1. HABERLER

  2. ARŞİV

  3. MODA VE ZERRİN AKINCI
MODA VE ZERRİN AKINCI

MODA VE ZERRİN AKINCI

ZERRİN AKINCI. Modacı olmayı ta çocuk yaşlardan aklına koymuş. Her ne kadar başka alanlarda eğitim alsa da önceleri modacı olmakla ilgili hayalleri hiç bitmemiş.

A+A-

 

Filiz Uzun

Beni tanıyanlar bilirler; Giyinmeyi, süslenmeyi, takıp takıştırmayı severim. Bir arkadaşım beni anlatırken birine şöyle demişti. ‘’Zayıf, uzun boylu, kırmızı ojeli ve devamlı ökçeli ayakkabı giyer’’. Bu tanım beni çok güldürmüştü o zaman.  Ama şunu da düşünmüştüm kişilerle özdeşleşen ve hiç değişmeyen bazı zevkleri vardır. Tarz deniliyor şimdilerde. Küçücük çocukların bile tarzı var. Gelişen ama asla değişmeyen.

Kadın olmanın en güzel yanı olduğunu düşünürüm ben süslenmek, giyinmek ve ökçeli ayakkabılar giymenin. Anne olabilmenin yanında... Son zamanlarda erkekleri de bu konuda yabana atmamak gerekir ama. Berbere düzenli giden, cilt bakımı, manikür, pedikür yaptıran, şık giyinen ve hatta tüylerini aldıran birçok erkek var artık. Eskisi gibi de benzetmeler yapılmıyor bu bakımlı erkekler için. Yeni bir tanım bulundu ‘’ Metroseksüel’’. Ben sanırım şık ve bakımlı olmayı sevdiğimden, bakımlı, temiz ve kendine yakışanı giyen erkekleri de severim.

Kadınlar için vazgeçilmez olandır modayı takip etmek, alış-veriş yapmak ve makyaj yapmak. Ve en mühimi de kuaförde saçını yaptırmak. Kendine ayırdığı ender zamanlardan biridir kuaförde olmak kadınlar için. Açıkçası ne kadar süslü biri olsam da kuaförü seven biri olduğumu söyleyemem. Kuaförde geçirilen zamana acıyorum ben. Çok özel bir zaman olmadıkça da gitmiyorum. Ender de olsa kuaföre gittiğim zamanlar, orda geçirilen zamanda, en çok sevdiğim şey kadınların muhabbetleridir ki buna bayılıyorum. Eşleriyle ilgili hikayeler, espriler, birbirlerine verilen öğütler kuaför çocuklara takılmalar, içilen kahveler, bakılan fallar hep eğlendirmiştir beni.

Kadınların en büyük zevklerinden biri de alış-veriş yapmaktır. Kıyafete astronomik rakamlar ödemek akıl kârı gelmese de bana, kadınların kendilerini ödüllendirmeleri gerektiğini düşünüyorum ben. Ve kadınların bu konuda çok yaratıcı olduklarını da. Bir bluzu 5-6 çeşit kullanan kadınlar biliyorum. Farklı renklerle harmanlayan, fular ve çeşitli takılarla renklendirenler çoktur. Ben de bu kadınlardanım sanırım. Bir kıyafeti farklı modellere sokabilirim hatta o şeklinden sıkıldığım vakit kesip biçip başka modele de çevirebilirim.

Kıbrıs’ta yaşayan kadınlara baktığımız zaman kıyafet almak konusunda çok meraklı olduklarını görüyoruz. Almakla ilgili sıkıntıları olduğunu düşünmüyorum ben. Yalnızca moda olan şeyleri kendilerine yakıştırmak konusunda sıkıntıları olduğunu düşünüyorum. Seksi olmak uğruna komik olanlar var çok rastladığım, şık olacağım diye rüküş olanlar da. Bence seksi olmak açık giyinmekle bağlantılı değildir. Her tarafını açanların da ne bana, ne de hiçbir erkeğe seksi geldiğini düşünmüyorum. Zevklerin ve renklerin tartışılmayacağı fikrine de inanmıyorum. Tartışılmalıdır bence. Hatta bazen çok rüküş giyinen birine gidip söylemek istediğim bile oluyor bazen, “sana ne” demeyeceklerini bilsem. “Hanımefendi bu kadar büyük kalçanız varken bu kadar dar bir etek hiç gitti mi size?’’ diye…

Bir tarzı olmalı insanın kendine ait… Giydikleri ruhuyla, bedeniyle bütünleşmeli. Masum yüzlü birinin istediği kadar seksi giysiler giysin, seksi görünemeyeceğini düşünüyorum ben. Bu konuda zorlamamalı bence. Ya da bakışlarından, duruşundan, mimiklerinden seksilik akan bir kadının takım elbise bile giyse yine seksi görüneceğine inanırım. Ruhla ilişkili olduğunu düşünüyorum her zaman görünüşünde.

Yazımdan da anlayabileceğiniz gibi bugünkü röportaj konuğum bir modacı. Genç bir kadın. ZERRİN AKINCI. Modacı olmayı ta çocuk yaşlardan aklına koymuş. Her ne kadar başka alanlarda eğitim alsa da önceleri modacı olmakla ilgili hayalleri hiç bitmemiş. Ve hayallerinin peşinden gitmeyi başarmış. Ailesinin de desteği ile Amerika’da moda eğitimi almış. Yeteneği ve eğitimini de birleştirerek yaptığı tasarımlarıyla Amerika’da ödül almayı başarmış, gencecik yaşında. Londra’da tasarımlarını sunma şansı da olmuş. Bir marka oluşturmuş ZA diye...

 Türkiye’de ve Kıbrıs’ta satılıyor tasarımları. Bence çok yakında tasarladıkları tüm dünyada satılacak. Neden mi? Çünkü hayal ediyor ve yapıyor. O hayal ettiklerinin peşinden gitmeyi beceriyor. Şimdi tüm dünyaya markasını tanıtmayı hayal ediyor. Daha önce de hayal eti ve yaptı. Bunun için çaba harcadı. Araştırdı, çalıştı ve başardı. O şimdi genç bir iş kadını, bir yaratıcı, üretiyor ve satıyor. Bundan da para kazanıyor. Şimdi 2013 ilkbahar-yaz için Londra’da önemli bir defilede sunacağı kreasyonu için hazırlanıyor. Ben ondan 2013 yılı kış ve yaz trendleri hakkında  tüyolar aldım. Ve sizlerle de paylaştık. Çok güzel bir sohbet oldu. Kim bilir belki bir gün onu Paris moda haftasında defilesini izleme şansına erişiriz. Kreasyonunu sergiledikten sonra ne güzeldir baş mankenle el ele podyuma çıkmak. Sanırım bir modacı için en büyük keyiftir izleyiciyle buluşmak. Yolun açık olsun diyorum Sevgili Zerrin’e. ZA markasının tüm dünyaya duyulmasını, Paris, Milano, Londra ve dünyanın birçok ülkesinin  mağazalarında tasarımlarını görmek dileğiyle….

ZERRİN AKINCI

·        F.U: Bize kendini tanıtır mısın?

·        Z.A: 30 yaşında henüz bir aylık evliyim. 2004 yılında KKTC Girne Amerikan Üniversitesi’nde Lisans eğitimini Halkla İlişkiler üzerine tamamladıktan sonra aynı yıl İngiltere'de University of Greenwich’de pazarlama iletişimi üzerine yüksek lisans eğitimini tamamladım. KKTCELL’de almış olduğum eğitimler doğrultusunda Pazarlama İletişimi biriminde görev aldım. 2008 yılında çocukluk  hayalim olan “moda” ve moda tasarımı eğitimimi gerçekleştirmek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne “University of Nevada – Las Vegas (UNLV)’a gittim. Moda tasarım bölümünde eğitimimi tamamladıktan sonra 2009 yılında sunduğu farklı tasarımla UNLV Fashion Art ödülünü kazanarak mezun oldum. Bu ödül benim, 1999 yılında henüz daha bir kolej öğrencisiyken tamamen amatör olarak katıldığım ve New York’da gerçekleştirilen  Fashion Icon – Hamil Group Design yarışmasında almış olduğum ödülden sonra  uluslararası anlamda almış olduğum ilk ciddi ödüldür. Bunu Nisan 2012’de Los Angeles, Orange County Fashion Showcase’de kazanmış olduğum ‘Outstanding Emerging Designer’ ödülü takip eder. Bu ödül ile 2013 yaz kolleksiyonunu tanıtmak amacıyla Los Angeles’da defile yapma hakkı kazanmış oldum.

 

·        F.U: Moda okumak nerden aklınıza geldi? Etkilendiğiniz bir var mıydı?

·        Z.A: Moda tutkum çocukluğumdan beri vardı. Televizyonun karşısına geçip gördüğüm elbiseleri çizerdim. Hatta lise yıllarımda internette bulduğum bir yarışma vardı. New-York’ta yapılan bir yarışmaydı. Oraya çizdiğim modelleri göndermiştim ve o yarışmada 2. olmuştum. Küçük yaşlardan beri çok çizim yapıyordum ve sürekli kendimi geliştirdim.

 

·        F.U: Sadece kıyafet mi çiziyorsun yoksa çizim derken resim yeteneğin de var mı?

·        Z.A: Çocukken resim dersleri aldım hatta resim GC sınavlarına da girdim. Resme hem merakım hem de yeteneğimin olduğunu düşünüyorum.  Aynı zamanda kıyafet çizimleri de yapardım ve bundan çok keyif alırdım.

“TERZİ Mİ OLACAKSIN?”

 

·        F.U: Ailenin moda eğitimi almak konusunda endişeleri oldu mu? Yani 2 üniversite tamamladıktan sonra moda okumanı desteklediler mi?

·        Z.A: İlk önce lisede bu bölümü okumayı istediğimde herkes bana terzi mi olacaksın derdi. Daha önceleri de Kıbrıs’ta gösterebileceğim bir modacı olmadığından bu konuyu kabul ettirmem zordu. Çünkü herkeste Kıbrıs için böyle bir meslek geçerli değil fikri vardı. Modaya dair hakikaten o dönemler bir kıpırdayış yoktu. Ama yıllar geçmesine rağmen bu konunun üzerinde durmam, istemem ve yeteneğimin olduğunu da görmeleri işimi kolaylaştırdı ve beni destekleyip eğitim almama yardımcı oldular.

 

·        F.U: Moda eğitimini alırken çizim yeteneğinin olması ve daha önceleri çizimle ilgili ders almanız size eğitiminizde yardımcı oldu mu?

·        Z.A: Çizim önemli fakat moda sadece çizim değildir. Modada kumaşlar var, renkler var, dikim var, tasarım var. Sadece çiziyorum demekle modacı olunmuyor. Yetenek de çok önemli bir etkendir. Yaratma yeteneği eğitimle olmuyor hatta dünyada birçok örneği de vardır. Hiç eğitim almamış modacılar. Hatta Kıbrıslı olanlar da var. Yetenek ve işin içinde yetişmek yani tecrübe çok önemlidir. Çizim çalışarak bir şekilde öğrenilir fakat yeteneğin yoksa bu işi yapamazsınız.

 

YÜKSEK KALİTEDE ÜRÜNLER

 

·        F.U: Sence Kıbrıs’ta modacıya ihtiyaç var mı?

·        Z.A: Kıbrıs’ta nüfus az ve moda sektörü fazla yok. Sektör derken alacak kişilerin olmamasını kastetmiyorum. Bu işe başlarken farklı süreçlerden geçilir. Ben size benim moda sürecimden bahsedeyim. Her modacı markasını kurarken (okulu bitirdikten sonra) deneme süreniz oluyor. Markalaşma ile ilgili olarak; Moda alanında, özellikle Kıbrıs'taki şartlar, materyaller ve aksesuarlar ile, bir şeyler yapmak çok da kolay değil. Bir kıyafeti oluşturan sadece tasarım değil. Kumaş, dikiş, aksesuar kalitesi, renk uyumu vs vs… Kısacası, bir arada doğru bir şekilde kullanılması gereken birçok öğe var. Bugün, gerek tasarımı gerek kumaş ve dikim kalitesi ile yüksek kaliteli ürünler sunmanın haklı gururunu yaşıyoruz.

 

·        F.U: Kendi markanı kurman nasıl oldu?

·        Z.A: Eğitimim sonrasında Kıbrıs'a dönüşümün ardından  Bursa'da yer alan GHS firması ile ZA by GHS adı altında iki farklı koleksiyon çalışmasından sonra, ZA by Zerrin Akıncı markası,  'An envelope..All I am waiting for..'- Tek beklediğim bir mektup koleksiyonu ile Londra Moda Haftası kapsamında ilkbahar/Yaz 2012 koleksiyonunu tanıttık.  Bugünlerde marka, çözüm ortağı Orhan Gavani ile yeni bir markalaşma sürecine girmiş bulunuyoruz. Üretim, özellikle kaliteli ve zamanında yapılabilen üretim, moda sektöründeki herkesin de bildiği gibi sancılı bir konu. Tasarladığımızı dünya standartlarında bir kalite ile üretebiliyoruz. Bu bir ekip işi. Markalaşma süreci kapsamında marka, daha kolay akılda kalabilmesi ve yazılı medyada kolaylıkla kullanılabilmesi için ZA olarak kısaltıldı. Hedefimiz özellikle yurt dışı ancak Kıbrıslı moda severlerimizi de  Novita Butik'de markamızla tanıştırıyoruz.

 


 

Yeniden dönüşüm

 

·        F.U: Sanırım bazı sosyal sorumluluk projelerinde de görev aldın. Neydi bunlar?

·        Z.A: “Yeniden dönüşüm (recycled materials”) gibi projelerin reklam kampanyaları için özel tasarımlar hazırladım. Yine benim yönetimimdeki çalışmalarımı gösteren kısa dönemli “Perşembe Atölyeleri” adlı proje ile de modanın yeniden tekrarını anımsatırcasına eldeki mevcut kıyafet ve aksesuarları yeniden tasarlama yönünde dersler verdim.

 

·        F.U: Markanız başka nerelerde satışa sunuluyor?

·        Z.A: Novita Butik, Lefkoşa, F8 concept butik, Nişantaşı/İstanbul,Building, Bağdat Caddesi/İstanbul, Nana Butik, Türkbükü, ayrıca New York'da ve San Francısco'da temsilciliklerim de bulunmaktadır.

 

·        F.U: Tasarımların tek tek mi, seri üretim mi?

·        Z.A: Seri üretim yapıyoruz. Yani bir ürünün 36-38-40 ve 42 bedenleri 2 seri olarak üretiyoruz.

 

·        F.U: Herhangi biri gelip size bana bir özel bir tasarım yapmanızı istiyorum dese çalışır mısınız?

·        Z.A: Eğer tasarımı size bırakıyorum derse çalışabilirim fakat Kıbrıs’ta kişiler ellerinde bir modelle gelip bunun benzerini istiyorum diyorlar. Bunu çalışmak istemem açıkçası. Tasarım ve dikimi bana bırakılırsa kabul edebilirim ancak. Çünkü tasarımımın dikim aşaması ile de, kumaşı ile de ben ilgilenmek isterim. Çünkü üçü bir bütündür. Ancak bu iş benim tercih ettiğim bir şey değildir. Benim işim tasarımlarımın seri üretim şeklinde yapılmasıdır. Ve markamı duyurmaktır esas amacım. Kişiye özel çalışmaya hiçbir zaman yakın olmadım.

“AMACIM SATMAK”

 

·        Z.U.: Mesleğinizde yaratıcı olmak çok önemli fakat duyulan ve bu işten para kazanan bir modacı olmak için yeterli midir?

·        Z.A: “Ben çok farklı bir model yarattım” demek yeterli değildir. Ben houte couture show yapmıyorum ve amacım da bu değil. Benim yaptığım yarattıklarımı satabilmektir. Tasarımlarımı satıcı bulabilecek bir şekilde sunmam gerekiyor. Çünkü amacım satmak. Sadece tasarım yetmiyor, dikiminin ve kumaşının da iyi olması gerekiyor. Ve satmak için de Pazar araştırmasının çok iyi yapılması gerekiyor.

 

·        F.U: Moda show’larında gördüğümüz defilelerdeki modeller ve tasarımların çoğu giyilecek gibi değil. Orda amaç modacıların yaratıcılıklarını sergilemesi midir?

·        Z.A: Houte couture dediğimiz show’lar vardır. Ki burada modacı neler yaratabildiğini sergiler. Bir de giyilebilecek ve satılabilecek kıyafetlerin sergilendiği defileler vardır.

 

·        F.U: Sizce Kıbrıs’ta kadınlar/erkekler modaya uyuyor mu? Nasıl giyiniyoruz?

·        Z.A: Kıbrıs’ta sorun modayı takip etmemek değil. Belki de çok yakından takip ediliyor. Fakat burada sorun modayı kendi vücudun ve sana yakışanla harmanlamayı becermek önemlidir. Her bedenin, tenin kendine yakışan model ve renkler vardır. Doğru modeli ve rengi bulmaktır önemli olan. Çok beyaz birinin beyaz modadır diye kullanması gibi yani.

 

·        F.U: hep söylenen bir cümle var. ‘’moda kişiye yakışandır’’ . Bu doğru bir yaklaşım mıdır size göre?

·        Z.A: Modayı ben şöyle tanımlıyorum. “Moda bir stilin  belirli bir sürede trend olmasıdır”. Bu stilin size yakışması lazım. Eğer size yakışmıyorsa da sizin bunu kendinize yakışacak şekilde harmanlamanız lazım. Sanırım burada da sorun budur. Harmanlamayı beceremiyoruz.

 

·        F.U: Eskiden herkes kendine yakışanı diktirip giyerdi. Şimdi moda sayfalarındaki her şey mağazalarda da var kolay ulaşılabiliyor.

·        Z.A: Aslında teknolojinin de etkisi var. Özellikle gençler moda sayfalarını internetten takip ediyorlar ya da ünlülerin giydikleri kıyafetlerden görüp uygulayabiliyorlar. Modayı takip çok fazla ama kendine yakışanı bulmakta sorun var.


Astronomik rakamlar

 F.U: Ünlü modacıların tasarladığı kişiye özel tasarımlar için astronomik rakamlar duyuyoruz doğru mu rakamlar?

Z.A: Kişiye özel tasarım daha önce yaptım. Tabii ki buradaki rakamlarla diğer ülkelerde yaptığımız tasarımlara aldığımız rakamlar farklıdır. Bunun nedeni kullanılan kumaş, kullanılan malzeme, kullanılan taşların değeri, tasarım için harcanan zaman ve enerji bunların etkisi büyük değeri belirlemekte.

 

“EKONOMİK KRİZDEN ETKİLENMEDİK”

 

·        F.U: Şu anda tasarımlarınız kimlere hitap ediyor? Bayan mı erkek mi? Genç mi orta yaşlı mı?

·        Z.A: Ben bayan giyim çalışıyorum. Daha çok 20-45 yaş arası... Şu an satışa sunulan kıyafetler. 2012 ilkbahar-yaz Londra moda defilesinde sunduğum tasarımımdır. Daha çok genç bayanlar tercih etti. 40 yaş bayanlar da tercih etti.

 

·        F.U: Daha çok hangi tasarımınızın tercih edildiğini takip ediyor musunuz?

·        Z.A: Kesinlikle. Takip etmek zorundasınız zaten. Daha sonraki kreasyonunuzu hazırlarken beğenilen model baz oluşturuyor farklı değişiklikler yapıp başka modeller yaratıyorsun çünkü.

 

·        F.U: Sen de iş kadınısın? Ve şu an tüm dünyada da bizde de ekonomik kriz var. Siz de etkilendiniz mi bu krizden?

·        Z.A: Bizim ürünlerimiz daha çok gece kıyafeti ve dışarıda giyilecek kıyafet olduğundan, özel bir geceye gidecek olanlar ihtiyacı varsa mutlaka alıyor. Açıkçası krizden çok fazla etkilenmedik diyebilirim.

 

·        F.U: Modacı olmak isteyen gençlere tasfiyen nedir?

·        Z.A: Zaten kişi bu mesleği gerçekten istiyorsa ellerinin altında internet var. Ve araştırmalılar bu iş için kendileri için uygun olan bir ülkede eğitim almalılar. Yetenekleri varsa eğer hayallerinin peşinde gitmeliler. Kendilerine bu uğurda bir yol çizmeliler.

 

·        F.U: Bildiklerinizi aktarıyor musunuz birilerine. Kurs vermek gibi?

·        Z.A: Evet. LedraArt Sanat Okulunda tasarım, stil ve imaj dersleri veriyorum.  Buraya gelenlere de kendi bilgilerim ve deneyimlerimi paylaşıyorum. Herkese açığım. Paylaşabilirim bildiklerimi.

 

“PARA KAZANMAYA BAŞLADIM”

 

·        F.U: Beğendiğiniz modacılar var mı? Kıbrıslı birkaç modacı var, onlarla tanışıyor musunuz? Fikir alış-verişiniz oluyor mu?

·        Z.A: Evet beğendiğim ve idolüm olan modacı Kıbrıslı Hüseyin Çağlayan’dır. Yaptıklarını ve sanat anlayışını çok beğeniyorum. Türkiye’de son zamanlarda Zeynep Tosun’u çok beğeniyorum. Kıbrıslı modacılarla da zaman zaman görüşüyoruz. İletişim halinde olduklarım var.

 

·        F.U: Yaptığın işten para kazanıyor musun?

·        Z.A: Evet. Kazanmaya yeni başladım sayılabilir.

 

·        F.U: Modanın şehirleri sizce nereleridir?

·        Z.A: Milano, Londra, Paris ve İtalya. Bunun nedeni modacıların moda defilelerinin buralarda yapılması ve ünlü modacıların burada yaşamasıdır. Ünlü moda defileleri de burada olur ve yılın trendleri de buradaki modacıların defilelerinden yayılır.

 

·        F.U: Önümüzdeki sezon kış ve yazın trendleri ile ilgili bize ipuçları verebilir misin? Neler moda olacak? Hangi renkler mesela?

·        Z.A: Bu yıl en çarpıcı özellik etek boylarıdır. Etek boyları dizlere kadar iniyor. Kalem etek diyoruz biz bunlara.  Toprak renkler, ten renkleri, pastel renkler yine devam ediyor. Kahveler maviler olacak yine. Pantolonda darlar da, bol modeller de olacak. Kışın göze çarpacak olan bir diğer şey de bol ve büyük ceketler.

 

·        F.U: Sana ulaşılabilecek bir iletişim adresi var mı?

·        Z.A:zerrinakinci.com
https://www.facebook.com/#!/groups/172303509517930/
0090533 860 01 78

 

 

 

 

 

 

 

 

Bu haber toplam 904 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler