1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ne olacağıma karar verebilsem! -3-
Ne olacağıma karar verebilsem! -3-

Ne olacağıma karar verebilsem! -3-

Onu görmek istediler gitmeden… Oğullarına Nazlı’ya söylemesi için yalvardılar. Artık genç bir delikanlı olan küçük kardeş kıramadı bu kez anne ve babasını ve iletti Nazlı’ya bu isteği… Nazlı pek de umursamadan “olur havaala

A+A-

 

Onu görmek istediler gitmeden… Oğullarına Nazlı’ya söylemesi için yalvardılar.

Artık genç bir delikanlı olan küçük kardeş kıramadı bu kez anne ve babasını ve iletti Nazlı’ya bu isteği…

Nazlı pek de umursamadan “olur havaalanına gelsinler, orada görüşürüz” dedi.

Bu kez anne-babasına iletti Nazlı’nın bu cevabını…

Onlar da “olur” dediler.

Sonra oturup bir iç muhasebe yapmaya çalıştılar.

Acaba iyi mi yaptık biz?

Vallahi pek de iyi yapmadığımız belli değil mi?

Evet. İyi değildi. Baksana kızımızla görüşemiyoruz. Nasıl iyi olabilir ki!..

İyi ama kafasına taktığı dansçılık yerine şimdi iyi bir okula! gidebilirdi. Biz de onu uğurlamaya giderdik.

Yani ama…

***

Anne-babası aralarında böyle konuşup, özeleştiri yapmaya ama bazen de yine kendilerini haklı çıkarmaya devam ederlerken öte yandan Nazlı da ertesi sabah uçmadan önce her zaman yaptığı iç hesaplaşmasını yapıyordu son kez;

Böyle yapmakta haklı mıydım?

Onların istediği bir şey olmamak bir haksızlık mıdır?

Onları mutlu edememek ama kendi mutluluğumu aramak bir bencillik midir?

Ama ben mutlu olursam onların da mutlu olması gerekmiyor mu… Tersi yani mutsuzsam onlar mutlu olabilir mi?

Peki ama şimdi durum ne kadar güzel… Onlarla görüşememek çok mu iyi?

Neden bu kadar inatlar… Neden beni hala anlamak istemiyorlar?

Yoksa ben mi onları anlamıyorum!..

***

Bu düşüncelerle sabahı getiren Nazlı, uçağı kaçırmamak için hazırlandı.

Anne-babası ve kardeşi onu alanda bekliyorlardı…

Karşılaştıklarında her iki tarafta da koşup kucaklaşmak, koklamak isteği vardı ama bu duygularına yenilmediler!

Yabancıymışlar gibi ‘merhaba’laştılar…

İyi misin kızım? diye sordu annesi…

Çok iyiyim anne, sorduğun için sağol, diye yanıtladı Nazlı sitem edercesine…

Her şeyi ayarladın mı Nazlı? diye de babası sordu bu kez…

Ayarlanmamışsa da artık çok geç baba, dedi Nazlı…

***

Konuşmaları bu kadardı… Zaten daha fazla olmasına Nazlı izin vermemişti.

Uçak kalkacak deyip kalktı Nazlı.

Yine birer yabancı gibi tokalaştı anne-babasıyla…

Küçük kardeş, kardeşlik vedasından mahrum etmedi ablasını…

Bol bol kucakladı Nazlı’yı… Nazlı da onu…

İyi şanslar diledi ablasına…

Ablası da ona bir nasihatte bulundu.

İstediğin şeyi yap. Belki bazı şeyler kaybedersin ama ömür boyu işkence çekmeni de önlersin.

***

Bu sözleri copy-paste yaptı küçük kardeş beyninin bir köşesine…

Ve Nazlı uçtu.

O uçuş bir daha geri dönmemecesine oldu.

Nazlı gittiği yerde hem okudu, hem çalıştı.

İdeali olan dansçılıkla ilgili aldığı yol oldukça memnun ediciydi.

Okul bittikten sonra görev aldığı dans ekibi neredeyse dünya turuna çıktığında haberleri de geliyordu tokalaşarak ayrıldığı anne ve babasına…

Bu arada küçük kardeş de liseden sonra ablasının olduğu yere psikoloji okumak için gitmişti.

***

İki yıl birlikte kaldılar küçük dairelerinde… Ancak ondan sonra Nazlı’nın dans programı, turneleri sık sık görüşmelerini engelledi. Ancak hiç kopmadılar birbirlerinden… Ayrı yerde de olsalar aynı yerdeymişler gibiydi kurdukları bağlar…

***

Ve bir gün ayrıldıkları memleketlerine düştü turnenin yolu… Program açıklandığında dört ay sonra Nazlı’nın kendi ülkesinde dans edeceği belirtiliyordu orada... Gelişmeleri takip eden anne-baba oldukça heyecanlandılar.

Nazlı gelecekti, göreceklerdi onu… Belki evine de gelir, kalırdı. Odasını hazırlamalıydılar… Eşyaları gittiği gibiydi… Belki perdelerini değişirler odanın, yenilerlerdi biraz…

***

Aylar geçmek bilmedi… Sonunda dans gösterisinin günü gelmişti. Ekip bir gün önce gelip otele yerleşmişlerdi. Ama onlar hâlâ görüşememişlerdi. Aramamıştı Nazlı, gelmemişti.

Nazlı yoktu ama oğulları gelmişti o gün… O da ablasının dansını anne-babasıyla izleyecekti. Gece birlikte gittiler. Biletleri çok önceden aldıklarından ikinci sıradaydı yerleri… Yakından göreceklerdi kızlarını…

***

Dans başladı… Nazlı çıktı. Uçuyordu sanki… Ellerde taşınıyordu… Tül etekleri biçimli, uzun bacaklarının güçlülüğünü ortaya koyuyor, bütün sahnelerde hep önlerde ve nedense hep başrol gibi oynayan kızlarının bol alkış almasını getiriyordu. Çok değişmişti Nazlı… Daha da güzelleşmiş, sahnede sanki bir ‘dev’di.

Oyun bittiğinde bütün seyirciler ayaktaydı. Dakikalarca alkışlandı ekibin dansı… İzleyiciler alkışlarken Nazlı’ya çiçekler atıyorlar, dans ekibindekiler Nazlı’yı ön plana çıkarıyorlar, onu sunuyorlardı. Meraklı gözlerle bakıyorlardı anne ve baba ama az sonra anladılar bunun nedenini…

***

Nazlı baş dansçıydı.

Peki Nazlı’nın anne ve babası…

Baş dansçıyı yaratanlar…

Onların gözlerindeki yaşlar ise o boş geçen yıllara akan özür dilekleriydi.

 

-bitti-

  

 

 

 

 

Bu haber toplam 730 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler