1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. Müzakere masası... Ve... Ya çözecekler, ya gidecekler
Müzakere masası... Ve... Ya çözecekler, ya gidecekler

Müzakere masası... Ve... Ya çözecekler, ya gidecekler

A+A-

 

 

 

 

“Bu bir dönüm noktası olabilirdi” dedi, Özel Temsilci Özersay!..

Oysa..

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, “Sınırlı ilerleme olduğunu” anlattı, “tarih” dahi vermedi!..

“Görüşmelerin durumuna göre bakacağım” dedi...

New York’tan çıkan sonuç, iki kelimeyle özetlenebilir...

Ban, şunu dedi aslında:

“Dalga geçmeyiniz!..”

Baksanıza, bu kez “süre” verdi Genel Sekreter, “niyet” görmeyince: İki haftaya kadar mülkiyetle ilgili görüşlerinizi veriniz...

* * *

Evet, kritik bir sürece girdik.

Ve toplumun çözüm iradesi, yaratacağı baskı çok önemli.

Yoksa...

“Eroğlu ve Hristofyas”a dair sürecin sonu gelecek...

Müzakereler bitmez!..

Ama “Eroğlu-Hristofyas dönemi”nin başarısızlığı ilan edilebilir...

Öyle bir durumda, umarım, bir yana çekilirler de “dalga geçmeyecek” yeni bir masa oluşmasına fırsat verirler...

Ya da...

“Biz dalga geçmiyoruz” diyorlarsa, önümüzdeki aylarda, gerçekten de “cesaret” gösterirler, ilerleme sağlarlar...

Durum odur ki, ya çözecekler, ya gidecekler...

 


 

Büyükelçi’ye kızana kadar...

 

Türkiye Cumhuriyeti Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça’nın dünkü sözleri, yine “yıldırım gibi” düştü gündeme...

Büyükelçi açık sözlü!..
Dobracı!..

Hepimiz, “kendimize” kızma payımızı da, elçiye yönlendiriyoruz.

Diyor ki kendince, “Bu hükümetin iradesi yok... Sorun çözemez...”

Biz de aynısını söylüyoruz zaten!..

Açık açık “irade yok” diyor.

Bunu da söylüyoruz!..

Eğer, buna karşılık, örneğin ülkenin Başbakanı çıkıp da yanıt vermiyorsa, “Biz neciyiz efendi” diye, adam haklı çıkıyor!..


* * *


“Vali” gibi konuşuyor, doğru!.

Ama bunu da söylüyoruz zaten, “Bu ülkeyi seçtiğimiz yönetim değil, Türkiye idare ediyor” diye...

Bunu doğruluyor!..
Yani aslında, bildiğimiz gerçeği...

Öfkemiz kime o halde?

Elbette, böylesine “sahip” edasıyla konuştuğu için Büyükelçi’ye...

Ama kendimize de...

Bu duruma razı olduğumuz, seyirci kaldığımız, Türkiye’nin parasını çok itiraf etmesek de aslında “sevdiğimiz”, gerektiğinde “yalakalık” için sıraya girdiğimiz için!..

Hiçbirimiz “masum” değiliz doğrusu...

Ve adam, dobracı...

Gerçeği yüzümüze vuruyor...

“Bu ülkeyi bizim istediğimiz gibi yöneteceksiniz” diyor...
Dahası “biz yöneteceğiz” diyor, “siz değil” !

Seçtiklerimizin var mı itirazı?

Yönetenlerin... Yönetilenlerin?

Ona bakmamız lazım şimdi!..

Ve bildiğimiz gerçeği teyit ediyor, bizim, bu gerçeği nasıl değiştireceğimizi düşünmemiz gerekiyor sonuçta.

Ama öyle felsefeyle, sosyal paylaşım sitelerinde kelimeler döşemekle, basın bildirileri yazmakla, söylenmekle değil.

Önce bir “ne kadar bedel ödemeye hazırız” diye sorsak kendimize...

Ama gerçekten bedel...

Sonra yeniden döneriz Büyükelçi’ye...

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 1209 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler