1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MUHALEFETE DAİR
MUHALEFETE DAİR

MUHALEFETE DAİR

Bir süredir ortak zemin arayan 3 muhalefet partisinin Genel Sekreterleri’ni dün KANAL SİM’de izledim. Keşke hiç çıkmasalar, bu sığ tartışmalara toplumu hiç şahit etmeselerdi. Belli ki sadece hükümet değil, muhalefet de toplumdan kopmuş, teme

A+A-

 

 

Bir süredir ortak zemin arayan 3 muhalefet partisinin Genel Sekreterleri’ni dün KANAL SİM’de izledim.

Keşke hiç çıkmasalar, bu sığ tartışmalara toplumu hiç şahit etmeselerdi.

Belli ki sadece hükümet değil, muhalefet de toplumdan kopmuş, temel gerçeklikleri tahlil etmekte zorlanıyor.

Gelin, ülkede yaşadığımız ortamı birlikte özetleyelim;

Mesela, özelleştirme hedefiyle, usulsüz ve yasadışı bir şekilde şaibeli bir sermaye aktarımı yaşanıyor.

KTHY’nın iflası, aylarca işsiz kalan yüzlerce insan, süreç içerisinde yaşanan onlarca skandal oldu.

Elektrik Kurumu’nun yakın gelecekte benzer bir özelleştirme sürecine gireceği düşünülüyor.

Defalarca türlü sözler veren, yetinmeyip Bakanlar Kurulu kararı çıkaran hükümetin “yalan”larının sayısı tutulamaz durumda.

Ekonomi daralırken, artan hayat pahalılığı ve yaşam standartlarının düşüşü hasıraltı edilirken, partizan istihdamlar, savurgan devlet harcamaları hız kesmiyor.

Lefkoşa Belediyesi’nde yaşanan siyasi, hukuki ve mali skandallar bütünü kolay unutuldu.

Aylarca çöpler içinde mahzur kalmış başkentliler de hesap sormuyor.

Sağlıkta, eğitimde, nüfus politikalarında yaşanan kronik sorunları saymaya bile gerek yok.

Bundan 5 yıl önce aklımıza bile gelmeyen Külliye, İlahiyat Fakültesi gibi yeni kurumsallaşmalar sürecine girdik.

Genel yaşam standardının ne kadar temel insan haklarını karşıladığı ortada.

En azından eğitim ve sağlık hakkını, yediğinin, içtiğinin kalitesini, soluduğu havanın temizliğini bilmek ve sağlamak konusunda yetersizliğimiz açık bir gerçek.

Bütün bunlar karşısında, yeni gelişen ve Kıbrıslı Türkler’in bünyesine uymayan, ekonomik ve sosyal politikalar da dahil, UBP hükümetinin vahim hataları ve sorumluğu kesinlikle yadsınamaz.

Bu süreç, siyasi tarihimizde kesinlikle hesap vermesi zor bir süreç.

Çünkü bugün yaşadığımız bütün sancıların sonuçları, gelecek onyıllar boyunca etkileyecek bu toplumu.

Ama unutmayalım ki, yaşananlar karşısında bugün muhalefet görevi ile mecliste oturan bütün partilerin de sorumluluğu vardır.

Ve bugün 3 muhalefet partisinin böylesi bir ortamda hala geçmiş partisel kavgalar üzerinden çekişmeleri, toplumu buna şahitlik etmeye zorlamaları, kelimenin en hafif anlamıyla şımarıklıktır.

UBP hükümeti döneminde “vahim” olarak nitelendirilen hiçbir süreç, muhalefet güçleri tarafından geri döndürülemedi.

Sadece muhalefet güçleri değil, kendi zümresel çıkarlarına ve egolarına odaklanmanın ötesine geçen sendikalar ve sivil toplum hareketi açısından da son derece talihsiz bir süreç yaşandı.

Oysa demokrasilerde muhalefet iktidarın denetçisidir. Bizde bu uzun süredir, bildiri muhalefetçiliğine dönüşmüş durumda.

Herkes bir bildiri yayımlayıp, eleştirerek, sorumluluğu üzerinden attığını düşünüyor, nedense.

O yüzden bir ayrı skandal olan Ercan ihalesi ile ilgili örneğin, kimin ne kadar, ya da önce açıklama yaptığı gündeminde olabiliyor, muhalefet partilerinin.

Hal böyle olunca, mecliste olmakla olmamak üzerinden bir söylem ya da siyaset geliştirilmesini ben kişisel olarak son derece anlamsız buluyorum.

Her ikisi de kendi başına bir siyaset teşkil etmiyor, çünkü.

Ne tek başına mecliste oturmak, ne de sırf atraksiyon olsun diye meclisten çekilmek bir siyasettir.

Geçmişte kimin kiminle koalisyon yaptığı, ya da koalisyon pazarlığına oturduğu üzerinden yapılan eleştiriler de son derece anlamsızdır.

Her şeyden önce bugün tartışılanın bir seçim ya da hükümet modeli olmaması gerekiyor.

Ülkenin sorunu, iktidarların ya da muhalefetin siyaset üretememesi sorunudur.

Bugün UBP bu ülkeyi yönetmiyor. Sadece elinde tutuşturulan bal kavanozundan bulaşanları yalamakla yetiniyor.

Bugün muhalefet ve sendikalar bu ülkeyi denetleyemiyor, varlık gösterip, bir şey değiştiremiyor.

Ama bu durum, bundan 10 yıl sonra, mevcut sahneyi kökten değiştirme potansiyeli taşıyor. Küçük partiler sahneden indirilirken, büyük partiler kendi içinde dönüşerek güdükleşme yoluna girebilir kolaylıkla.

CTP’nin geçen hükümet döneminde bir yerinden bulaştığı, bugün UBP’nin tamamen içinde olduğu durum aslında tam da budur.

O yüzden bugün 3 parti arasındaki anlaşma ya da anlaşmazlık zeminin çok farklı bir yerden hareket etmesi gerektiğine inanıyorum.

Önümüzdeki süreç bir erken seçim getirebilir.

Ancak görünen o ki, bunu UBP belirleyecek. Parti içindeki dengeler el verirse, 2014’te normal seçime gidilecek. Dengeler daha da alt üst olursa, en erken zamanda bir erken seçim süreci başlayacak.

Şimdi muhalefete düşen, bir seçim yapmaktır.

Toplumun öfkesi ve hayal kırıklığını daha da üzerine çekerek, çekişmeye devam mı edecek, yoksa, sağ duyu ile hareket edip, bu toplum için neyi nasıl yapabileceği üzerinde mi çalışacak?

 Belki gerçekten çalışırsa, en azından kapışmaya zaman kalmaz.

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 666 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler