1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MÜZİK VE FİKRİ KARAYEL
MÜZİK VE FİKRİ KARAYEL

MÜZİK VE FİKRİ KARAYEL

Bu haftaki konuğum FİKRİ KARAYEL. Onu ilk kez bu yaz dinledim. VAVVVV diye bir ses çıkardım istemsiz olarak

A+A-

 

Filiz Uzun

Güzel olan her şeyi severim ben.  Hep söylerim içinde emek, sevgi ve mücadele varsa hele, bayılarak izler veya dinlerim. Bu yaz kendimle yaptığım 40 yaş sözleşmesinin maddelerini uygulamaya devam ettim. Bol bol eğlendim. Bol bol müzik dinledim. Konserler izledim Kıbrıs’ın gençlerini, müzisyenlerini. Nasıl keyifli bir yazdı anlatamam. Ne güzel gençlerimiz var. Ne kadar değerli müzisyenler. Kıbrıs’taydım tüm yaz. Bildiğiniz üzere bu ekonomik krizde yurt dışı yapamadım. Hiç üzgün değilim ama. Gönül tabii ki yabancı grupları, müzisyenleri de dinlemek ister ama önce kendi değerlerimizi, kendi gençlerimizi, sanatçılarımızı bilmeliyiz. Bunun adı milliyetçilik değil karıştırmayınız sakın. Kendi değerlerimize sahip çıkmalıyız önce, desteklemeli ve gelişmelerine katkı koymalıyız. İzlemeli, eleştirmeli ve daha iyi olmaları için zorlamalıyız onları. Bizlerin de çok iyi konserler, müzikler, sanat eserleri görmeye layık olduğumuzu bilmeliyiz. Ve bunu talep etmeliyiz.

Bu yaz bir çok grup dinledim. Bayıldıklarım da oldu. Eleştirdiklerim de. Keyif almadıklarıma da söyledim. Beğendiklerime de. Sanat eleştirmeni değilim. Fakat iyi bir müzik dinleyicisiyim. Gommalar grubunun konserlerini dinledim bu yaz, Emre Pehlivanı, Fikri Karayel, Öldüren Şampanya, Grubal Enfeksiyon, Grup Frekans, Kuzey Tarık ve Grubu. Bilmiyorum hatırlayamadıklarım var mı acaba… Hepsi çok iyiydiler. Gelişmeye ihtiyacı olanlar var. Biliyorlar zaten. İmkân tanınmalı. İzlenmeli ve eleştirilmeliler de. Çok gençler var aralarında. Hayran kaldıklarım da. Bu nasıl bir ses deyip büyülendiğim de. Aytunç Akdoğu, Simge Akdoğu, Fikri Karayel, Emre Pehlivan. Hepsini dinlemekten inanılmaz keyif aldım. Sting dinlerken aldığım keyfi aldım Fikri Karayel’den mesela. Gurur bile duydum.

Bu haftaki konuğum FİKRİ KARAYEL. Onu ilk kez bu yaz dinledim. VAVVVV diye bir ses çıkardım istemsiz olarak. Bu nasıl bir ses dedirtti bana. Sting’ten bir parça  söyledi ve büyüledi beni, arkasından Aşık Veysel’den ‘Uzun ince bir yoldayım’ı... Mest oldum.  Bana, “evet harika müzikler dinlemek için uzaklara gitmenin lüzumu yok” dedirtti. Ne şanslıyız. İyi ki bu gençler var. Bu yaz Çağrı Çerkez’in mekânı olan Narnia nelere tanık oldu gidenler bilir. Harika konserler oldu orda. Harika müzikler çalındı. Böyle bir imkân yarattığı için ve bu grupları mekanında topladığı için ben ona da teşekkür etmek isterim. Lefkoşa’ya ayrı bir renk kattı. Bu mekâna gidenler bilirler; Oranın ayrı bir ruhu, enerjisi var.

Sadece söyleyenler değil enstrüman çalanlar da harikaydı. Kulaklarımın pasının gittiğini hissettim ben. Fikri Karayel ile röportaj yapacağımız gün, onu ilk kez dinlediğim mekân Narnia barda buluştuk. Ne kadar sevgi dolu, neşeli ve sıcak bir genç. İşte duygulu bir müzisyen dedim içimden. Binlerce kişiyi toplasa da bir alana müziği için şımarmayıp böbürlenmiyor. İçten, saygılı ve sıcak.  Beni kırmadığı için ve bizlere böyle güzel bir müzik ziyafeti sunduğu için teşekkür ederim ona. Eminim dünyanın neresine giderse gitsin izleyici ve dinleyici kitlesi olacaktır hep. Müzik evrenseldir. Ve nereli olduğun değil önemli olan nasıl bir müzik ürettiğindir müzikte… Dinlemeyen var mı sanmıyorum fakat eğer varsa büyük kayıp… 12 Ekim’de konseri var orda telafi ediniz kaçıranlarınız varsa… Yoksa üzülürsünüz… Röportaj anımızı ve konser anını fotoğraflayan sevgili arkadaşım Burçin Aybars’a da şahane fotoğrafları için teşekkür ederim…

 

KARAYEL: AKLIM KESTİĞİNDEN BERİ MÜZİĞİN İÇİNDEYİM.

F.U: Kendini tanıtır mısın?

F.K: Uzun yıllar İngiltere’de yaşadıktan sonra Kıbrıs’a müziğim için döndüm. Kıbrıslı, Güzelyurtlu olmam hiç önemli değil benim için. Müzisyenim.

F.U: Ne kadar zamandır müzikle ilgileniyorsun?

F.K: Kendimi bildim bileli her dakika bir şeylerle ritm tutarım. 7 yaşındayken piyano dersine başladım. Çok uzun sürmedi. Sıkıldım ve 8 yaşımda gitar dersine başladım, Okan Ersan’la. 1 yıl sonra İngiltere’ye taşındık. Fakat ilk kez 16 yaşımda ilk şarkımı yazdım. Hep müziğin içindeydim. Aklım kestiğinden beri müzikle uğraştığımı söyleyebilirim. Çocukluğumdan beri müziğin detaylarını duymaya çalışırım. Sayı sayardım müzikle. 1,2,3, diye…

F.U: Bazı insanların bazı alanlarda doğuştan yetenekleri olduğuna inananlardan mısın?

F.K: Çevresel faktörlerin de insanları etkilediğine inanıyorum ama evet bazı insanların bazı alanlara daha yatkın olduğunu da biliyorum. Zaten bu da kanıtlandı. Beynin bir bölümünde yetenekle ilgili bir alan olduğu da gerçek.

F.U: Ailende müzikle ilgilenen birileri var mı?

F.K: Çok eskiden Halkalar grubu vardı. Orda iki dayım vardı. Biri klavye çalardı, diğeri da davulcuydu. Dedem müziğe çok önem verirdi. Bu yüzden baba tarafımda herkes bir enstrüman çalar. Hatta 7 kardeş bir araya geldiklerinde herkes eline enstrümanını alıp bir şeyler çalarlar. Babam gitar çalar mesela. İlk müziğe babamın gitarıyla başladım zaten.

F.U: Ne kadar yetenek olsa da müzikte çok çalışmak da gerekir değil mi?

F.K: Kesinlikle çalışmak ve deneyim çok önemlidir. Kimi zaman eve kapanır uzun süre çalışırım, kimi zaman da bir şey yapmam dinlenirim.

USTA BİR EKİP

F.U: Çok güzel bir ekibiniz var. İyi bir müzik dinleyicisi olduğumu söyleyebilirim ve grup üyelerinizin her biri ayrı birer yetenek diye düşünüyorum. Nasıl bir araya geldiniz?

F.K: Çok uzun zamandır tanıyorum hepsini zaten. İlk Emre Yazgın (Gitar) ile tanıştım. Ayrıca ses mühendisidir de. Prodüksiyon üzerine gerçekten deneyimi olan biri. Emre ile ilk albümümü kaydedeceğim zaman tanıştım. Sonra birlikte çalışmaya başladık. Cahit Kudrafalı (Bas Gitar) bana göre Kıbrıs’ın gelmiş geçmiş en iyi müzisyenlerindendir. Ciddi bir kompozitördür.  Tolga Erzurumlu (Klavye) ve Ahmet Zilci ( Davul). Her biri ayrı ayrı çok değerli müzisyenlerdir.

F.U: Çok iyi anlaştığınız belli, bu bence seyirciye yansıyor.

F.K: Olabildiğince birlikte vakit geçirmeye çalışıyoruz. Bol bol  da grup olarak çalışıyoruz.

F.U: Şu an bulunduğun durumdan (müzik kariyeri olarak) memnun musun?

F.K: Şu an daha işin başındayım. Ve henüz albüm bile çıkarmadık. Sıfır albümle bu kadar seyirciye ulaşmak bence süper bir şey. Çok memnunum.

F.U: Yaz konserleriniz oldu. Birkaçını izleyebildim. Sence nasıldı? Seyircin, dinleyicin?

F.K: Yaz konserlerimiz çok güzeldi. Katılım çok güzeldi. Sözleri bilerek katılan, dinleyen bir kitle var ki bu beni çok mutlu ediyor. Müzik dinlemeye geldikleri çok belli.

F.U: Seni dinlemeye gelenler saatlerce ayakta ve sadece sana odaklılar? Bu güzel bir duygu olsa gerek?

F.K: Kesinlikle öyle. Gelen seyircinin kafalarının sahneye baktığını görmek ve eşlik ettiklerini görmek hakikaten çok güzel bir şey. Bu enerji bana yansıyor ve daha çok coşuyorum.

“BESTE YAPAN BENİM İÇİN DAHA YUKARIDA”

F.U: Kıbrıs’taki diğer müzisyenler ya da gruplarla aran nasıl?

F.K: Çok iyi. Özellikle şunu söylemek isterim. Gommalar konseri bizim için bir lütuftu. İlk Gommalar konseri İngiltere’den geldiğim zamanlara denk gelmişti ki benim için gerçekten bir lütuftu. Aysun Kahraman, Aytunç-Ertunç-Simge Akdoğu, Emre Pehlivan… Ve sayamayacağım kadar çok müzisyeni orada görme şansını yakaladık. Birçok sanatçıyla burada tanıştık ve bu konserle de müzisyenler arasında güzel bir ruh oluştu. Rekabet içinde olanlar gelip geçiyorlar zaten. Kalıcı olanlar dayanışma ve iyi ilişkiler içinde olanlardır ki onlar gerçekten iyi müzisyendirler. Müzik paylaşımcı insanlarla yürür. Ben buna inanırım ve böyle olan kişilerle de anlaşabilirim. Herkesten yardım almaya da yardım vermeye de açığım. Bu yüzden anlaşıyorum herkesle. Kıbrıs’taki gruplardan çoğunu beğeniyorum, özellikle beste yapanları biraz daha yukarıda tutuyorum çünkü Kıbrıs’ta müzik piyasası yeni yeni canlanıyor ve üreten insanlara ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Emre Pehlivan, Aytunç Akdoğu, Aysu Kahraman’ın seslerini de beğeniyorum.

F.U: Kıbrıs’ta müzisyenlerin en büyük derdi nedir sence ya da var mıdır dertleri?

F.K: En büyük derdimiz bence hala daha profesyonel bir alan olmamasıdır. Mesela konsere giderken hiçbir zaman emin olmazsınız. Ses sistemi, ışık sistemi, sahne tamam mı? İnsanlar önünüzde havuç yiyor olacak mı? Bu gibi sıkıntılar vardır. Biz bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için gideceğimiz organizasyonları biz yapıyoruz. Bizler biraz daha az yaşarız ama arkadaşlarımızın bu sıkıntıları yaşadığından haberimiz var.

F.U: Senin örnek aldığını bir Müzisyen var mı?

F.K: Biri gibi olmak istemekten çok bana ilham veren insanlar var. Mesela Steve Wonder, Sting, Bülent Ortaçgil, Sezen Aksu gibi.

F.U: Beste yapıyorsun. Albüm yapacak sayıya ulaştın mı?

F.K: Şu anda ne kadar bestem oldu saymadım ama yarım kalanlarla beraber bayağı oldu. Albüm oluşturabilirim ve bunun için çalışıyoruz. Bu ilk albümümüz olacak. En yakın zamanda albümümüzün biteceğinin haberini verebiliriz tam tarih belli olmasa da…

“HER ŞEYİN YOUTUBE’A EKLENMESİNE KARŞIYIM”

F.U: You-Tube’da videolarınız var ve hakikaten iyi izlenmişler. Takip ediyor musun? Senin iznin olmadan eklenenler de var mı?

F.K: Bizim paylaştıklarımız da var bizim isteğimiz dışında eklenenler de var. Bunu çok onaylamıyorum çünkü profesyonel çekim değilse sesler kötü çıkabiliyor. İznimiz olmadan eklenmesini onaylamıyorum ama konserlerde çekilip eklenenler olabiliyor. Doğru kamera, doğru ses sistemi ve doğru sahnede olması gerekiyor videolar için. Benim paylaştıklarımı takip ediyorum ve iyi izlenenler var.

F.U: Kıbrıs’taki müzisyenlere baktığında sence Avrupa standartlarına uyan müzisyenlerimiz var mıdır?

F.K: Avrupa standartlarında müzisyenler de var. Avrupalı ve Amerikalı müzisyenlerle çalışan müzisyenlerimiz de var. Okan Ersan gibi, Cahit Kutrafalı gibi.  Yaratıcılık veya yetenek olarak eksiğimiz olmadığını düşünüyorum.

“SANATTA AMBARGO OLMAZ”

F.U: Birçok sanatçıyla konuştuğumda ortak sıkıntılarının ambargolar olduğunu söylüyorlar, sen bu konuda ne düşünüyorsun?

F.K: Ben sanatta ambargo olabileceğini düşünmüyorum. Ancak siz bir albüm yapmışsanız ve bunu burada yapmışsanız başka ülkelere satmak konusunda sıkıntınız olabilir. Ama bir müziği duyurmak artık internet çağında engel tanımadığını düşünüyorum. Yaptığınız müziği internetten paylaşabilir ve tüm dünyaya dinletebilirsiniz. Yeter ki iyi bir şeyler üretin.

F.U: Bu yaz en keyif aldığın konserin hangisiydi?

F.K: Son yaptığımız 5 Eylül Narnia konseri en keyif aldığım konserdi. Gelen dinleyicinin enerjisi çok güzeldi ben sahneden bakarken gelen her kişiyi 5 ile çarptım ve öyle gördüm. Güzel bir konserdi. Her şarkıya katıldılar ve acayip enerjiklerdi.

F.U: Hayallerin veya hedeflerin var mı müzikte?

F.K: Hayallerimden biri Erkan Oğur İle birlikte sahnede olmak isterdim. Neden olmasın. Bu piyasanın içindeyseniz ve çalışıyorsanız hiçbir şey hayal değil diye düşünüyorum ben. Önce hayal etmek gerekir, buna ben de inanıyorum. Hayal etmediğin hiçbir şeyi yaşayamazsın.

F.U: Sahnede inanılmaz enerjiksin. Bu enerjiyi nerden alıyorsun? Seyirciden mi, müzikten mi?

F.K: Sanırım ritimden alıyorum. Müzik bana acayip enerji veriyor.

“SAHNE AYRI BİR DÜNYA”

F.U: Bir de sen sahnede çok eğleniyorsun. Oradan oraya zıplıyorsun? Enerjin ve eğleniyor olmak önemli değil mi?

F.K: Kesinlikle. Sahnede olmak çok farklı bir şey. Ayrı bir dünya gibi. Çok mutlu oluyorum ve evet eğleniyorum. Ritim, müzik, sahne beni çok mutlu ediyor. Aşağıyı çok düşünmeden kendi dünyamı kuruyorum ben sahnede ve eğleniyorum. Karşıya da bu enerji gidiyor sanırım ve beni izleyenler de eğleniyor.

F.U: Kıbrıs’ta hem müzik camiasında hem de müzikseverler tarafından seviliyor olmanın nedeni nedir? (Bu benim izlenimim).

F.K: Kıbrıs’ta müzik camiasında bir çok insanın saygı duyulması gerektiğine inanıyorum. Ve hakikaten çok iyi müzisyenler olduğuna. Onlara yakın olmak istediğimde büyüklenmeyip hemen yakın davrandıkları için buradaki insanları bir o kadar daha seviyorum. Sevilmeyecek çok az insan olduğunu düşünüyorum ben burada. Sevilebilecek herkesi de sever ve saygı duyarım. Sanırım onlar da bu yüzden beni seviyorlar.

KALİFİYE YERİNE İŞE YARAMAZ İNSANLAR

F.U:  Duygulu ve duyarlı bir müzisyen olarak Kıbrıs’taki olumsuzluklar (barışın olmaması, ambargolar, sistemsizlikler, ekonomik kriz) seni de etkiliyor mu?

F.K: Tabii ki etkiliyor. Ben açıkçası dış işleriyle çok fazla ilgilenmiyorum. Yani barışın olup olmaması o ülkede hatta bizim gibi küçük ülkedeki insanların elinde olmadığını düşünüyorum. Dünyayı yöneten 3-5 otorite vardır ki bu  onların elindedir. Bu otoritelerin oynadığı oyunları sadece bizim ülkemizde değil birçok ülke üzerinde oynadıklarını düşünüyorum. Beni en çok iç işlerimizdeki başarısızlıklar üzüyor. Güzelyurt’da yaşarım ve gidip gelirken yollarda her gün kedi ve köpek ölüleri görmek istemiyorum. Ya da bozuk, çukur yollarda gitmek istemezdim. Devlet dairelerindeki yavaşlık, kuyruklar… Bunlar çok kolay değiştirilebilecek şeyler olduğu halde düzeltilememesi beni üzüyor. Bu işlerden anlayan kalifiye o kadar insanımız varken bu insanların işsiz oturup işe yaramaz insanların bir yerlerde olması beni ilgilendiriyor.

F.U: Protest etkinliklere katılıyor musun?

F.K: Katıldıklarım oldu. Engelsiz insiyatifin davetine katıldım. Gitar çaldık Dereboyu’nda. Rampaların olmamasını protesto ettik. Birkaç katıldığım yer daha oldu. Fakat çok politik eylemlere katılmamaya çalışıyorum.

F.U: Kıbrıs’taki gruplarla ya da müzisyenlerle birlikte planladığınız herhangi bir organizasyon var mı?

F.K: Böyle bir planımız var ama ne yazık ki açıklayamam çünkü bu başkasının organizasyonu. Açıklamayı onlar yaparlar.

F.U: Bir müzisyen olarak en çok nerde konser vermek isterdin?

F.K: En çok konser vermek istediğim yer Salamis Harabeleriydi. Amfi tiyatroları çok sevdiğimden ve tarihi mekânlara karşı ilgim olduğundan. Çok şükür bu arzumu da geçen yıl gerçekleştirdim. İstanbul’da böyle bir mekânda konser vermek isterdim ama.

“MÜZİĞİ DIŞARIYA ÇIKARMAK LAZIM”

F.U: Müziğe ilgi duyan kişilere, gençlere, çocuklara önerin var mı?

F.K: Önerim eğer müzik yapmayı seviyorlarsa müzikle ilgilensinler müzik de onlarla ilgilenecektir. Bence müzik herkesin içindedir. Dışarıya çıkarmak lazım.

F.U: Müzik yapmak için konservatuvara gitmek ya da müzik eğitimi almak şart mı sence?

F.K: Müzik yapmak için şart olmadığını düşünürüm ben. Konservatuvar mezunu arkadaşlarımla  da konuştuğumuzda onlar da aynı fikirde olduklarını söylüyorlar. Fakat şu da bir gerçek ki okuduğunuz zaman da bazı şeyler daha hızlı ve kısa zamanda olur. Mesela nota okumakla şarkıyı daha hızlı çalabilirsiniz. Ya da beste yaparken daha kolay olur işiniz. Müzik evrensel bir dildir ve o dili öğrenirsiniz okuduğunuz zaman. Ayrıca müziği duyarken notaları duyarsanız onunla çok daha fazla oynayabilirsiniz kafanızda. Alternatifiniz artar yaratırken. Benim çok fazla nota bilgim yok ama çok iyi müzisyenlerle çalıştığım için ritmi söylerim, onlar notayı çıkarırlar.

“YENİ KONSER 12 EKİM’DE”

F.U: Kıbrıs’taki müzik dinleyicisini nasıl buluyorsun? Gelişiyor mu?

F.K: Kesinlikle gelişiyor. Diğer ülkelerdeki dinleyiciden farkımız daha sakin bir dinleyici olmamızdır. Tepki vermiyoruz çok. Eskiden insanlar müzik dinlerken oturur içkilerini içer çerezlerini yerdi. Ve konsere çok katılmazlardı. Oysa bizim olmasını istediğimiz ayakta konserlerdir ki buna zor alışıyoruz. Ben konserlerimde sandalye olmamasını tercih ediyorum. Daha çok eğlenildiğine inanıyorum böyle. Buraya gelen sanatçılarla konuştuğumuzda seyircinin coşkusuz olduğunu pek eğlenemediklerini düşündüklerini söylerler. Oysa eğlenmişlerdir fakat göstermiyoruz. Tepki vermiyoruz başka ülkelerdeki gibi. Alkışlamıyoruz. Ben tanıdığım için Kıbrıs halkını, çok dert etmiyorum. Ama ayaktaki konserler daha eğlenceli geçiyor.

F.U: Planlanmış konser var mı bu aralar?

F.K: Evet. 12 Ekim’de planladık. Lefkoşa’da. Şu an planlanmış konser bir tek odur. 12 Ekime kadar biraz dinlenmek istiyorum. Bir de stüdyoda çalışmamız gerekiyor albüm için.

FU: Son olarak söylemek istediklerin var mı?

F.K: Çok güzel bir yaz sezonu geçirdik. Çok güzel konserler verdik. Kıbrıs seyircisine teşekkür etmek isterim. Bir süre dinlenmek ve albümümle ilgilenmek istiyorum. Bu arada İstanbul’a Steve Wonder konserine gidiyorum. En beğendiğim müzisyendir. O yüzden çok heyecanlıyım. Ayrıca Yenidüzen gazetesine sizin aracılığınızla çok teşekkür ederim. Konserlerimizi duyurduğu ve bizle ilgili yazıları paylaştığı için. ADRES Kıbrıs’a da, size de teşekkür ederim, çok güzel bir sohbetti.

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 748 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler