1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MUHAFELET BU SORUMLULUĞU ALIR MI?
MUHAFELET BU SORUMLULUĞU ALIR MI?

MUHAFELET BU SORUMLULUĞU ALIR MI?

Eminim UBP’liler de sıkılmışlardır ama aylardır kurultayı tartışılıyor partinin. Farklı saflaşmalar ve zaman ilerledikçe bu saflaşma üzerinden üretilen yeni malzemeler. Doğrusu medya için malzemesi bol bir süreç. Ancak acı olan, “güllük gül

A+A-

 

 

Eminim UBP’liler de sıkılmışlardır ama aylardır kurultayı tartışılıyor partinin.

Farklı saflaşmalar ve zaman ilerledikçe bu saflaşma üzerinden üretilen yeni malzemeler.

Doğrusu medya için malzemesi bol bir süreç. Ancak acı olan, “güllük gülistanlık” memleketin merkezinde bu tartışmaların sadece isimler üzerinden yer alması.

Her ne kadar Başbakan ve bakanları her şeyin çok iyi yönetildiğini söylese de eminim Onlar da gece yastığa başlarını koyup kendi kendilerine kaldıklarında gerçeklerin böyle olmadığını bilerek uyuyorlar.

Ya da en azından öyle umalım.

Yoksa gerçekten söylenildiği gibi düşünülüyorsa, sanırım akıl sağlıkları konusunda da endişe edilmeli.

Açıkçası farklı dünya görüşüne sahip olsak da her partinin duruşu benim için önemlidir. Demokrasiyi işletecek ana mekanizmalardan biridir çünkü siyasi partiler.

Tabii, siyaset üretebildikleri kadar.

Bugüne kadar UBP kurultaylarında ilkeler ya da siyasetler hiç tartışılmadı. İsimler üzerinden bir takım tutup karşılığında gol bekleyen fanatik taraftarların konumunda kaldı partililer.

Ve gündem ne olursa olsun, bu değişmedi.

Bu ülkede temel sorun, siyasi partilerin siyaset üretmekte yetersiz kalmasıdır. Yaratılan siyasi boşluk eğer birileri tarafından dolduruluyorsa, tepkiyi doldurana değil, bu boşluğu yaratana da göstermek gerekiyor.

Ve bugün bir iktidar partisi, kendi icraatlarının aslında bir başka ülkenin isteğiyle yürütülmesi üzerinden söylem geliştiriyor. “Türkiye Başbakanı Erdoğan’la konuştuk, enerji getireceğiz, özerkleşmeye uygun düşmez” diyebiliyor mesela Başbakan.

“Babam öyle diyor” diye dayılanan çocuklar gibi!

Bir Bakan’ın karşısında süklüm püklüm oturup, “bize verdiğiniz paketi eksiksiz uyguluyoruz” derken, bununla kıvanç duyabiliyor.

Ve siyaset ne kadar çok biat edildiği üzerinden oluşuyor.

Olabilir mi böyle siyaset?

Bu ülkenin temel sorunu aslında siyaseti böyle yapabilmeye alan bırakan sistemin kendisi.

Sivil toplum örgütü ve sendikaları, iktidar ve muhalefeti kendi içlerinde denetleyemeyen, toplum katılımını sağlayamayan bir sistem içindeyiz.

 Ve burada işler farklı yürüyor.

Genellikle küçük, dar hesap ve çıkar dengeleri üzerinden.

Milletvekilinin seçilmesi, bölgesindekilere sağladığı vaatlerle gerçekleşir. Zaten varlığı, siyasi partisinin doğru veya yanlış bütün kararlarına biat etmekten öteye geçmez. Karşı duran istisna sayılır.

Meclis vekilin duruşu ya da varlığından değil, siyasi partinin kalabalığından oluşur.

Sendikalar sadece zümrelerine sağlayabildikleriyle kazanç sağlamış kabul ederler kendilerini. Genellikle en çok propaganda yeteneği olan yıllarca değişmeden başkanlığı yürütür. Değişimden yenilenmeden bahsedilirken, bu değişim sivil yapıları bağlamaz!

Muhalefet etmek ise iktidarı eleştirmekten ibarettir. Ne kadar çok ağır ya da yüksek sesle eleştirirse, o parti daha iyi muhalefet yapmış olur.

Şimdilerde UBP hükümetini eleştirmekten kolay bir şey yok.

Ama yarın başka bir hükümet kurulsa, ne olacağını hala bilmiyoruz.

Bugün her şeye rağmen, aynı yalanlar devam ediyor ve bir erken seçim atmosferi oluşturulamıyorsa, bunun sorumluluğunu muhalefet partilerinin de üstlenmesi gerekiyor artık.

Bugün birileri “gelen giden aynı” diyor ve hayal kırıklığını besleyebiliyorsa, 3 yılı aşkın bir zamandır, farkıyla ikna yaratamayan muhalefet partilerinin kendilerine de bakmaları gerekir.

Mesela, ekonomi konusunda kısa, orta ve uzun vadeli projeleri nedir, iktidara talip olanların?

 Bu projelerde çalışacak kadroları kimlerdir?

Çözüm ve çözümsüzlük koşullarında yapılacaklar, sosyal ve kültürel alanlarda yaşananlar ya da Türkiye ile ilişkilerde yapılacaklarla ilgili eleştiriden hareket etmeyen tek formül var mıdır?

Bunlar benim bilmediklerim değil, 3 yılı aşkın bir süredir, bu toplumun muhalefetten öğrenemedikleridir.

Siyaset kitapçık basıp slogan üretmek ya da parti içi çalışmalara gömülmekle yapılmıyor sadece. Bugün her partinin açıktır ki, kendi kemik oyları dışında toplumun farklı kesimlerini de ikna etme zorunluluğu vardır, iktidar koltuğuna oturmak için.

Bir ülkede iktidar bu kadar can yakabiliyor, hata yapıyor, yalan söylüyorsa burada düşünmek lazım. Nasıl Başbakan biat etmek üzerinden söylem üretmenin acizliğine düşüyorsa, sadece UBP’yi eleştirerek ve ne kadar çok yalan söylediğini tekrarlayarak bir başka aciz duruma düşülüyor, ne yazık ki.

Bunu engelleyememenin acizliği anlatılıyor, çünkü sadece.

Oysa seçim sonucunun dengesi ve ince hesaplar aşılarak, gölge bakanlarını belirlese bu partiler, projelerini geliştirip, topluma açık mesaj verip ikna etmeye çalışsalar, en azından toplum gözünde saygınlık kazanacaklar.

Önemli olan muhalefetin bu sorumluluğu alıp almayacağıdır.

İşte o zaman o farkın nerede olduğu kendiliğinden ortaya çıkacak.

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 649 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler