1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NECAT KONUK YENİDÜZEN'E ANLATTI
NECAT KONUK YENİDÜZENE ANLATTI

NECAT KONUK YENİDÜZEN'E ANLATTI

ESKİ BAŞAKANLARDAN NECAT KONUK: KKTC ANAYASASI’NI TÜRKİYE’DEN ATANAN 2 ADLİ SUBAYLA BİRLİKTE YAZDIK • 12 EYLÜL MAĞDURLARINDAN BİRİ DE BENİM “…Tabii Ecevit ve Demirel gibi bir mağduriyetim yok. Ama askeri yönetimin baskısıyla

A+A-

 

 

ESKİ BAŞAKANLARDAN NECAT KONUK: KKTC ANAYASASI’NI TÜRKİYE’DEN ATANAN 2 ADLİ SUBAYLA BİRLİKTE YAZDIK

 

·        12 EYLÜL MAĞDURLARINDAN BİRİ DE BENİM “…Tabii Ecevit ve Demirel gibi bir mağduriyetim yok. Ama askeri yönetimin baskısıyla istifalarım olmasaydı daha uzun yıllar siyasette olurdum. O yüzden 12 Eylül mağdurlarından biri de benim…”

                  

·        KKTC ANAYASASI TÜRKİYE’DEN ATANAN  ADLİ SUBAYLARLA YAZILDI “…KKTC Anayasası Türkiye’den atanan adli subaylarla birlikte yazıldı. memurların grev hakkının ortadan kalkması, 1 Mayıs’ın kutlanmaması konularında çok baskılar yapıldı. Toruntay Paşa bizzat bana 1 Mayıs’ı kutlamak doğru değil dedi…

Hem Kıbrıs Türk Federe Devleti’nin hem de KKTC’nin ilk Başbakanı Necat Konuk. En kritik süreçlerde kilit rollerde yer alsa da siyasetteki kariyeri uzun sürmedi. Bunu “12 Eylül mağdurlarından biri de benim” diyerek açıklıyor ve  “kendi politikalarının devam etmeyeceğini anladıkları an birilerini harcamaktan hiç çekinmezler” diyerek tarif ediyor, sistemi.

Konuk, 12 Eylül sonrasında kurulan KKTC’nin Anayasa hazırlanış sürecini de çok iyi hatırlıyor, Türkiye’deki askeri yönetimin atadığı 2 adli subayla birlikte nasıl yazıldığını anlatıyor. Baskılar yapıldı, istifa ettim ama kişiliğimi de her zaman muhafaza etmeye çalıştım” diyor.

Bir dönemin siyasetine ışık tutacak açık yürekli bir sohbet gerçekleştirdik, Necat Konuk’la.

 

TÜRKİYE CTP VE TKP’Yİ İSTEMİYOR

Necat Konuk, UBP’den istifa ettikten sonra, Demokratik Halk Partisi’ni kurar. Parti 1981 seçimlerinden %10 oy alarak, 40 sandalyeli meclise 2 milletvekili gönderir. Tablo yine kritiktir ve DHP 2 milletvekili ile kilit partidir. Ya UBP ile koalisyon kurarak 21’i bulacaktır, ya da kısa süre önce UBP’den istifa etmiş bir milletvekili olarak, ilk kez UBP’siz bir formül için dönemin muhalefeti, TKP ve CTP’nin toplam 19 milletvekiliyle 21’i bulacaklardır. Necat Konuk seçim gecesini şöyle anlatıyor;

“1981 seçimleri gecesi, sonuçlar çıktıktan hemen sonra TC Büyükelçisi İnal Batu telefon ederek beni tebrik etti. Herhalde UBP ile koalisyon yapacaksınız, zira Türkiye CTP ve TKP ile bir koalisyon istemiyor. UBP ile koalisyon bir zorunluluktur dedi. Baskısı açık ve serti. Daha sonra Kolordu Komutanı Doğan Kıramörs ile konuştum. O’nun kullandığı üslup daha diplomatikti ama O da aynı telkinde bulundu. Herhalde UBP ile koalisyon kuracaksınız dedi, O da.”

Ve sistemi şu sözlerle tarif ediyor;

“Türkiye’nin Kıbrıs Türk halkının iç politikasında daima önemli rolü olmuştur. Kendi politikalarının devam etmeyeceğini anladıkları an birilerini harcamaktan çekinmezler.”

Necat Konuk o dönemde DHP’nin aldığı %10’luk oyun aslında kendilerinde bir hayal kırıklığı da yarattığını %20 beklediklerini de anlatıyor. “Biz %20 bekliyorduk, %10 aldık. Çünkü Denktaş bütün hışmıyla DHP’ye yüklendi. köy örgütlerimizdeki kurucular ağlayarak istifa etti. Hakkı Atun seçim arifesinde 3 bin kişiyi işe aldı. Lefkoşa’da da CTP 7-8 oy farkıyla 1 milletvekili fazla çıkarınca bizim 2 bine yakın oyumuz sayılamadı.”

O dönemde CTP ,TKP’nin ve UBP’nin de desteğiyle oy birliği alarak Meclis Başkanlığı’na seçilir, Necat Konuk. Ve “Amerikayla Kıbrıs ile ilgili görüşmeler gerçekleştiriliyor. Bu kritik süreçte en az 3 ay süreyle hükümet değişmesi doğru olmaz . Biz mevcut hükümetin desteklenmesini doğru buluyoruz” telkinleriyle, Federe Devlet Anayasası’na göre, güvensizlik oyu vermeyip, mevcut hükümetin devamına dışarıdan katkı sağlar.

Telkin yine aynı makamdan, Türkiye’nin ihtilal yönetiminden, bizzat Necdet Uruğ Paşa’dan gelir. Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri’nden.

 

YALANCISINIZ!

Necat Konuk’un kendi ifadesiyle Türkiye’yi müşkül durumda bırakmamak adına hükümete güvensizlik oyu vermeyen DHP, 3 ay sonra artık bu hakkını kullanmak ister.

“İnal Batu’ya hükümete güvensizlik oyu vereceğiz dedim. Siz bilirsiniz dedi.”

Ancak TKP ve CTP ile birlikte sunulacak güvensizlik oyundan bir gece önce, Büyükelçi İnal Batu, Necat Konuk’u, Müsteşarı Akın Emregül de İsmet Kotak’ı çağırır ve güvensizlik önergesindeki imzalarını çekmelerini isterler.

“Batu, hükümetimizin kesin talimatı vardır, imzanızı geri çekeceksiniz dedi. Kavga edercesine sert bir tartışma yaşandı aramızda. Ben size bunu daha önce söyledim o zaman siz bilirsiniz dediğinizde ben bu imzayı attım. Şimdi nasıl çekerim dediğimde bunu inkar etti. O zaman kendimi tutamadım ve yalancısınız diye bağırdım. Kapıdan çıkarken, özür dilercesine, ben sadece çok iyi bir bürokratım aldığım emirleri yerine getiriyorum dedi. Bunun üzerine ertesi gün protesto ederek Meclis Başkanlığından istifa ettim. Türkiye de beni istenmeyen adam ilan etti. Kimse benimle görüşmüyordu.”

İşte o kimsenin kendisiyle görüşmediği dönemde yakınlık kurduğu Kemal Yavuz Paşa ile bir sohbetinde “galiba ben de gaza geldim” dediği, gerekirse milletvekilliğinden bile istifa ederim sözü üzerine, Kemal Yavuz’un isteğiyle istifa eder. Araya arkadaşlarının girmesi ve aslında bu istifanın meclis aritmetiğinde ne lehte ne de aleyhte kimsenin işine yaramayacağını anlayınca, istifasını geri çeker.

Bugün o sıkıntılı süreci, “İlk defa tükürdüğümü yaladım” diyerek anlatıyor.

Ve bu istifa Parti başkanlığını da kaybetmesini beraberinde getirir.

Kemal Yavuz’un kendisinden bunu neden istediğini bugün bile anlayamadığını o zaman da bunu hiç sorgulamadığını söylüyor, Necat Konuk.

 

DIRVANA’YA RAĞMEN DENKTAŞ

Kemal Yavuz’un Denktaş ile kişisel husumeti nedeniyle kendisini kullanmak istemiş olabileceğini düşündüğünü söyleyen Konuk, “Turgut Sunalp olmasaydı, Denktaş’ı ta o zamandan harcayacaklardı” diye anlatıyor, sistemin işleyişini ve örnekler veriyor.

“Mesela, Kemal Yavuz Denktaş ile iyi değildi diye, Denktaş’ın yakın arkadaşı Rüstem Tatar’ı Türk Bankası’nın parasını çantasında yurt dışına götürüyor gerekçesiyle polise yakalattı ve hakkında tahkikat açıldı. Yine Denktaş’ın görüşmelerdeki danışmanlarından Ümit Süleyman Onan’ın Ermeni mafyasıyla ilişkisi olduğu söylendi.”

Konuk, Denktaş’ın kritik süreçlerde Türkiye yönetimlerince hizaya getirilmesi gerektiğinin düşünüldüğünü de söylüyor. Nedenini ise, Kıbrıs Cumhuriyeti sürecinde Türkiye’nin resmi siyaseti iki toplumun birlikte yaşamaya devam etmesini arzularken, Denktaş’ın her eve bir nacak lazım kampanyaları ve bunlardan duyulan rahatsızlık olarak anlatıyor.

“Denktaş ve Dr Küçük Rumlar’ın hareketlerine karşı hazırlıklı olunması için devamlı çağrıda bulunuyordu. Mesela 58-60 şehitlerini anma günü ilan ettiler. Büyükelçi Emin Dırvana iki toplum arasında gerginlik olmaması için törenin yapılmasını istemedi ve o dönem Denktaş’a vekalet eden Necdet Ünel’e bunu yazlı bildirdi. Necdet Ünel dinlemedi ve töreni yaptı. Ama daha sonra da istifası istenince istifa etti.”

 

ANAYASAYA 2 ADLİ SUBAY

Necat Konuk, sağlık sorunu nedeniyle Amerika’da olduğu dönemde öğrendiğini anlatıyor, 12 Eylül darbesini. “O zaman o kadar çok olaylar vardı, ekonomi öyle kötüydü her gün birileri ölüyordu, Türkiye’de. Belki bu kez bunlar son bulur diye düşünmüştük hepimiz. Tabii o zaman yaşananları doğrudan bugünkü gibi haber alma olasılığımız da yoktu. Mesela o dönemde benimle röportaj yapmak için gelen Hasan Cemal, Cengiz Çandar gibi bugün çok farklı konuşan gazeteciler 12 Eylül’e i övgüler yağdırıyordu. Anti demokratik uygulamalar olduğunu çok çok sonra öğrendik. Sonuçta bir iktidar ne kadar gülü olursa o kadar anti demokratik oluyor. Bugün mesela Türkiye’de %50’nin üzerinde oy almış bir siyasi iktidar var ama ne kadar demokratik olduğu tartışılıyor.”

KKTC’nin ilanından sonra Anayasa’nın yazımı için de Türkiye’deki askeri yönetimin buradakileri yalnız bırakmadığını söylüyor, Konuk!

“KKTC Anayasası Türkiye’den atanan adli subaylarla birlikte yazıldı. Memurların grev hakkının ortadan kalkması, 1 Mayıs’ın kutlanmaması konularında çok baskılar yapıldı. Toruntay Paşa bizzat bana 1 Mayıs’ı kutlamak doğru değil dedi. Meclis Başkanı sıfatıyla Ankara’ya ziyaretimizde görüşmüştük. Toruntay Paşa 1 Mayıs’ı kutlamak doğru değil deyince, biz gerek Kıbrıs Cumhuriyeti gerek ise Federe Devlet döneminde 1 Mayıs’ı hep kutladık, bir şey de olmadı. Şimdi bu zamanların da gerisine nasıl gideriz, biz Türkiye’nin desteğiyle nasıl bağımsız bir devletiz deriz halkımıza diye sordum.  Tam o esnada yan odadan Saltık Paşa içeri girdi ve bu ısrar geri çekildi. Memurun grev hakkı ise ta Demirel zamanından size fazla gelmiyor mu diye değerlendiriliyordu. Biz de aynı şeyi söylüyorduk. Bence Ecevit 74 harekatından sonra iktidarda kalabilseydi, Cumhuriyet ta o zamandan ilan edilebilirdi. Bizim şanssızlığımız, harekattan sonra Türkiye’de güvenoyu alan bir hükümet olmamasıydı.”

Necat Konuk, siyasette yaptığı her şeye rağmen her zaman kişiliğini de korumaya çalıştığını anlatıyor. “Belki birileri istiyor diye istifa ettim ama bugün pişman değilim. O zamanın şartları altında doğru olduğunu düşündüğüm şeyleri yaptım. Ama onurumdan da taviz vermedim” diyor. Ve bir anısını anlatıyor;

“Özal’ın Başbakanlığı döneminde ben de Başbakanlık’tan ayrılırken kendisine bilgi vermek amacıyla görüşme talebinde bulundum. 19 Mayıs için aandevu verildi. Ancak tesadüfen bana randevu verilen gün Özal’ın yurt dışında olacağını öğrenince, Büyükelçi’yi arayarak, Özal yoksa benim de Türkiye’ye gitmeme gerek olmadığını, söyledim. Sonuçta muhtemelen daha düşük seviyede biri beni kabul edecekti. Ben de bunu kabul etmedim. Sonuçta eşitlik olmalıydı” diyerek bugünkü duruma da bir gönderme yapıyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1751 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler