1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. NASIL BAŞLARSA FIRTINA
NASIL BAŞLARSA FIRTINA

NASIL BAŞLARSA FIRTINA

Cenevre'de ne olacak? İçimizi yakan bir güne böylesi bir soruyla başladık, dün. Ne olacak? 'Kör' olacak! Gözleri görmeyecek yine... "Çözmek istermiş" gibi oyun oynayacak, güya dünyayı kandıracaklar. "Biz istedik onlar istemedi" ağızlarıyla, ötekini &#

A+A-

Cenevre'de ne olacak?

İçimizi yakan bir güne böylesi bir soruyla başladık, dün.

Ne olacak? 'Kör' olacak!

Gözleri görmeyecek yine...

"Çözmek istermiş" gibi oyun oynayacak, güya dünyayı kandıracaklar. "Biz istedik onlar istemedi" ağızlarıyla, ötekini “alt etme” kültürü üzerinden rol kesecekler.

'Mış' gibi 'Muş' gibi yaparak dönecekler yine...

Ve biz, bir yanda güneydeki cumhuriyet'in azınlığı, öte yanda kuzeydeki 'ana'nın ‘yavrucuğu’ olarak, sille tokat ezilip gideceğiz iki yandan...

 

***

.... kerpiç rum evlerinde

müslüman kadınlar

dualara akıtırlar

gözyaşlarını...

duvarlarda

rum ressamlarının fırça izleri

çiçeksuyu ve tütsü kokuları   

                              arasında

bana takılır

küçük bir rum kızının

yağlıboya gözleri.....

"Çelişki" der buna Aliye Ummanel...

Oysa, kaldı mı böyle bir 'çelişki'...

‘Kerpiç’ Rum evleri de bizim şimdi, güneydeki ‘Türk’ evleri de.

Ama öte yandan, daha başka ‘bizim’ ne kaldı ki ?!

 

***

Mal, mülk, çıkar, ganimet 'takıldığından' beri beynimize...

Ve sindikçe...

Ve yutkundukça...

Ve bedel ödemedikçe...

Ne olacak? Kör olacak!..

Görmeyecek kimseler yine 'avaz avaz' gerçeği...

 

***

Nazım ustanın 'umudu' kalacak geriye...

... Nasıl başlarsa fırtına,

Öyle diner birdenbire

Bir ışık parlar yeniden

Karanlıklar arasından

Umudu kesme yurdundan...

 

***

Başka da sığınacak bir liman yok ki!..

 


 

GOMMALAR

 

 

Demek ki, “Kıbrıslı müzisyenlere ve gruplara ilgi gösterilmiyor, seyirci gelmiyor” gibi laflar çok da doğru değilmiş!..

Eğer, deyim yerindeyse müziğinizi ‘kokutmaz’, kendinizi yeniler, üretir ve kaliteyi zorlarsanız, Salamis Antik Tiyatro’yu da hınca hınç doldurursunuz.

‘Gommalar’da yaşadık bunu, önceki akşam..

Belki de festivalin en başarılı performanslarından birini izledik.

Bırakınız sahnedeki 20’yi aşkın genç müzisyenin enerjisini, seyircide de aynı ruh vardı.

Tınılar çok hoştu, sahneyi nefis kullandılar ve konseri bir şova dönüştürdüler...

“Yerellik” kavramına çok da tutsak olmadan, ezgileriyle denizin ötesine yüzdüler ancak boğulmadılar...

Çok sesli ve renkli bir müzikalite, Akdeniz’e dair bir tat vardı konserlerinde; çoğunlukla duygusaldılar...

Müzikle sınırlı kalmadılar, işin içerisine sosyal sorumluluğu ve duyarlılığı da kattılar.

“Gommalar” bu coğrafyanın sınırlarını aşan kaliteli bir üretim, çaba ve emekle çıktı karşımıza... Nefisti...

En önemlisi de, “Bu coğrafyada böylesi yetenekler, böylesi bir üretim, böylesi bir kalite varmış” fotoğrafıyla, ‘kendimize güven’ duygumuzu kazıdılar yeniden, yüreğimize...

Evet, tükettikçe tüketecek ama ürettikçe yeşereceğiz...

 Mağusa Festivali doğru bir seçim yaptı, tebrikler...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1522 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler