1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Nasıl Bir Okul?
Nasıl Bir Okul?

Nasıl Bir Okul?

Yeni öğretim yılı başladı… Bugün ilkokullarda ziller çaldı ve öğrenciler okulları ile buluştu... Yarın ise ortaokul ve liseler, öğrencilerini ağırlayacak… Oysa geçtiğimiz hafta boyunca istisnasız tüm basın organlarında okullarımızın yeni öğre

A+A-

 

 

 Yeni öğretim yılı başladı… Bugün ilkokullarda ziller çaldı ve öğrenciler okulları ile buluştu... Yarın ise ortaokul ve liseler, öğrencilerini ağırlayacak… Oysa geçtiğimiz hafta boyunca istisnasız tüm basın organlarında okullarımızın yeni öğretim yılına hazır olmadığı haberlerini okuduk…

 

Bu haberlerin odağında okullarda devam eden tamir, tadilat ve alt yapı işlemleri tamamlanması vardı… Bu durum; hem çocuklarımız için ciddi bir tehlike hem de eğitim hizmetini tam anlamıyla veremememize neden oluyor.

 

Öte yandan gözden kaçırdığımız önemli bir olgu daha var… Okullarımız nasıl ve neye göre yapılandırılıyor? Okul binalarımızın tasarım, yerleşim ve kullanım olarak, çağdaş anlamda eğitim hizmeti vermeye uygun mu? Kısacası, yapısal olarak bir okul nasıl olmalı? Sorularını hiç tartışmıyoruz…

 

Kuşkusuz bu soruların yanıtlarını ararken yapmamız gereken ilk şey, önde gelen, çağdaş eğitim sistemlerindeki okullara bakmak olmalıdır… İlk ve orta eğitim kapsamında Dünya bir numarası olarak kabul gören Finlandiya okullarının nasıl yapılandırdığını anlamak için literatürü şöyle bir taradım… Gerçekten de orada temele alınan olguların hiçbirisinin, bizim okullarımız için yapılması gerekenler listesinde bile olmadığını bir kez daha fark ettim…

 

İşte Yrd. Doç. Dr. Abdurrahman EKİNCİ ve Öğr. Gör. Ömer Murat ÖTER tarafından hazırlanan “Finlandiya’da Eğitim ve Öğretmen Yetiştirme Sistemi” başlık rapordan not ettiklerim:

 

Finlandiya’da okul mimarisine özel önem verilmektedir. Çok katlı binalar yerine geniş bahçeler içerisinde tek katlı yapılar tercih edilmektedir... Finlandiya okul mimarisinin en önemli özelliği okul içindeki düzenlemeleridir. Okulların iç mimari sistemi kullanılabilirlik ve açıklık üzerine kurulmuştur. Öğrencilerin kendilerini ev ortamındaymış gibi hissetmeleri amaçlanmaktadır.

 

Okul içinde her metrekarenin eğitimde kullanılması hedeflenmektedir. Merdiven altında üçgen şeklindeki boşluğun değerlendirilmesi amacıyla bir piyano yerleştirildiğini görmek mümkündür... Bina içinde boş koridorlar ve salonlara rastlanmaz. Bu anlamda örneğin kütüphane sessiz ve kapalı bir odadan ziyade sınıfların açıldığı geniş koridorda yer almaktadır. Böylelikle öğrenciler her sınıfa girip çıktıklarında kitaplarla dolu geniş bir koridordan geçiyor. Mutlaka da onlara göz atmış oluyorlar…

 

Okul içi tasarımlar temelde kullanılabilirlik üzerine kurulmuştur. Yükseklikleri ayarlanabilen öğrenci sıralarından, raylı tahtalar arkasındaki dolaplara, lavabolardan akıllı tahtalara kadar öğrenme ortamını kolaylaştırabilecek birçok şey yerleştirilmektedir. Ayrıca dersliklerin arka bölümünde öğretmenlerin ofis olarak kullanabilecekleri küçük bir alan yaratılmıştır. Bunun yanı sıra okulun hemen her koridorunda hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin ekip çalışması yapabilecekleri ortamlara rastlanmaktadır…

 

 Sonuç olarak; okul, eğitim sisteminin temel yapı taşıdır. Çünkü eğitim sistemi aracılığı ile yeni nesillere kazandırmak istediklerimizi okullar aracılığı ile yapıyoruz. Eğitim sistemini hedeflerine ulaştırmanın yegane yolu, çağdaş, nitelikli ve etkin okullar yapabilmeyi başarmaktan geçmektedir. Bunun için atmamız gereken en önemli adımın, “nasıl bir okul” istediğimize karar vermektir. Albert Einstein’in dediği gibi; “problemi yaratan beyinle, aynı problemi çözmek mümkün değildir.” Bu yüzden işe problemi yaratan beyinleri değiştirmekle başlamalıyız…

 

 

 

ANLAYANA - GÜLMECE

 

 

Tren Kaçtı

 

Üç arkadaş tren istasyonuna varır... İçlerinden biri gişeye yaklaşıp bilet alır ve trenin kalkmasına ne kadar zaman olduğunu sorar… Gişedeki görevli:

-      Bir saat on beş dakika...

Arkadaşlarına dönerek:

-      Daha çok var, hadi gidip şu karşıki kafede çay içelim...

Oradan buradan derken lâf lâfı açar... Ancak birden tren düdüğüyle kendilerine gelirler. Koşarak dışarı fırlarlar ve koşmaya başlarlar… İçlerinden ikisi; biri bir vagona, diğeri başka vagona zar zor yetişir… Üçüncü ise geride kalır ve yetişemez. Tren iki arkadaşıyla uzaklaşıp gider... Geride kalan, derin bir iç çektikten sonra katıla katıla gülmeye başlar… Durumu gören istasyon memuru dayanamayıp sorar:

-      Hem treni kaçırdın hem de gülüyorsun!

-      Nasıl gülmeyeyim!... Onlar beni uğurlamaya gelmişti




Dönmüsler kafeye... Ama bu kez uyanik duruyorlar.
Trenin sesini duyar duymaz kalkmislar ve kosmaya baslamislar. Içlerinden ikisi; biri bir vagona, digeri baska vagona zar zor yetismis... Üçüncü ise geride kalmis ve yetisememis...
Bir süre dövündükten sonra baslamis katila katila gülmeye.
Durumu gören istasyon memuru dayanamayip sormus:Hem treni kaçirdin hem gülüyorsun!
Nasil gülmeyeyim!... Onlar beni ugurlamaya gelmişlerdi..zaman?Bir buçuk saat sonra...
Yine dönmüsler kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi. Kosmuslar ama bu defa da treni kaçirmislar.Bir saat sonra bir tren
daha varmis.
Dönmüsler kafeye... Ama bu kez uyanik duruyorlar.
Trenin sesini duyar duymaz kalkmislar ve kosmaya baslamislar. Içlerinden ikisi; biri bir vagona, digeri baska vagona zar zor yetismis... Üçüncü ise geride kalmis ve yetisememis...
Bir süre dövündükten sonra baslamis katila katila gülmeye.
Durumu gören istasyon memuru dayanamayip sormus:Hem treni kaçirdin hem gülüyorsun!
Nasil gülmeyeyim!... Onlar beni ugurlamaya gelmişlerdi..

zaman?Bir buçuk saat sonra...
Yine dönmüsler kafeye. Yine çay, yine lâf ve derken yine düdük sesi. Kosmuslar ama bu defa da treni kaçirmislar.Bir saat sonra bir tren
daha varmis.
Dönmüsler kafeye... Ama bu kez uyanik duruyorlar.
Trenin sesini duyar duymaz kalkmislar ve kosmaya baslamislar. Içlerinden ikisi; biri bir vagona, digeri baska vagona zar zor yetismis... Üçüncü ise geride kalmis ve yetisememis...
Bir süre dövündükten sonra baslamis katila katila gülmeye.
Durumu gören istasyon memuru dayanamayip sormus:Hem treni kaçirdin hem gülüyorsun!
Nasil gülmeyeyim!... Onlar beni ugurlamaya gelmişlerdi..

 

 

AKLINIZDA BULUNSUN

 

 

Ya Siz Kullanacaksınız

Ya da Beyniniz Üzerinden Sizi Kullanacaklar

        

Yaz tatili bitti, sonbahar geldi… Okullardaki tatille birlikte, TV kanallının da tatili bitti ve yeni diziler ekranları sarmaya başladı… Bu yazının konusu TV dizileri değil elbette, ancak bir TV kanalının fenomen dizi karakteri “Dr House”a minik bir atıfla yazıya başlamak istedim; “Beyninizi kullanın…”

 

         Gazetelerde okuduğumuz, televizyonlarda izlediğimiz haberlerin, günlük sohbetlerimiz temel konusunun bizim dışımızda gelişen ama bizi derinden etkilen olaylar olduğunun farkında bile değiliz çoğu zaman… Kafamızın içinde duran beyin, bize ait değil sanki…

 

         Oysa her şey orada başlar ve orda biter. Başarı, mutluk, huzur… Her şeyden o sorumludur… Belki de bu kadar önemli olduğu için başımızın üstünde yeri vardır. Ancak çoğumuz onu nasıl çalıştırmak gerektiğini bir türlü öğrenemiyor. Böyle olunca da o da kafamızın içinde kafasına göre çalışıp duruyor

 

         Avrupa Beyin Komisyonu, 2014 yılını “Beyin Yılı” ilan etme kararı aldı. Aslında insanoğlunun beyinle ilgilenmesi yeni değil. Ancak beyni anlamaya yönelik çalışmalar son yıllarda büyük önem kazandı. Beynin nasıl çalıştığını anlamamız, onu nasıl kullanacağımız anlamında da büyük ipuçları veriyor. Bu durum eğitim bilimciler tarafından dikkatle izleniyor. Birçok çağdaş eğitim sistemine “beyin temeli öğrenme” yaklaşımları entegre edilmiş durumda… Öğrenme beyinde gerçekleştiğine göre, öğretimin de onun çalışma doğasına uygun olmalı… Bu yaklaşım beraberinde birçok yeni kuramın ortaya çıkmasına da neden oldu… Örneğin eski zeka anlayıştaki IQ inanışı ortadan kalktı, Prof. Howard Gardner tarafından ortaya atılan Çoklu Zeka Kuramı, çağdaş eğitim sistemlerinin temel yapılandırma yaklaşımı haline geldi…

 

         Bugün yaşadıklarımız, beynimizin nasıl çalıştığını öğrenemememizin bir sonucu olabilir… Beynimizi kullanmanın ilk adımı olan “düşünme” işlemini yerine getirmezsek olduğumuz yerde durup bakıyoruz olacağız… Ya beynimizi biz kullanacağız ya da beynimiz üzerinden bizi kullanacaklar… 

 

        

        

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1042 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler