1. HABERLER

  2. DERGİLER

  3. Moldova’dan Kıbrıs’a Müzik Dolu Bir Yaşam
Moldova’dan Kıbrıs’a Müzik Dolu Bir Yaşam

Moldova’dan Kıbrıs’a Müzik Dolu Bir Yaşam

Moldova’dan Kıbrıs’a Müzik Dolu Bir Yaşam

A+A-

Filiz Uzun

Göç yaşayanlar çok iyi bilirler ne kadar zor olduğunu. Savaş gören toplumların insanları da birbirine daha yakın hisseder kendilerini. Belki de bu yüzdendir, binlerce yıldır Kıbrıs’ın göç eden farklı toplumlardan birçok insanı barındırması... Lüzinyan’lardan tutun da, İtalyan’ı, İngiliz’i, Arap’ı, Ermeni’si ne çok millet gördü bu topraklar. Türkiye’den de göçler olmuştur ülkemize, hala daha da olmakta. Son zamanlarda farklı farklı ülkelerin insanlarını da görüyoruz ülkemizde. Afrika, Ukrayna, Moldova, Türkmenistan v.b.  Farklı kültürlerin ülkesi olmuştur Kıbrıs her zaman. Kıbrıs’ta yaşayan insanların en büyük zenginliği, barındırdığı binlerce yıllık kültür birikimidir bana göre. Pek değer verilmese de son zamanlarda.

Her gelen millet farklı izler bırakmıştır güzelim ülkemizde. Göç etmek başlarda özellikle savaş ülkelerinden kaçanlar için bir kurtuluş olsa da ilk başlarda, farklı toplumlarda hayat bulmak da zordur bilindiği üzere. Zaman geçtikçe anlaşılıyor travmaların sonuçları. Yapılan birçok istatistik de bu yöndedir özellikle ileriki yaşlarda oluşan kronik hastalıklarda. İlk başlarda yaşam mücadelesi verirken fark edilmeyen, su yüzüne çıkmayan sıkıntılar yıllar sonra kendini gösterebiliyor.

Hatta aklımda kalan bir tez konusuydu bu. Göç sonrası oluşan depresyonun 20 yıl sonra çıkabileceği mesela. Ne ilginç değil mi? Daha çok da göç eden erkeklerde oluşuyormuş.
Aslında tüm mesele gidilen ülkede nelerle karşılaştığındır daha çok önemli olan ve yaşanılan travmayı atlatmak için neler yaptığın. Her gelen insan toplumundan getirdiği kültürüyle geliyor ülkemize. Önemli olan tüm kültürler bir arada güzelce yaşayabilmeyi becerebilmektir aslında.
Bu hafta sizler için ailesi ile ülkemize Moldova’dan göç eden, çok küçük yaşından beri ülkemizde yaşayan, çok tatlı, sevecen, Kıbrıs aşığı bir solisti tanıtacağım. Eminim annesinin yaşam mücadelesi o kadar kolay olmamıştır. Ancak kendi çok küçük yaşlarda olduğundan hafızasında hep güzel anılar var. Ne mutlu annesine ki çocuklarına bu zorlu mücadeleyi çok hissettirmemiş.

Olga Matiuc. Henüz 25 yaşında çok genç bir şarkıcı. Hayatının büyük bölümünü müzik doldurmuş. Müziğin insanlar üzerindeki tüm güzel etkilerini taşıyan bir müzisyen. Sevgi dolu, pozitif, hırslarından arınmayı başarmış bir genç kadın o. Hayatını müzik yaparak kazanıyor ve aile bütçesine katkı koyuyor. Göçün kötü etkilerini müziğe sarılarak atlaşmış belli. Güçlü bir annenin kızı o.

Olga ile röportaj yapacağım gün müzik yaptığı mekanda buluştuk. Hazırlanma aşamasında da yanındaydım. Ne kadar sempatik bir kız anlatamam. Onun sesini dinleyenler bilirler. Yumuşacık bir sesi var insana huzur veren. Flütü ile eşlik ediyor söylediği parçalarına. Ben sesinden de ondan da çok etkilendim. Onu dinlerken hayat hikayesi film şeridi gibi geçti aklımdan. Onu çok sevmem muhtemelen küçük yaşımda göç yaşamış olmamdandır kim bilir.  Ya da babasız büyüyen kız çocukları kategorisinden bilmiyorum.

“Hayat hikayeme uygun seçiyorum” dediği parçaları beni de alıp sürükledi kendi yaşamıma. Müzik ruhun ilacıdır çoğu zaman ancak bazen de yaşadıklarınızı size hatırlatır tüm ruhunuzu titreterek... Ben öyle hissettim Olga’yı dinlerken. En çok da “Bana bir masal anlat baba” parçası dokundu o gece ta kalbime. Flüt sesi de büyüledi beni. Bazı insanlar ne kadar kötü şeyler yaşasalar da Tanrının onlara verdiği armağanları da vardır diye düşünürüm hep. Olga’ya güzel bir kalp vermiş, güzel bir yüz, müthiş bir ses ve enstrüman çalma yeteneği. Daha ne olsun değil mi? O da tüm bu güzellikleri onu dinleyenlere aktarabiliyor. Beni büyüledi o gece. Eminim dinleseniz aynı hisleri sizler de hissedeceksiniz hiç şüphem yok…

Seni tanıyabilir miyiz?
Adım Olga Matiuc. 1989 yılında Moldova’nın başkenti Kişinev’de doğdum. Müzisyen bir ailenin çocuğuyum. 8 yaşıma kadar anneannemin yanında büyüdüm, annemin çalışıyor olmasından ötürü. 1998 yılında Kıbrıs’a geldik. Annem ve ablamla yaşamımıza burada devam ettik.

Neden geldiniz?
Yaşamak için. Moldova’da hayat şartları çok zor olmuştu. Annem, anneannem öğretmendi. 1992 yılında Moldova Sovyetler Birliğinden ayrıldıktan sonra ekonomi çok kötü oldu. İnsanlar işsiz kaldı, çalışanların maaşları da çok düşürüldü.  Yaşayabilmek için başka ülkelere göç etmek zorunda kaldılar. Halen daha da göçler devam etmektedir. Biz de Kıbrıs’ta yaşamayı seçtik.

Neden Kıbrıs?
Çünkü babamın bir yeğeni vardı. Kıbrıs’a yerleşip burada evlendi. O bize tavsiye etti. Annemle babam ayrılmıştı. Annem ve bizler,  iki çocuğu için Kıbrıs’ın daha rahat yaşanır bir ülke olduğunu söylediler bize. O yüzden burayı seçtik. Bize burasının küçük, huzurlu, temiz ve insanlarının da çok iyi olduğu söylendi. Önce annem geldi. Bir şirkette temizlik ve yemek işi buldu. Daha sonra da bizleri getirtti.

İlkokulu Moldova’da okudun yani? Müzik hayatına ne zaman girdi?
Evet. Orda başladım. Burada bitirdim. Müzik hayatımda hep vardı. Moldova’da ilkokulda iken anneannem, annem ve okuldaki öğretmenlerim müzik kulağım olduğunu ve sesimin güzel olduğunu fark etmişlerdi. Okulun korosunda görev almıştım. Solo parçalar da söylerdim hep.

Kıbrıs’a geldiğinizde nasıl başladınız hayata?
Annemin aslında esas mesleği psikolojidir. Ancak Türkçesi yetersiz olduğu için bir şirkette işe girdi. Bizi de okula yazdırdı. Ben ilkokula devam ettim. Kardeşim de. Annem daha sonraları hem Türkçesini geliştirdi hem de işle ilgili birçok şey öğrendi. Bilgisayar mesela, muhasebe. Şu an şirketin muhasebesi ve sorumluluğunu yürütüyor. Geldiğinden beri aynı şirkette çalışıyor.

DESTEKLER

Çocukluğundan kalma kötü travmaların var mı?
Kıbrıs’a geldikten sonra zorluklar yaşadık. Ama küçük olduğumuz için çok da fark etmedik. Öyle kötü hatıralarım yok. Annem bize çok hissettirmedi. Ekonomik sıkıntılar yaşasak da kötü izler kalmadı bizde. Çocukluğumdan güzel anılarım var.

Kıbrıs’taki okulda da müzik kollarında görev aldın mı?
Kıbrıs’a gelince Şehit Ahmet Doğan ilkokuluna başladım. Ve burada da koroya girdim. Burada Mustafa Kutbittin hocamız vardı müzik öğretmeni, o bana yol gösterdi. Sınıf öğretmenlerim, müzik öğretmenlerim ve okul müdürümüz baş destekçim Ahmet Miralay’ın bana çok destekleri oldu. Onların da yönlendirmesiyle orta ve lise dönemimi Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Müzik bölümünde tamamladım. Bu arada Kıbrıs’a gelince piyano eğitimime başladım. Ukraynalı bir arkadaşımız vardı Kıbrıs’ta piyano eğitmeni ondan ders almaya başladım. Okulda korolarda piyano çalardım. Güzel sanatlarda esas dalım flütü seçtim, yan dal olarak da piyano hep vardı zaten, devam ettim. Hazırlık sınıfında şan eğitimi başlamıştı, şan dersleri alıp sesimi geliştirmeye başladım. Lise biterken yıl sonu gösterimizde, konserimizde, orkestrada hem piyano hem de flütümle eşlik ettim. Koroda ise Arap Ali ağıtı diye solo bir parça okudum.

Eğitimine müzikte devam ettin mi?
Evet. Doğu Akdeniz Üniversitesi Müzik bölümüne girmeye hak kazandım. 1,5 yıl devam edebildim. Daha sonra ekonomik nedenlerle bırakmak zorunda kaldım. İş hayatına atıldım. Üniversitede okurken bir grup kurmuştuk. Karnaval adında. Bu grupla ilk kez pop müzik söylemeye başladım. O güne kadar klasik eğitim almıştım çünkü. Daha sonra farklı gruplarda ve farklı organizasyonlarda hep müzik yaptım.

GRUP TOTEM

Şu anda hangi grupla çalışıyorsun?
Şu an yaklaşık 1 yıldır Grup Totem ile müzik yapıyoruz. Bibliotheque adlı mekanda Çarşamba akşamları, 2 haftada bir de cumartesi akşamları Cadde Passport’ta müzik yapıyoruz.  Grup Totem ile Nostalji müzikleri yapıyoruz. 80’ler ve 90’ların pop parçalarını çalıyoruz.

Piyano çalmayı bıraktın mı?
Profesyonel anlamda yapmasam da kendim için çalıyorum. Piyano ile klasik çalıyorum. Piyano ile ayrı bir bağım var ve pop çalmıyorum. Genellikle klasik çalıyorum. Genellikle hayatımı şarkı söyleyerek kazanıyorum.

Grup Totem hep vardı sanırım?
Evet Grup Totem köklü bir grup, hatta önceden ismi Çıkmaz Sokaktı. Ben aralarına son bir yıldır katıldım. Grupta gitar ve vokalde Hüseyin Saltan var. Daha önce İnci Moreket ile çalıştılar. Bas Gitarda Aziz Güven, Kemanda Ahmet Güvenler, Perküsyonda Kemal Ulutaş, Davulda Mehmet Kutruza var. Çalacağımız mekana göre 5, 6 kişi ya da 3 kişi de çıkabiliyoruz. Bibliotheque’de 3 kişi çıkıyoruz mesela, Cadde’de 5 Kişi, büyük organizasyonda 6 kişi.

Müzik yaptığınız yerlerde ilgi nasıl size?
Çok memnunuz. Daha yeni bir araya gelmiş bir grup olarak uyumluyuz ve güzel çalışmalar yapıyoruz. Nostaljik parçalar çalmamız da insanların ilgisini çekiyor. Enerjimiz çok güzel. Ben şarkılarımı sevgiyle ve ruhumla söylediğime inanıyorum ve bu da insanlara yansıyor bence. Ben söyleyeceğim parçaları da hayat hikayeme uygun seçiyorum. En önemlisi sözlerinde hissettiğim şeyler olması gerekiyor. O zaman daha içten ve hissederek okuyorum.

Hayat hikayende neler var?
Her insandan çok da farklı değil aslında. Hüzün var, ayrılıklar var, özlem var, sevinçler var, mutluluk var, mutsuzluk var, başarı-başarısızlık var.

Olga nasıl biridir?
Olga çok heyecanlı biridir. Çılgındır. Aileye, arkadaşlarına çok düşkündür. Duygusaldır. Aşk kadınıdır. Zaten birçok müzisyen böyledir. Sanatla uğraşan insanlar duygusaldır bana göre. Eğlenmeyi çok severim dans etmeyi de. Dans dersleri de aldım hep.

“MOLDOVA’YA AİT HİSSETMEDİM”

O ses Türkiye’ye katılmaya nasıl karar verdin? Nasıl bir deneyimdi?
Tamamen arkadaşlarımın teşvikiyle katıldım. Güzel bir deneyimdi. Şanssızlık yaşadık. 10 parça öneriyoruz. Benim seçtiğim 10. ve çok da isteksiz koyduğum bir parça çıktı. Uykusuz olarak çıktım. Ama yine de güzel bir deneyimdi. Eğlendik, oradaki insanları tanıdık.  2010 yılında Kıbrıs Genç tv’nin yapmış olduğu pop star yarışmasında 1. gelmiştim. Dereceye girmek benim için çok önemli değil. Sadece müzik yapıyor olmak benim için daha önemli.

Kıbrıs’ta yaşamaya başladıktan sonra Moldova’ya gittin mi hiç, kendini oraya ait hissettin mi?
Evet 2 kez gittim. 2006 yılında ilk kez bir de 2008 yılında gittim. Orada anneannem var, dayım, amcalarım  var. Kanım çekiyor orayı ama kendimi oraya ait hissetmedim. Ben Kıbrıs aşığıyım. Buranın doğası, denizi, arkadaşlıkları hiçbir ülkede yok. Ben kışın bile burada denize giriyorum. Her ülkede olduğu gibi burada da sorunlar var ancak şanslıyım ki ben burada hep güzel insanlarla karşılaştım. Güzel işler yapıyorum. Huzurlu bir yer bana göre.

Kıbrıs’ta son zamanlarda müzik yapmak için birçok mekan açıldı değil mi?
Evet çok güzel mekanlar açıldı. Bibliotheque mesela müzik yapmak için harika bir mekan. Otantik, akustiği çok güzel, görsel olarak da çok güzel, bunun yanında Lefkoşa’da eski mekanlar düzenlenip açılıyor. Örneğin arkadaşımız Çağrı Çerkez’in açtığı Nostalji bar çok güzel oldu. Cadde Passaport ve daha birçok yer var.

Müzik dışında neler yapıyorsun?
Bir dönem başka işlerde de çalıştım, bir hukuk bürosunda sekreterlik yaptım, daha sonra bir şirkette. Bir süre gündüzleri çalışmıyordum. Ocak ayında tekrar eski işime başlayacağım. İşin dışında arkadaşlarımla eğlenmeyi çok seviyorum. Yeğenim var onunla vakit geçiriyorum. Bir de atkı örüyorum sevdiklerime. Doğayı çok seviyorum. Dağlarda yürüyüş yapıyorum. Karmi’yi çok seviyorum. Oranın inanılmaz bir enerjisi var, orda yürüyüş yapıyorum. Denizi çok seviyorum, denize girmeyi de.

ALBÜM HAYALİ

Hayalin var mı?
Evet. Bir albüm yapmak istiyorum. Şartlar elverirse bu benim hayalimdir.

Kıbrıs’ta sesini beğendiğin, birlikte organizasyonlar yaptığın sanatçı arkadaşların var mı?
Evet çok var. Dinlemekten zevk aldığım Nafiz Dölek, Grup Rast, Grup Gommalar, Fikri Karayel, Ebru Aydın, Pelin Aydın, Eril Cambaz ve şu an aklıma gelmeyenler de olabilir. Ben müzik yapan herkesi seviyorum. Hırsları olanları pek sevmiyorum. Hayvanlar için yapılan bir organizasyona katıldım geçenlerde birçok sanatçı arkadaşımla. Hayvanları çok seviyorum zaten.  Güzel organizasyonlarda yer almayı severim.

Başka proje var mı?
Evet Ocak ayında Grup Totem olarak Adana’da güzel bir mekanda konser vermek üzere davet edildik. Onun için çalışıyoruz.

Son olarak söylemek istediklerin var mı?
Yeni yıla Leman Kültür’de girdik sevdiklerimizle. 2015 yılına çok güzel girdik. Yeni yılın bu ilk günlerinde tüm Kıbrıs halkına ve tüm dünyadaki insanlara önce sağlık, huzur, sevgi ve aşk dolu bir yıl dilerim. Yenidüzen ve  Adres Kıbrıs dergisi ailesine ve size çok teşekkür ederim.

Bu haber toplam 803 defa okunmuştur
Adres Kıbrıs 192. Sayısı

Adres Kıbrıs 192. Sayısı

Önceki ve Sonraki Haberler