1. YAZARLAR

  2. Mert Özdağ

  3. Ne oldu bizim paracıklar?
Mert Özdağ

Mert Özdağ

Yazarın Tüm Yazıları >

Ne oldu bizim paracıklar?

A+A-

 

Bir siyasi parti içindeki usulsüzlükler neden polisin gündemi olmuyor?
Çok değil, bundan 4 sene önce UBP'de yaşananlarla ilgili hala polis soruşturmasının açılmaması dikkat çekiyor.
11 Ekim 2013’te yazmıştım…
UBP’nin seçim dönemindeki harcamaları ve yüklü borçlanmanın partide 'yeni bir kriz' yarattığını kaleme almıştım.
Bizi yadırgayan çok olmuştu, “Hani kanıt nerede” diyen de…
Seçime günler kala Dereboyu’ndaki UBP binasında yaşandığı iddia edilen olaylardan da bahsetmiştim…
Sonra basından okumuştuk UBP’nin kirli çamaşırlarını…

Detaylı rapor gündemdeydi…
- Rapora göre parti 2013 seçimlerinde 5 milyon TL'ye yakın (4 milyon 678 bin TL)  para harcamıştı.
- Faturasız ödemelerin toplamı 2 milyon 656 bin TL…
- 398 bin TL'lik “eksik beyan” olduğu ve kime ödendiği belli olmayan da  kaynaktan bahsedilmişti raporda…

Ve meşhur hiç çekilmeyen piyangonun biletleri…
200 bin adet basılmış, 92 bin küsur satılmıştı.

Madem ki rapor şimdilerde ‘hasır altı’, konuyu irdelemekte fayda var.                                                                

***

Raporda da yer alan “kime ödendiği belli olmayan paraları” geçen sene yine yazmıştık.
Seçimden önce UBP binasında deste deste paraların dağıtıldığı iddiası vardı, bizzat UBP kaynaklarından…
Bazı isimlere hatta bazı gazetecilere verildiği söyleniyordu.
'Adama göre miktar' dengesinden bahsediliyordu.
Şuna şu kadar, buna bu kadar hesabıyla.
5000, 2000, 1000 TL’ler uçmuş havada…
İddia o yöndeydi!
Sarı renkli zarflar kullanılmıştı!
Altınız çiziyorum, resmi makamlarca doğrulanmamış bilgiler bunlar, bizzat UBP’li kaynakların dillendirdiği, tanıkların anlattığı olaylardı…
İnanmak istemiyor insan.
Partide seçim için görevlendirilen bazı gençler çok cüzi bir maaşla kendilerine verilen kapalı zarfları dağıtmakla görevlendirilmişlerdi.
Adres adres…
Bir merkezden yönetilen bir operasyon yürütülmüştü.
Kapan kapmıştı bu nereden geldiği belli olmayan kaynaktan…
Bir de kutu kutu i phone (akıllı telefon) konusu vardı tabii…
Önceleri kurultay döneminde başlamış, seçim döneminde fazlalaşmıştı.
Yine 'aynı merkez' tarafından dağıtıldığı söyleniyordu.
Dikkatinizi çekerim.
Yer UBP Lefkoşa Dereboyu binasıydı!
İrsen Küçük’ün karargahı…
“Hediye canım, hediyemiz olsun” diyerek toplumdaki 'etkili isimlere' verilen pahalı oyuncaklardan bahsediyorum…
Bunlar seçimden önce kulağımıza gelen bilgilerdi…
Daha sonra “nereye ödendiği belli olmayan” diye raporda kayda geçirilmiş.
Dönemin araştırma komitesi başkanı Ersin Tatar da bunları duymuştur, umarım.
Zira o dönemde kendisi de bu binaya girip çıkmıştır, olduysa eğer, görmüştür olanı, biteni…
Merak edilen şu şimdi; şimdiki başkan Özgürgün ve araştırmakla görevlendirilen Tatar o dönemde neredeydi, yaşandığı iddia edilen bu olayı duymadılar mı?
O binada yaşandığı iddia edilen olaya tanık olmadılar mı?
Seçimden önceki partideki kamplaşmada 'İrsenci' tarafta oldukları bilinen Tatar ve Özgürgün’ün o dönemdeki duruşu neydi?
Eğer istenirse her şey açığa çıkar.
Ama gerçekten istenirse!
Tanıklar konuşur örneğin, polise anlatırlar olanları…
UBP binasında güvenlik kameraları mevcuttur umarım, bölgede de birçok kamera var.
Alsın 'araştırma komitesi' ve polis, sadece bu görüntüleri izlesin, yeter!
Seçime günler kala, (Perşembe-Cuma) UBP binasında neler yaşanmış, incelesin.
Ciddi bir soruşturma açılsa, her şey ortaya çıkacak, inanın ki çıkacak.
Rapor ele alınırken UBP binasındaki para dağıtma olayları da incelensin, bakın altından daha neler çıkacak…
                         
***

Bu birkaç yıl önce yaşananlar…
Bir de daha öncesi var tabii…
Şimdilerde “yuvaya” dönen Tahsin Ertuğruloğlu’nun söyledikleri var.
UBP'ye deste deste paraların girdiğine ilişkin 2013 öncesi söylenenler var, hala arşivlerde…
Bir şey çıkar mı dersiniz?
Bence çıkmaz!..
Çünkü kimse bu konuları kaşımak istemez.
Ne UBP’liler, ne de güvenlik güçleri...
Dün dündür, bugün bugün…
Bitti, geçti, gitti...
Yaşasın yeni kral...

-----------------------------------------------------------------------


LTB'de zor günler yakın

Kimileri bunları yazdığımız için bize kızsa da, sosyal medyada küfürler savursa da gerçek değişmiyor: Lefkoşa Belediyesi’nde işler iyi gitmiyor!
Bir kere hizmet kalitesi sıfır!

Ekonomik veriler ise Harmancı döneminde belediyenin yeniden “maaş ödenemez” duruma gelmeye yakın olduğuna işaret ediyor.
Bu ayın maaşları dün yattı, yani ayın 3’ünde…
Tabii bu bir şey ifade etmiyor.
Esas mesele önümüzdeki aydan itibaren başlayacak.
Belediye yüksek ihtimalle ayın başında maaş ödemek için “Overdraft Hesabını” kullanacak.
(Tabii bu ay bu hesaptan kullanmadıysa…)

6-6.5 milyon TL civarı overdraft hesabı var belediyenin…
Yani  6-6.5 milyon TL eksiye düşme şansı.
(Tabii Overdraft hesabı yüksek faizli borçlanma hesabıdır, faiz belediyeyi bitirebilir)
Başkan 6-7 ay daha batan gemiyi yüzdürmek için kısa vadeli bir plan içinde.
Yani ekonomik derinlikten yoksun bir durumda şuanda belediye.
Kısa vadeli maaş ödeyebilme planı dışında bir planlama yok.
Yapılan plan da en fazla 6-7 aylık…
Ayda 1 milyon 400 bin TL açık vereceğine kesin gözüyle bakılıyor.
Bu da yıllık 16.5 milyon TL'ye denk geliyor.
Tabii bunu başkan kendisi de dile getirdi.
Hadi bu açığı overdraft hesabı ile geçiştirdi bir süre daha, peki sonrası?

Ucu karanlık bir tünel bu…
Çok daha büyük bir planlama şart.
Bu halde içinden çıkması mümkün görünmüyor, yapılan sadece günü geçiştirmek.
Başka bir şey değil.

--------------------------------------------------------------------------

Yurttaş ekonomisi

Geçenlerde Başbakan anlattı, Maliye de bir süre önce açıklamıştı, kamu maliyesinde 'düzelme' var diye…
İyi güzel, maliye tıkırında da.
Bu 'düzelme' pratik yaşamda bize nasıl dönüyor, bunu düşünen var mı?
Maliyenin 'düzelmesi', bütçe açığının azalması demek.
Bu da bizim, sade vatandaşın cebinden çıkan paranın çoğalması anlamını taşımıyor mu?
Ne yazık ki öyle…
'Maliye düzelirken' biz ekonomik anlamda 'geriliyoruz', en basit hesapla…
Vatandaşın cebine yansıyacak uygulamalar lazım şimdi.
Sade yurttaşın hayatına dokunan ekonomik uygulamalar.
“Oh be” dedirten…
Bekliyoruz.

Bu yazı toplam 2248 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar