1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. 'Ne burada, ne Türkiye'de tahlil yaptırmayı başarabildik'
Ne burada, ne Türkiyede tahlil yaptırmayı başarabildik

'Ne burada, ne Türkiye'de tahlil yaptırmayı başarabildik'

BİYOLOGLAR DERNEĞİ BAŞKANI HASAN SARPTEN’DEN KÖŞEME BİR MEKTUP VE ÖNEMLİ NOTLAR Bir süredir özelde ‘‘piliç üretimi’’ genelde ise gıda güvenliği ile ısrarlı yazılılarınızı ilgi ve dikkatle takip etmekteyim. Günlerdir yaptı

A+A-

 

 

BİYOLOGLAR DERNEĞİ BAŞKANI HASAN SARPTEN’DEN KÖŞEME BİR MEKTUP VE ÖNEMLİ NOTLAR

 

Bir süredir özelde ‘‘piliç üretimi’’ genelde ise gıda güvenliği ile ısrarlı yazılılarınızı ilgi ve dikkatle takip etmekteyim. Günlerdir yaptığınız çağrılar üzerine ‘‘yetkili’’ makamlardan bir ses çıkmaması üzerine bu konuda ‘‘Biyologlar Derneği’’ olarak sizinle benzer hassasiyetleri gözeterek yapmış olduğumuz girişimleri ve bunların karşısında gelişen olayları sizlere aktarmak amacındaydık. Özellikle, bu konuyla ilgili bir firmanın daveti ve ardından izlenimleriniz sonucu yaptığınız sorgulamaya katkı sağlamak için yaşadıklarımızı özetlemek isterim.

 

‘BASİTRİN’ ANTİBİYOTİĞİ VE ‘ÇİNKO’ ELEMENTİ YEMLERE EKLENEBİLİR Mİ?

 

Yaklaşık bir yıl önce vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda ülkemizdeki piliç üretiminin sağlıklı olup olmadığı yönünde çalışma yapmaya karar verdik. Şikayetlerin çoğunluğu tavuklarda erken büyüme ile ilgili sorunlar olduğu, hatta buna bağlı olarak satın alınan tavukların pişirilirken hacim kaybettiği ve çok fazla su bıraktığı gibi saptamalardı. Bunun üzerine ilk etapta bazı uzmanlardan aldığımız görüşlerle geçmişte dünyada bu amaçla yapılan bir uygulama olarak tavuk yemlerine ‘‘basitrin’’ antibiyotiği ve ‘‘çinko’’ elementi gibi tavuklar üzerinde büyütücü etkisi olan bazı faktörlerin katılabileceği kanaatine ulaştık. Çünkü, sizin de son yazınızda belirttiğiniz gibi temel sorun canlı hayvanlara herhangi bir hormon ya da ilaç katılması değil, bunların yemlerine bazı katkıların verildiği şüphesidir.  Büyük olasılıkla, bu maddeler hayvanların kaslarının fazla miktarda su tutarak hacminin ve ağırlığının artmasına neden olmaktadır.

 

TAHLİL İSTEDİK, MÜDÜR BİZE “ONLARDA SORUN OLMAZ” DEDİ

 

Bu şüphelerimiz doğrultusunda yaklaşık bir yıl önce konunun muhatabı olan Tarım Dairesi Müdürü ile bir görüşme gerçekleştirerek konuyu aktardık ve ‘‘piyasadaki tüm markalardan’’ örnekler alınarak tahlil yapılmasını talep ettik. İlgili müdür, konuyu bakanla görüşeceğini ve gerekeni yapacağını söyledi ama hiçbir adım atılmadı. Dahası, bizler herhangi bir marka ayrımı yapmazken ve derdimiz firmalarla değil sizin dediğiniz gibi devletin denetim mekanizmasıyla ilgiliyken bize şöyle bir ‘‘tavsiyede’’ bulunmasını da yadırgadığımızı ve halk arasında konuşulan ve sizin de bir kısmını aktardığınız gibi bazı firmalarla devlet yetkililerinin ‘‘içli dışlı’’ olduğu hissine bizlerin de kapıldığını belirtmeliyim. İlgili müdürün yaptığımız görüşmede bize söylediği aynen şuydu: ‘‘Hacıali’ninkiler son teknoloji onlarda sorun yoktur bence diğerlerine bakmak lazım’’.

 

TÜRKİYE’DE TAHLİL YAPAMADIK, “KKTC”DEN İZİN GEREKİRMİŞ

 

Bunun üzerine kendi imkanlarımızla Türkiye’de böyle bir araştırmayı yapabilecek laboratuarları araştırdık ve orada bir sivil toplum örgütü hassasiyeti ile tahlilleri yaptırma yoluna gitmek istedik. Ancak, bu durum karşısında karşılaştığımız manzara daha da hayret vericiydi. Çünkü, Türkiye’de akredite olmuş tüm kurumlar böyle bir tahlili yapmayı reddettiler. Nedeni ise KKTC Tarım Bakanlığı ile Türkiye’deki muhatapları arasında imzalanan protokol gereği Kıbrıs’tan herhangi bir vatandaştan veya kuruluştan gelen örneklerin tahlil edilmesi için KKTC makamlarının yazılı izninin gerekli olmasıdır. Evet, garip ama gerçek budur… 

 

Yaşananlar bununla da sınırlı değildir. Tüm bu tahlil yapılmasındaki engellemeler (bizce) karşısında yardımına başvurduğumuz Tabipler Birliği aracılığı ile sonunda Türkiye’de bir laboratuarda ‘‘rica minnet’’ tahlillerin yatırılmasını başardık. Ne var ki, tahlil için gönderdiğimiz örneklerin ekinde özellikle yemlere katıldığı şüphesi olan ‘‘basitrin’’ adlı antibiyotiğin mutlaka test edilmesini belirtmemize rağmen gelen sonuç raporunda 10 kadar farklı antibiyotiğe bakıldığı ancak ‘‘basitrin’’ antibiyotiğinin test edilmemiş olduğunu gördük. Bu da bizi bir kez daha hayrete düşüren bir başka gerçeklik olmuştur.

 

Özetle, tavukların tahlil edilmesindeki tüm kapılar önümüzde kapanmıştı. Tek seçenek bu tahlillerin güneyde yapılması kalmıştı. Ancak, biz güneyde yapılacak tahliller üzerinde de spekülasyonlar yapılacağı ve farklı noktalara çekilmesinin kuvvetle muhtemel olduğunu düşünerek bundan vazgeçtik. Sonuçta yoğun bir mesai harcamamıza rağmen herhangi bir sonuca ulaşamadık. Halk sağlığı konusunda duyarlılık gösteren bir sivil toplum örgütü olarak üzerimize düşeni yaptığımızı düşünsek de ülkemizde üretilen tavuklarda kalıntı olup olmadığını hiçbir şekilde test ettirmedik.

 

AMACIMIZ KESİNLİKLE BAĞCI DÖVMEK DEĞİL ÜZÜM YEMEKTİ...

 

Belki, ‘‘sizin göreviniz bunları kamuoyu ile paylaşmaktı’’ da diyebilirsiniz. Ancak, yine arkadaşlarımızla yaptığımız tartışmalarda bizim derdimizin ‘‘bağcı dövmek değil üzüm yemek’’ olduğu ve kuruluş amacımız olan olaylara ‘‘farazi değil bilimsel yaklaşımla’’ bakmak olduğu için bunu yapmadık.

 Şimdi ortada çok sayıda şüphe ve tek bir gerçeklik vardır. O da sizin dediğiniz gibi, devletin ülkemizdeki tavukçuluk sektörü üzerinde hiçbir ‘‘denetim ve yaptırım’’ının olmayışıdır. Hepsi bir kenara böyle bir tahlil yapılsa ve hatta ülkemizdeki tavuklarda ‘‘basitrin’’ antibiyotiğine rastlansa bile ortada hiçbir firmanın işlediği bir suç yoktur. Çünkü, bu ve benzer maddelerin tavuk üretiminde kullanılması tüm AB ülkelerinde yasaklanmış olmasına rağmen bizde bu konuda herhangi bir düzenleme yoktur…>>

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1095 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler