1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Ne olacağıma karar verebilsem! -2-
Ne olacağıma karar verebilsem! -2-

Ne olacağıma karar verebilsem! -2-

Saat 9 olmuş, 10 olmuş, Nazlı’dan hala ses yok. Bu arada Nazlı’nın tanıdık bütün arkadaşları da arandı ama hiçbirinde Nazlı hakkında bilgi yok. Gece yarısı olunca polis de bilgilendirilmiş, her tarafta Nazlı aranıyor ama sabaha kadar Nazlı&#

A+A-

 

 

 

Saat 9 olmuş, 10 olmuş, Nazlı’dan hala ses yok.

Bu arada Nazlı’nın tanıdık bütün arkadaşları da arandı ama hiçbirinde Nazlı hakkında bilgi yok.

Gece yarısı olunca polis de bilgilendirilmiş, her tarafta Nazlı aranıyor ama sabaha kadar Nazlı’ya dair bir bulguya ulaşılamıyor.

O gün ne iş, ne güç.

Artık telefonlar da yetmedi, aile bireyleri ayrı ayrı yerlere dağıldılar. Herkes gidebileceği yerleri aramaya başladı ama hiçbir sonuç yok.

Bütün gün aramayla geçti, polis sürekli aranıyor, bişey var mı diye soruluyor, bu sorgulardan polis de bıkıyor.

“Yeter artık, zaten bulsak sizi aramaz mıyız” diye çıkışıyor polis de…

***

Akşam saatlerinde eve dönüyor Nazlı…

Omuzunda okul çantası asılı ama o çanta iki gündür açılmamış çünkü iki gündür okula da gitmemiş.

Evde sadece küçük kardeş var.

Ablasını görünce koşup kucaklayan küçük kardeş hiç soru sormuyor. Sadece “abla bizi çok korkuttun” diyebiliyor.

Anne- babayı arıyor küçük kardeş, onların da eve gelmesini istiyor.

Onlar da eve geliyorlar ama küçük kardeş gibi değiller.

Sevmek ve dövmek arası sorguya başlıyorlar. Geçen akşamki gibi bağırmalar çağırmalar…

Yani böyle yaptın diye sana dansçı olman için izin vereceğimizi mi sandın diye bağırıyor babası…

Annesi de akşam nerede kaldığını sorguluyor;

Her yeri, bütün arkadaşlarını aradık ama yoktun, neredeydin Nazlı?

Hiç tanımadığınız birindeydim. Beni bulamayasınız diye öyle yaptım.

Ne olacak peki şimdi, istediğini elde ettiğini mi sanıyorsun?

Siz ister izin verin, isterseniz vermeyin, ben kararlıyım, dans okumak istiyorum.

***

Bağırmaların, kırmaların dökmelerin yine başladığı andı. Bir taraftan anne, bir taraftan baba…

Küçük kardeşin yaptığı gibi bizi korkuttun bile demediler, Nazlı’yı sevdiklerini belli eden bir söz kullanmadılar, onu anlamaya çalışacaklarını dahi ima etmediler.

Yine o gürültü içinde odalarına çekildi kardeşler… Anne, baba ise bağırmaya, kendilerini haklı gösterecek şeyleri bulup sıralamaya devam ettiler…

***

O geceden sonra hiç açılmadı konu…

Nazlı liseyi bitirdi bitirmesine ama ne tıp okumak için uğraştı ne de mühendislik okuluna gitti.

Lise bitince çalışmaya başladı.

Bu sürede kendinden biraz büyükçe arkadaşlarıyla birlikte ucuz bir yer kiraladılar, orada kaldılar.

Aileyle ilişkiler neredeyse bitti gibi…

Sadece küçük kardeşle konuşuyorlar, arada bir, bir yerlerde buluşuyorlar sohbet ediyorlar.

Nazlı, anne-babasını soruyor, küçük kardeş anlatıyor ve artık ablasından bahsetmemek için anne-babasının büyük çaba harcadıklarını söylüyor.

Zorunlu olarak adı geçse bile aniden konu değişiyor ve başka şeylerden sözediyorlar.

Nazlı bunları duydukça elbette ki çok üzülüyor ama olmak istediği şeyi, hayalini gerçekleştirmek için de daha bir hırslanıyordu sanki…

***

Öte yandan annesini de babasını da özlemişti.

Aradan 2-3 ay geçmişti görüşmeyeli… Kardeşinden ağızlarını yoklamasını istedi. Eve gelmek, onları görmek isterse ne yaparlardı acaba!!

Ertesi gün bunu denedi kardeşi ama soruyu bitirmesine bile izin vermediler. Bir taraftan oğullarının Nazlı’yı görmüş olması onları anne-baba olarak rahatlatıyor ama tükürdüklerini yalamak da istemiyorlardı sanki…

Hayır dediler oğullarına ve Nazlı’ya iletildi bu cevap…

Ondan sonra sadece kardeşiyle görüştü Nazlı ama hiç sormadı annesini de, babasını da…

Birkaç ay daha geçti böyle…

Bu kez onlar Nazlı’yı sormak ister gibi konuşuyorlardı arada kalan oğullarıyla… Onun ağzından bilgi almaya çalışıyorlardı Nazlı hakkında… Ama bu kez oğlan da yanıt vermekten kaçınıyordu.

Omuz silkme sırası bu kez onundu. O da arada kalmaktan sıkılmıştı ama bu konumu sürdürmeye de kararlıydı, çünkü en azından aralarında bir bağdı.

***

Nazlı’yla anne-baba arasındaki ilişkisizlik sürdü… Ta ki Nazlı’nın bir yıl sonunda Avrupa’da bir sanat okulunda okumak için davet almasına kadar…

 

-devamı haftaya-

 

Not: Öykümüzün ikinci bölümü genç okuyucumuz Damla Kodan’ın önerileriyle kurgulandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 790 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler