Yasaya aykırı hiçbir eğitim etkinliğinde bulunulmaz ve çağdaş bilim ve eğitim ilkelerine ve bu Yasaya aykırı hiçbir eğitim kurumu açılamaz (68.2.).” diyor.

Milli eğitimin genel amaçları ve temel ilkeleri nedir?

Atatürk ilke ve devrimleridir...

Yurttaşlar arasında fikir ve duygu ortaklığıdır...

Eşitliktir...

Laikliktir...

Bilimselliktir...

Çağdaşlıktır...

Karma eğitimdir...

Devletin eğitim etkinliği bu ilkeler çerçevesinde olur. Bakanlık, amaç ve ilkelere, çağdaş ve bilimsel eğitime uymayan bir eğitim kurumu açamaz.

Külliye çağdaş mı? Değil...

Dinsel eğitim bilimsel mi? Değil...

Öyleyse hem çağdaş, hem de bilimsel olmayan bir eğitim anlayışını neden zorunlu eğitim dönemi içinde oluşturmaya çalışıyorsunuz? Sizi zorlayan nedir?

“Sakınca yok!” demenizi, sessiz kalmanızı sağlayan nedir?

Koltuk sevdası mı, AKP mi? Yoksa başka güçler mi var? 

İlahiyat Koleji’ne her yıl kızlar da dahil olmak üzere yüze yakın öğrenci alınacak. İki yüz elli civarı din görevlisinin olduğu bu ülkede her yıl yüze yakın öğrenci mezun edilecek, on yılda bin civarı mezun verilecek. Ne olacak bu çocuklar, ne yapacaklar? Hangi anlayışla toplum yaşamına katılacaklar?

Dinsel eğitim almış binlerce genç on yıl içinde idari kadrolarda, eğitimde, bürokraside, hukukta, sağlıkta, ekonomide... yer edinecekler. Savcı, öğretmen, asker, hukukcu, doktor, politikacı... dinsel eğitime göre yetişecek.

Bunda bir sakınca yok mu?

Buna sessiz kalınabilir mi? Ya da “iki farklı ders var” anlayışıyla bakılabilir mi?

Bu, Atatürk devrim ve ilkelerinin suyun yatağında akışı doğallığında topluma gelip yerleşmesiyle öğünen Kıbrıslı Türklere ihanet değil midir?

Yüreğinde koltuk sevdası, eline tutuşturmuşlar bir kağıt, “oku” diyorlar... Ya “Sakınca yok!” ya da sessiz kal diyorlar. Ancak bu toplum sessiz kalmayacak.

Toplum dinsel eğitimle dini bilgilerin öğretilmesi ayrımının farkındadır.

Din bilgilerinin öğretilmesine kimse karşı çıkmamaktadır. Okullarımızda da Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri bulunmaktadır. Bu derslerin program ve öğretiminde iyileştirmeler yapılabilir.

Din görevlisi ihtiyacı da bir gerçektir. Buna da kimsenin itirazı yoktur. Bunun için de iki yol önerilebilir. Birincisi yasayla İlahiyat Akademisi kurulur her yıl ihtiyaç kadar öğrenci alınır. İkincisi ise sınav yapılarak ihtiyaç kadar öğrenciye her yıl burs verilerek üniversitelerin İlahiyat bölümünde okutulur. Buralardan mezun olan öğrenciler de din hizmetlerinde istihdam edilir.

Toplumun din hizmetlerini karşılayacak elemanları yetiştirmek başka birşeydir, dindar avukat, öğretmen, memur yetiştirmek başka birşeydir.

Dini bilgilere sahip gençlik yetiştirmek başkadır, dindar gençlik yetiştirmek başkadır.

Bir toplumun gelecekteki kaderini yazacak olanların akıl ve elleri hür olmalıdır. Böyle bir gençlik yetiştirilmelidir. Ellere ve akıllara vurulan dogmalarla gelecek yazılmaz.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 725 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler