1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NE MUTLU MARJİNALİM DİYENE
NE MUTLU MARJİNALİM DİYENE

NE MUTLU MARJİNALİM DİYENE

Marjinal mi dediniz ? Bunu bir iltifat olarak kabul ediyorum. İyi ki marjinaller var! Marjinde durur onlar, merkezde değillerdir ve fena halde karşıdırlar merkeze. Sağduyudan çok solduyuya sahiptirler. Hiçbir yere çıkar ilişkileriyle bağlı olmadıkları iç

A+A-

Marjinal mi dediniz ? Bunu  bir iltifat olarak kabul ediyorum. İyi ki marjinaller var! Marjinde durur onlar, merkezde değillerdir ve fena halde karşıdırlar merkeze. Sağduyudan çok solduyuya sahiptirler. Hiçbir yere çıkar ilişkileriyle bağlı olmadıkları için dosdoğru söylerler ; kıvırtmazlar. Cesurdur onlar… Marjinde durmak ip üstünde yürümek gibidir. Her an itilip düşürülebilirler ama aldırmazlar buna. İktidar yardakçısı değillerdir.Yürekleri ve akılları nereye götürürse oraya giderler.

 Bazı ülkelerde marjinde sayılan bir diğer ülkede merkezdedir. Marjinallerin bazı fikirleri yirmi yıl sonra merkezileşip paylaşılmış fikirler haline gelebilir. Onlar öncülerdir. Dünyadaki pek çok olumlu dönüşümde payları vardır.

Socrates  bir marjinaldi.  Atina halkının büyük çoğunluğuna ters düşen fikirleri vardı. Zehiri içmeden önceki ünlü savunmasında “Yine de doğruyu söylüyorum sizi buna inandırmak güç olsa da…” demişti.

Galile de  bir marjinaldi. İnancı uğruna hayatını verdi. Şimdi dünyanın yuvarlak olduğundan kimsenin kuşkusu yok.

Siz Kıbrıs’a yaptığınız ziyarette önemsenmeye değmeyecek bazı marjinal gruplardan söz ettiniz  ama anlaşılan “Büyük yerden” emir alan polis teşkilatı onları çok önemsemiş. Bir yanda Şükran Tiyatrosu sürerken diğer yanda zulüm vardı bildiğiniz üzere. Sizi protesto etmek için toplanan kalabalık bulunduğu her yerde ezilip geçildi. Sendikacılar, eylemciler tutuklandı.

 Şükran Tiyatrosu için hazırlıklar haftalar öncesinden başlamıştı.   Tiyatro’da oldukça  önemli bir ayrıntı vardı: Protestocu gruplar kesinlikle sahnede görünmeyecekti. KKTC halkı anavatanla kucaklaşıp  siz  büyük lideri  sevgi ve coşkuyla selamlayacaktı. Son derece titizlikle çalışılmalı, hiçbir hata yapılmamalıydı.

Bir sahip gibi konuşuyordunuz da sormak istiyorum Kıbrıs sizin neyiniz olur ve siz Kıbrıs’ın neyi olursunuz?  Konuşmanızda “Kuzey Kıbrıs Türkleri”nden  söz ettiniz. Kıbrıslı Türkler demediniz. Kuzey Kıbrıs Türkleri kim acaba? Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşayan ve Türkçe konuşan Kıbrıslıların pek çoğu Kıbrıs’ın güneyinde doğmuştur. Siz böyle diyerek belki de Kıbrıslılarla Türkiyelilerin oluşturduğu ortak bir kategoriden söz etmek istediniz. Et ve tırnak cumhuriyetinden. Siz nasıl arzu ederseniz öyle olmak zorunda çünkü … Siz dört çocuk doğurun derseniz dört çocuk doğuracağız. Yapmazsak Türkiye’den gönderirsiniz.  Geçmişte muzaffer ordular fethedilmiş toprakları ganimetleyip oraları sınırlarına katarlardı. Yaşadığımız çağda kan tapu yapmaz diye biliyordum. Elbet siz daha iyi bilirsiniz.

 Sizin kutlamalar için geldiğiniz o gün, Kıbrıs için bir yas günüdür. O gün, küçük ülkemizin  ikiye bölünüşünü simgeleyen  gündür.  Adanın bir yarısı yas tutar öbürü bayram yapar diyeceksiniz ama hiç de öyle değil. Şiddetin bir sorunu çözebileceğini düşünmek en büyük saçmalıktır. Bir savaş üç gün sürebilir ama onun ülkeye ve insanlarına getirdiği yıkımın onarılması  kuşaklar sürer. O gün pek çok acı anılar, yitirilen hayatlara ait bir gündür. Kıbrıs’taki pek çok evde ve Kıbrıs’ta can veren yoksul  Anadolu çocuklarının evlerinde de mevlitler okutulur. Adanın güneyindeki gözyaşlarını hiç sormayın. İnsanlar evlerinden yerlerinden edilmiş Kıbrıs’ın kuzeyinde açgözlülük ve yağma başlamıştır. Ben o gün bayram yapmak değil ağlamak isterim.

Hürmetli padişahım, belki haddim değil ama bu yazıyı yazmak zorunda hissettim kendimi.  Türkiyeli pek çok okurumun  beni tam olarak anlamayıp  kızacağını bilerekten… Çünkü her kafada EOKA ve Enosis bilgisiyle sınırlı; kurtaran, besleyen Türkiye ve nankör Kıbrıslıtürklere dair bir anlatı var. Televizyonda  ezici oranda adaya yerleştirilen Türkiyelilerden oluşan kalabalığı görenler sizin Kıbrıslılarla kucaklaştığınızı düşünüyorlar.

Biz Kıbrıslıtürkler bütün bu sıkışmışlık içinde neden  var olmaya çalışıyoruz biliyor musunuz? Çünkü ortak bir geçmişe, belleğe, kültüre, farklı bir kamusal alana aitiz.  Farklı bir coğrafyada farklı tarihsel deneyimlere sahibiz. Çünkü bu adayı yüzyıllardır paylaştığımız  Kıbrıslırumlarla  ilgili acı tatlı anılarımız sizin bilmediğiniz ayrıntılarla doludur. Çünkü Kıbrıs bizim gerçek annemizdir. Üstelik onların da annesidir ve bu yüzden kardeşiz. Bizim adımıza istediğiniz kararı verebileceğinizi, size biat edeceğimizi sanıyorsunuz. Siz kuzu beslediğinizi sanıyorsunuz koyun olup peşinizden gelsin diye.

 Türkiye’de çok kötü durabilir ama bizde gündelik bir laftır. Ali Kırca’nın eski bir Siyaset Meydanı programında Arif Hasan Tahsin hocamız, onu öyle isabetli bir yerde sarf etmiştir ki Kıbrıs siyasi literatürüne farklı bir belleği anımsatan bir metafor olarak geçmiştir. Bir özgürleşme çağrısıdır.  Aslında sizi bunca kızdıran “ Hastir” sözü “Ya istiklal Ya Ölüm”ün Kıprıslıcasıdır ve bu sevgili beslemenizin değişmez karakteridir.

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1717 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler