Cenk Mutluyakalı

Cenk Mutluyakalı

Yazarın Tüm Yazıları >

Naçizane

A+A-

 

Zürih

Zürih’teki metni alınız önünüze…
‘KOP’ yazan yere ‘TFF’ koyarak.
Eroğlu ne der?
Bu sorunun yanıtı, meselenin ‘statü’ mü yoksa ‘ayrılıkçı bir bakış’ mı içerdiğini de ortaya koyar.

CTP

CTP’de son gün, ‘adaylıklar’ için.
Başkanlığa şu anda ‘tek aday’ var.
Partililer geleceğe çok da ‘iyimser’ bakmıyor doğrusu.
Çünkü CTP’nin başında olduğu hükümet fazlaca ‘sessiz, sedasız, iddiasız, paylaşımsız’ ilerliyor.
Tek ya da çok aday mı olur bilemem, ancak herkes ‘biz ne yapmalıyız, nerede yanlış yapıyoruz’ sorusuna yanıt aramalı, Kurultay’a vesile!..
Ve ‘umarım’, hem siyasetin hem ülkenin önünü açacak kadrolar, cesaretle adaylığını açıklar.
Başkanlık kadar parti meclisi de önemli çünkü…
“Dengeci” mantıktan da vazgeçilir…
Çünkü “denge” dedikleri, “bir ondan olsun, bir bundan, bir de şundan” mantığı ile çok sesliliği değil, uyumsuzluğu dayatıyor çoğu zaman…
Oysa ‘reform’ ve ‘ilerleme’ için öncelikle sol değerlere inanan, kararlı, cesur ve ilkeli kadrolara ihtiyaç var…
Tüm adaylara başarılar.
CTP bu ülke için çok önemli…


ÇÖZÜM

Kıbrıs sorununun çözümüne dair Türkiye’den peş peşe açıklamalar var.
Yeni bir plandan söz edilmeye başlandı: Ban ki Moon Planı.
Ama doğrusu, artık ‘söylemlerin’ ötesine geçen bir ‘barış’ ve ‘federasyon’ kültürü istiyoruz.
Eğer bir yandan sürekli ‘barış isteriz, hemen çözüm yapalım’ derseniz.
Ama öte yandan da karşılıklı “suçlama” oyunu sürer…
Ve yaşamın bütününde bir “barış” ya da “birlikte yaşama” kültürü sergilenmez…
Kıbrıs’ın kuzeyine tam bir “yavrum” muamelesi yapılırsa…
Maraş gibi meselelerde, hiçbir ezber bozulmazsa örneğin…
Siyaset ve devletin ‘dili’ değişmezse.
Elinde kılıç Atatürk yerinde durur, dağdaki bayrak ha bire boyanır, ‘tanklar ve toplarla’ korku salınırsa sürekli…
Yetmez!.. Ve samimi de gelmez…
‘Annan Planı’ sürecindeki filmi yeniden yaşamak istemez bu toplum.
Kimilerinin ‘şirinlik demeçleri’ ya da ‘diplomasi oyunları’, bizim hayatımızdır... Ve geleceğimiz…
Hani atasözüdür, ‘yumurta da taşın üzerine düşse, taş da yumurtanın, olan yumurtaya olur...’
O ‘yumurta’yız biz işte...

Bu yazı toplam 1579 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar