1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Muhalefet Stratejileri…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

Muhalefet Stratejileri…

A+A-

Muhalefet partilerinin her zaman yapıcı muhalefet yapacaklarını söylemesi gelenektendir ama uygulamaya bakınca bir slogandan öteye gitmediği de görülüyor.

Yeniden ana muhalefet partisi konumuna geçen CTP’nin bu dönemde uygulayacağı strateji, yapılacak ilk genel seçimdeki başarısını belirleyecek. CTP’nin artık her on yılda bir hükümete gelip de düşen bir parti olmaktan çıkması gerek. Ayrıca, yaşanan deneyimler göstermiştir ki, CTP’nin artık başka bir siyasi parti ile ortaklığa ihtiyaç duymayacağı meclis çoğunluğuna sahip bir parti olarak hükümete gelmesi gerek… Bu olasıdır ama CTP’nin muhalefet tarzı ile çok ilgilidir…

Bir kaşık suda fırtınalar yaratıp, bir kaşık suda boğulan muhalefet tarzı halkın sürdürülebilir desteğini getirmiyor. Örneği, Türkiye’de CHP… ‘Cazgır - hınzır muhalefet’ halkın ilgisini çekebilir ama seçimlerde halkın desteği ‘hızır’ partiye gidiyor. Dolayısıyla, muhalefet laf ve slogan üzerinden değil, halkın sorunlarına uygulanabilir gerçekçi programlar ve projeler üzerinden ilgi ve destek alabiliyor.
Dünya siyasetinin genel eğiliminde seçmen, bir siyasi partinin geçmişte neyi başarıp başaramadığına değil, neyi – nasıl başaracağına dair program ve projelerine ilgi duyuyor, yakın takibe alıyor ve tatmin oluyorsa destek veriyor. Dolayısıyla, bir siyasi partinin geçmişte yurttaş için yaptığı başarılı uygulamalar takdir görse bile, bunun üzerinden oy toplaması mümkün olamıyor. Seçmen, daha önceki iyilikleri teşekkürle alıp kullanılmıştır, şimdi yenilerinin beklentisi içindedir. Daha önce bir siyasi parti başarısız olmuşsa, seçmen onun hep başarısız olacağı düşüncesinde değildir, yeniden şans verme olasılığı var ama o siyasi partinin de kendisini ikna edici programları ve projeleri ortaya koyması gerek… Yani artık seçmen, muhalefet döneminde hükümete karşı gelecek seçimlerde gerçekçi seçenek olacağını ortaya koyan, çalışmalar yapan siyasi partiyi ilgi ile dinler, izler ve karar verir.
Dolayısıyla, CTP’nin yeni bir genel seçime kadar yapması gereken, sloganlar üzerinden ve sırf muhalefet olsun diye yapılan eleştiri ve çıkışlar değil, sığ fikirler söylemi değil, hükümeti ne olursa olsun eleştirmek ve hükümete karşı olan sivil toplum hareketlerine her ne koşulda olursa olsun destek vererek siyaset yapmak değil… Muhalefetin derinliği olması gerek, fikir ve proje ve programda gerçekçi olmak gerek, yakışır eleştiriyi doğru zaman ve zeminde ve yöntemde yapmak gerek. Hak etmediklerini hükümetten isteyenlere, “verecen canım, veremezsen gidecen canım” mantığı ve söylemi ile hükümete yüklenenlere destek olup sahip çıkarak değil, gelecekte hükümet olunca aynı yaklaşımı göreceğini bilerek, hak ettiği kadarını vermenin gereğini ve yöntemini söyleyerek yapılmalı muhalefet… Popülizm, yani halk dalkavukluğu muhalefeti bir yere kadar götürebilir ama yarış sonundaki ipi göğüslemeye kadar değil…
Siyaseti popülizme sürükleyen seçmenler değil mi?! Öyledir… Hükümet ve muhalefet, siyasi yarışını popülizmde yarışa dönüştürünce, her kazanan kişi ve siyasi parti kaybetmeye, her kaybeden kişi ve siyasi parti de kazanmaya adaydır ve sonu yoktur. Muhalefet halk dalkavukluğu yerine, halka fikir ve projelerle ve bunların kısa – orta – uzun vadede getireceği olumlu sonuçları ikna edecek şekilde ve güven veren kadrolarla aktarırsa, popülizm değer kaybetme sürecine girecektir.
CTP’nin bunları yapabilmesi için fazla bir şeye ihtiyacı yoktur. Mevcut manifestosunu değiştirmek için her hangi bir girişim olmadığına göre, siyasi programlar ve projeler için gerekli malzeme hazırdır. Yani şimdi durup yeniden ekipler kurup, tekerleği yeniden icat etmek ve Amerika’yı da yeniden keşfetmek ihtiyacında değildir. Bunları kullanarak etkili muhalefet yapmak, hükümeti bir kaşık suda değil, derin sularda boğmak olası. Bunları kullanarak, sığ hükümet yaklaşımlarına derin muhalif yaklaşımlarla yurttaş nazarında seçenek olmak mümkün.
CTP’nin bunları yapabilmesi için tek ihtiyacı insan kaynaklarını değerlendirmek, ekip ruhu içinde hareke geçirmek ve kullanmaktır, yani adil liderlik ve ekip… CTP’nin bu muhalefet dönemi süresinde kendi iç kaynak ve dinamiklerini doğru ve yaygın kullanması, onun gelecek genel seçimde tek başına hükümet olabilecek bir meclis çoğunluğu kazanmasını sağlayacaktır.
CTP sürüklenen ve sürünen muhalefet değil, sürükleyen ve taşıyan muhalefet olursa, kendini tek başına hükümette bulabilecektir. Tek başına hükümette olan bir CTP, Türkiye’ye rağmen iktidar olabilecektir. CTP reformlarını, yani Kuzey Kıbrıs insanın mutlu geleceğini kurmayı ancak öyle başaracaktır.
CTP’nin vizyonu, ilk genel seçim sonucunda hükümete tek başına gelebileceği meclis çoğunluğunu elde etmek olmalıdır. Ve şimdiden bu vizyonun misyonunu birlik ve beraberlik içinde taşıyacak şekilde yapılanmalıdır.

Bu yazı toplam 1253 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar