1. YAZARLAR

  2. Kutlay Erk

  3. Montaj…
Kutlay Erk

Kutlay Erk

Yazarın Tüm Yazıları >

Montaj…

A+A-

ODTÜ’de Makine Mühendisliği okurken, yani 45 yıl kadar önce, mesleki mızırlığı son derece gelişmiş bir hocamız vardı, montaj sanayiine çok aykırı idi… Türkiye’de de montaj sanayiinin moda olduğu yatırım dönem idi…

Bizim hocaya göre, gelişmiş denilen ülkeler, kullanımda ve üretimde doyuma ulaşmış, yani artık karlı olmayan, eskimiş teknolojiyi ‘geri kalmış ülkelere’ ihraç ederek hem teknolojisini üretimde tutuyor, hem de kendi ülkesinde terk ettiği teknolojiden başka ülkelerde kazanç sağlıyordu. Bu arada da, kendileri yeni teknoloji ile daha verimli üretim yapıyordu. Hoca’nın örneklerinden biri de Türkiye’de üretilmeye başlanan Murat 124 araçları idi. İtalyan Fiat otomotiv şirketi yeni modellere geçince, eski teknoloji üretim tesisini Türkiye’deki bir iş ortağına vermiş; hocamıza göre üretimde kullanılan kalıplar aşınmış, ama yenilenmeden Türkiye’deki iş ortağına satılmış.

Hocamız bunu nasıl tespit etti?! Murat 124 almış, karlı Bolu Dağlarında çıkabileceği yüksekliğe kadar çıkmış, park etmiş, motoru söndürmüş, bir süre arabadan beklemiş. Sonra arabandan dışarı çıkmak için kapıyı açmaya çalışmış, kapı açılmıyor… Araba dağa çıkmış, hoca arabadan çıkamamış… Mekanizmaların çalışması için gerekli ölçü hassasiyetlerini kaybetmiş kalıplarla üretilmiş kapı ve çerçevesi, soğuk havada farklı metal büzüşmesi olunca, kapının çerçevesinde sıkışmış ve açılmamış. Aracından çıkamayan hocamız, dağdan düzlüğe inmiş, park edip, biraz beklemiş, kapı açılıyor… Hocamızın biz makine mühendisi adaylarına tavsiyesi: “Başkalarının eski teknoloji tesisleri ile montaj sanayi kurup üretim yapmaya itibar etmeyiniz, meslek hayatınızda safralara itibar etmeyiniz.”

Mesleğe başladıktan dört yıl sonra, Almanya’da bir mesleki eğitim kursuna burslu olarak katıldım. Onbir ülkeden toplam yirmi kişilik bir ekibiz ve ekipte tek ‘beyaz’ ben; gerisi siyah ve sarı ırktan, kimileri çekik gözlü… Stuttgart’ta Mercedes araçlarının üretildiği Daimler-Benz tesislerinde bir günlük inceleme – eğitim programımız oldu. Sonunda bir Daimler-Benz yetkilisi ile bir değerlendirme seansımız oldu, sorular sorduk, cevapladı. Ben de, üretim hatası olan araba parçalarını niye imha etmeyip biriktirdiklerini sordum. Hangi ülkeden ve hangi üniversiteden mezun olduğumu sordu, “Kuzey Kıbrıs ve ODTÜ” dedim… Üniversiteyi takdir etti, memleket için ise “Üstüne bastın” dedi, “sizden gelip bunları tartı ile kilo hesabı satın alan müşterilerimiz var” dedi, bildik birinin de adını söyledi… Şok oldum… Bana sorusu: “Bozuk malı alacak kadar zengin misiniz?”…

Daimler-Benz yetkilisinin genel yorumu: “Siz az gelişmiş ülkeler, gelişmiş ülkelerin bugün ürettiği kalite düzeyinde üretmek istiyorsunuz, üretemeyeceğinize karar verince de, teknoloji yatırımını yapmıyorsunuz. Mercedes tesislerindeyiz, onun için örnek olarak BMW örneği vereyim. Eğer bugünkü BMW kalitesinde araç üretemeyeceğinize dair endişeniz varsa, kendi teknolojinizi yaratmazsınız, ya bizim eski teknolojili üretim tesislerimizi alırsınız, ya da hiç üretmez, bizden BMW almaya devam edersiniz… Ama BMW ilk üretildiğinde kalitesi nasıldı diye hiç sorgulamazsınız, biz de size malı istediğimiz fiyata satarız veya eski teknolojiyi hurdaya atacağımıza size satıp para kazanırız.”.

Aldığım eğitim icabı, ki aldığım eğitimimden çok da mutluyum, montaj sanayi üretimini sevmiyorum. Kendi bilgi ve birikimlerine güvenenler niye yabancıların hurdası, safrası ile uğraşsın. Ya teknoloji üretmek için bir yerden başla, sınama – yanılma ve deneme ile geliştirerek gereken kalitede üretimi yapacak bir duruma gel, ya da alacaksan hiç olmazsa en yeni ve gelişmiş teknolojiyi al da piyasada müşteriye rezil olmayasın… Murat 124’lerle ilgili ne espiriler vardı?!…

Siyaset… Ne alakası var bunlarla, montajla?! Siyasi montajlar da yapılır, örneğin Türkiye’nin son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde CHP’nin adayı Ekmelettin İhsanoğlu idi, CHP’ye siyasi montaj… CHP tabanı için defolu bir siyasi idi, desteklemediler; bugün hala daha CHP için bu adayın yanlışlığı tartışılıyor. Bir ay sonraki TC CB seçimleri için Abdullah Gül’ün siyasi montaj çalışmaları Ekmelettin İhsanoğlu örneğini hafızalara getirdi; CHP tabanı frene bastı, parti yönetimi evirdi - çevirdi tutturamadı…  İhsanoğlu kararı karşısında yutkunup susan CHP’liler bile Gül girişiminde kustu… Saf partili, gençliğinden beri CHP’li, CHP başkanlığına defalarca aday olmuş, Kılıçdaroğlu ile kurultaylarda yarışmış Muharrem İnce’yi CHP yönetimi aday yaptı. Bir yerde, “Kaybedeceksek şerefimizle” dediler… “Memleketi yönetmeye bizden biriyle talibiz” dediler… Siyasi montaj acısını yaşamış CHP tabanı, yeni bir siyasi montaja geçit vermedi… CHP tabanı, parti yönetimine ‘kendine güvenen bir parti olmak ve kendi insan kaynaklarına itibar etmek’ dersini verdi; yaşadıklarından öğreti kazanarak, yaşattıklarından öğretiyi alamamış parti yönetimine CHP tabanı kibir ve inkarla değil, tevazu ve özeleştiri ile “Gül değil, İnce” dedi… Ve nasıl da meydanları dolduruyorlar?!

İnce iddialı bir aday ama seçimi kazanır mı belli değil; montaj siyasetinin adayı kazansaydı CHP mi kazanmış olacaktı?! “İyi ki desteklediniz ve birlikte kazandık; birlikte yönetelim” mı diyecekti?! Bizim hocanın İtalyan orijinli Türk montajı Murat 124’ü gibi, kapısı soğukta açılmaz, çok sıcakta kapanmaz montaj sanayi ürünü Murat 124 gibi araç üreten Türkiye, diğer araba üretenlerle gururlu ve iddialı bir rekabete hiç girişemedi. CHP, Ekmelettin İhsanoğlu ile gururlu bir seçim yarışı yaşayamadı… Montajın her türlüsü, yerine oturabilir ama tutmuyor; arızalı ve defolu oluyor. Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı makamına oturamayacak belki ama CHP’liler, kendilerine ait, kendilerinden, arızasız, defosuz bir adayla yarışmış olmanın mutluluğunu yaşayacaklar…

Ne sınainin, ne de siyasetin montaj ürünü kaliteli olmuyor.        

Bu yazı toplam 1227 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar